Bağırmak nedir, Bağırmak ne demek

  • İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak
  • Yüksek sesle azarlamak.
  • Kendini belli etmek.

"Bağırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti." - Ö. Seyfettin
  • "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."

Yerel Türkçe anlamı:

Ağlamak.

Bağırmak. || bağurmak

Bağırmak anlamı, kısaca tanımı:

Bağırıp çağırmak : Öfkeyle bağırmak.

Bağırma : Bağırmak işi.

Bangır bangır bağırmak : Yüksek sesle, avazı çıktığı kadar bağırmak.

Buradayım diye bağırmak : Göze çarpacak bir yerde bulunmak.

Danalar gibi bağırmak : Çok kuvvetle bağırmak, haykırmak.

Yüzüne bağırmak : Birine öfke ile saygısızca sözler söylemek.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Çıkarmak : Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Bulmak, ortaya koymak. Sağlamak, elde etmek. Boşaltmak. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Göstermek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Hatırlamak. Yollamak, göndermek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Sonunu getirmek. Yayımlamak. Yapmak, üretmek. Sunmak. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Söylemek. Resim yapmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.

 

Azarlamak : Kırıcı ve sert söz söylemek, paylamak, tekdir etmek.

Belli : Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Beli olan. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr. Belirli, muayyen.

Etmek : Demek, söylemek. Herhangi bir değerde olmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Bulmak, erişmek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Eşit değer kazanmak. Kötülükte bulunmak.

Yüksek : Normal değerlerin üstünde olan. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Erdemli, faziletli. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Etkili. Güçlü, şiddetli. Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Derece veya makamı bakımından üstün.

Bağırmak ile ilgili Cümleler

  • Arkadaşıma kupa verildiği zaman sevinçle bağırmaktan başka bir şey yapamadım.
  • Gerçekten yüksek sesle bağırmak zorunda mıydın?
  • Tom'un futbol maçında bağırmaktan sesi kısılmıştı.
  • Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.
  • Birine bağırmak istiyorsan, bana bağır.
  • Duyulmak için bağırmak zorunda kaldım.
  • Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
  • Bağırmak zorunda değilsin. Seni duyabiliyorum.
  • Jale onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti.
  • Bağırmak ve çığlık atmak seni hiç bir yere götürmez.
 

Diğer dillerde Bağırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bağırmak ne demek? : v. shout, bawl, yell, scream, exclaim, shout out, shout at, bark at, bark, bellow, call, cry, ejaculate, holler, hollo, holloa, hoop, hoot, howl, roar, sing out, whoop

Fransızca'da Bağırmak : crier, brailler, clamer, grogner, vomir

Almanca'da Bağırmak : v. anbrüllen, ausrufen, brüllen, quieken, quieksen, rufen, schnattern

Rusça'da Bağırmak : v. кричать, орать, голосить, выкрикивать, каркать, квакать, кудахтать, хрюкать, крякать, гоготать, накричать, наорать, выкрикнуть, закаркать