Time lag türkçesi Time lag nedir

  • Herhangi bir olayın gerçekleştiği an ile o olaya ilişkin verilerin sağlanması, algılanması, yasama ve yürütme işlemlerinin gerçekleştirilmesi arasında geçen zaman. krş. veri gecikmesi, algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, yürütme gecikmesi.
  • Ara.
  • Zaman aralığı.
  • Fasıla.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Gecikme süresi.
  • Zaman farkı.
  • Zaman darlığı.
  • Değişkenin etkisini göstermedeki gecikme.
  • Gecikme.

Time lag ingilizcede ne demek, Time lag nerede nasıl kullanılır?

Time : Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Defa. Saat tutmak. Süre tutmak. Zamanlamak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Kurmak. Müddet. Vakit. Tempo tutmak.

Lag : Geri. Duraklamak. Herhangi bir olayın gerçekleştiği an ile o olaya ilişkin verilerin sağlanması, algılanması, yasama ve yürütme işlemlerinin gerçekleştirilmesi arasında geçen zaman. krş. veri gecikmesi, algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, yürütme gecikmesi. Tahta kaplamak. Otomatik denetim yönteminde duyarlılık ile uygulama arasında geçen süre. Gecikme. Bilgisayar, ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Gecikmek. Son. Gerilik.

 

Time after time : Birbiri ardınca. Birçok kere. Kırk kez. Çoğu kez. Art arda. Tekrar tekrar. Sık sık. Defalarca.

Time aggregation : Zaman toplulaştırması.

Time and a half : Bir buçuk katı.

Time and again : Defaatle. Art arda. Birçok kere. Kaç kez. Çoğu kez. Birbiri ardınca. Defalarca. Tekrar tekrar.

İngilizce Time lag Türkçe anlamı, Time lag eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Time lag ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hysteresis : Kesiklik. Histerezis. Histerez. Histeresis. Herhangi bir iktisadi değişkenin geçici bir şok sonrası başlangıç dengesine dönememesi durumu. bk. gecikme. Zamana bağlı uzun süreli etkiler.

Discontinuance : Son verme. Kesilme. İnkıta. Devamsızlık. Davanın düşmesi. Devam etmeme. Vazgeçme. Kesiklilik. Duraklama.

Detention : Alıkoyma. Alıkonma. Evci çıkarmama cezası. Engellenme. Tutuklama. Tevkif. Tutma. Gözaltına alma.

Discontinuations : Vazgeçme. Son verme. Sona erme. Kesilme. Devamsızlık. Duraklama. Kesme.

Deferments : Vade. Ödemeyi geciktirme. Erteleme. Ertelenme. Tecil. Talik. Tehir.

Jitter : Sapma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Heyecan. Stres. Sinirlenmek. Sinirden titremek. Seğirme. Titreme. Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması.

Cessations : Durma. Kesilme. İnkıta. Durdurulma. Duruş. Sona erme. Ara verme.

Interim : Boşluk. Geçici. Muvakkat bilanço. Geçici şey. Aralık. Muvakkat. Muvakkat rapor.

 

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Chasm : Yarık (derin). Duygusal farklılık. Yarık. Boşluk. Yarılarak açılmış yer. Büyük ayrılık. Derin yarık. Uçurum. Gedik.

Time lag synonyms : comma, lag period, breaks, abscission, abscissions, time interval, detentions, interims, a type mutual funds, discontinuity, ability to pay principle, lag, break, ability to pay approach, a change in supply, discontinuation, intermission, ability rent, cessation, a shift in demand, a change in individual demand, breather, abnormal budget, hiatus, band, chasms, delayed, hiatuses, breathers, interval, holdups, deferment, delay time.