Toilet seat türkçesi Toilet seat nedir

  • Klozet.
  • Klozet üzerine tutturulan oturma yeri.
  • Klozet kapağı.
  • Klozet oturacağı.
  • Klozet üstüne tutturulan oturma yeri.

Toilet seat ile ilgili cümleler

English: Mary doesn't like it when Ali leaves the toilet seat up.
Turkish: Ali tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.

English: It irritates Mary when Ali leaves the toilet seat up.
Turkish: Ali tuvaletin kapağını açık bıraktığında bu Mary'yi kızdırıyor.

Toilet seat ingilizcede ne demek, Toilet seat nerede nasıl kullanılır?

Toilet : Helataşı. Hela. Giyim kuşam. Klozet. Giyinme. Süslenme. Yıkanıp giyinip taranma işi. Çekidüzen. Tuvalet. Makyaj.

Seat : Oturacak yer. Yer. Merkez. Kıçını tamir etmek (pantolon). Oturtmak. Yuvasına oturtmak. Oturağını tamir etmek. Bir seyircinin tiyatro seyrederken oturduğu yer. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemada, oturacak yer birimi olarak kullanılan terim. sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm.

Toilet articles : Helalarda kullanılan özel maddeler. Temizlik için kullanılan maddeler. Tuvalet maddeleri.

Toilet attendants : Temizlik işçileri. Tiyatro yapısının temizliğinden sorumlu işçiler.

Toilet bag : Makyaj çantası.

 

Toilet bowl : Klozet. Alafranga hela taşı. Tuvalet leğeni.

İngilizce Toilet seat Türkçe anlamı, Toilet seat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Toilet seat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Toilet : Yıkanıp giyinip taranma işi. Alaturka hela. Süslenme. Giyim kuşam. Tuvalet. Ayakyolu. Çekidüzen. Helataşı. Hela.

Water closet : Oturma helataşı. Wc. Yüznumara. Tuvalet. İçindeki pislikleri pissu döşemine bir emme yardımıyla akıtan oturma helataşı. Sifon ve suya sahip tuvalet. İnsan dışkısının pissu döşemine atıldığı, oturak gibi kullanılan bir araç. Ayakyolu. Kabine.

Urinals : Pisuvar. Pisuar. İdrar kabı. Hela. Ördek. Pota. Çişlik. Çiş kabı. Sürgü.

Commode : Şifoniyer. Şifonyer. Komodin. Lazımlık iskemlesi. Konsol. Çekmeceli dolap. Oturaklı iskemle. Oturak.

Flushing box : Tuvaleti temizlemek için içinde su bulunan ve sifon çekildiğinde içindeki suyu tuvalet içine boşaltan su haznesi. Tuvalet su deposu.

Commodes : Oturak. Şifonyer. Çekmeceli dolap. Konsol. Oturaklı iskemle. Komodin. Şifoniyer. Lazımlık iskemlesi.

Toileting : Ayakyolu. Yıkanıp giyinip taranma işi. Kabine. Tuvalet. Helataşı. Alaturka hela. Makyaj. Hela. Giyinme.

Urinal : Ördek. Sürgü. Pota. İdrar kabı. Pisuvar. İşeme duvarı. Çiş kabı. Sidiğin pissu döşemine akıtıldığı yer. Çişlik.

Flush tank : Helataşının yıkanmasında kullanılan su haznesi. Hela rezervuarı. Tuvalet üstündeki su haznesi. Tuvalete ait rezervuar. Yıkama deposu. Rezervuar. Biriktirici.

Closeting : Gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi). Bir odada özel görüşmek. Odaya kapatmak. Helataşı. Hücre. Alafranga helataşı. Gizli oda. Tuvalet. Dolap.

Toilet seat synonyms : closets, toilet bowl.