Tourist türkçesi Tourist nedir

Tourist ile ilgili cümleler

English: Ali once worked as a tourist guide.
Turkish: Ali bir zamanlar bir turist rehberi olarak çalıştı.

English: Hawaii is a popular tourist resort.
Turkish: Hawaii popüler bir turizm beldesidir.

English: A four-year-old American tourist was disappointed to realize that, in fact, the Sichuan province is not entirely made of spicy beef, in spite of its famously piquant cuisine.
Turkish: Dört yaşındaki Amerikalı turist, aslında, Sichuan eyaletinin ünlü mayhoş mutfağına rağmen tamamen baharatlı sığır etinden yapılmamış olduğunu farkettiği için hayal kırıklığına uğradı.

English: Almost every tourist carries a camera with him.
Turkish: Neredeyse her turist yanında bir kamera taşır.

English: I have a tourist visa.
Turkish: Benim bir turist vizem var.

Tourist ingilizcede ne demek, Tourist nerede nasıl kullanılır?

Tourist agency : Seyahat ofisi. Turist ajansı. Seyahat acentası. Seyahat ajansı. Turizm acentesi. Turizm ajansı.

Tourist attraction : Turistleri cezbetmeye yönelik site. Turizm merkezi. Turist tatik köyü. Ziyaretçi çeken her şey. Turistik atraksiyon. Turist çekimi.

Tourist attractions : Turist çekimi. Turistik yerler. Turistleri cezbetmeye yönelik site. Turist tatik köyü. Turist cazibe yerleri.

 

Tourist bureau : Turizm bürosu.

Tourist bus : Turist otobüsü. Turistleri özel tur ve programlara götüren otobüs.

Tourist season : Yılın turistlerin yurtdışına seyahat ettikleri kısmı (tipik olarak yazın). Turizm sezonu. Turist sezonu.

Tourist menu : Turist mönüsü.

Where is the tourist information office : Turizm danışma bürosu nerede.

Tourist film : Turizm filmi. Bir ülkenin turistik özelliklerini tanıtmak amacıyla çevrilmiş film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Touristic : Turistik. Turistler veya turizmle alakalı. Turist özelliğine sahip olan.

İngilizce Tourist Türkçe anlamı, Tourist eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tourist ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Traveler : Pazarlamacı. Seyahat eden kimse. Transbordör. Gezmen. Seyyar iskele. Seyahat eden. Satış temsilcisi (gezici). Bkz.traveller.

Emmet : Karınca. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Düzenli koloniler şeklinde yaşayan sosyal bir böcek.

Tourer : Gezinti uçağı. Gezi arabası.

Traveller : Yolcu. Pazarlamacı. Gezici. Gezmen. Çerçeve sahneli tiyatrolarda, en çok kullanılan yanlara doğru açılan tiyatro perdesi. Satış temsilcisi (gezici). Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Seyyar iskele.

Gallivanter : Çapkın erkek. Flörtçü. Boş boş gezen. Kadın peşinden koşan erkek. Gezip tozan. Eğlence arayışı içinde olan kimse. Avare. Zampara. Başıboş dolaşan kimse.

Itinerant : Seyyar kimse. Gezginci. Gezici. Dolaşan. Gezer. Seyyar.

Dudes : Arkadaş. Dönme. Dost. Ahbap. Şehirden gelen tatilci. Züppe. Gösteriş düşkünü.

 

Globetrotters : Seyyahlar. Dünyayı gezen kimse.

Emigratory : Konar-göçer. Gezen. Dolaşan. Mevsime göre yer değiştiren kuşlar veya diğer hayvanlarla ilgili. Göçebe.

Sightseers : Geziye çıkmış kimse.

Tourist synonyms : gadder, itinerants, passenger, trippers, emmets, rubberneck, circuiter, journeyer, pilgrim, medicinal, rolling stone, travelers, pilgrims, travellers, journeyers, tourists, holidaymaker, gallivanters, excursionist, trekkers, rubbernecking, rubbernecked, tripper, passengers, trekker, globetrotter, rubbernecks, dude, explorer, mobile, sightseer, gadders, sight seer.

Tourist ingilizce tanımı, definition of Tourist

Tourist kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who makes a tour, or performs a journey in a circuit.