Gezgin nedir, Gezgin ne demek

Gezgin; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah

"Gezgin" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz." - M. And

Yerel Türkçe anlamı:

1.bk.gezeğen. 2.bk. gezekçi.

Seyyar satıcı

Uykuda gezen (kimse).

Çok gezen (kimse).

Gezgin isminin anlamı, Gezgin ne demek:

Erkek ismi olarak; Çok gezen, çok gezi yapan kimse.

Fransızca'da Gezgin ne demek?:

ambulant

Gezgin kısaca anlamı, tanımı:

Gezginci : Gezerek iş gören, gezici, seyyar.

Gezgincilik : Gezginci olma durumu.

Gezginlik : Gezgin olma durumu, turistlik, seyyahlık.

Gezmek : Bir yerde dolaşmak, yürümek. Bulunmak. Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Herhangi bir biçimde gezinmek. Hasta ayağa kalkmak. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek. Bir yerde gezi yapmak.

Tanımak : Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak. Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak. Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek. Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek. Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek. Varlığını kabul etmek. Sorumlu bilmek. Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak.

 

Görmek : Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Gezmek. Yanına gidip konuşmak. Anlamak, kavramak, sezmek. Almak. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Vermek. Yapmak, etmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Bir işleme uğramak. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Bir şeye erişmek. Karşılaşmak, rastlaşmak. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Ziyaret etmek. Sahne olmak, geçirmek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak.

Dinlenmek : Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek. Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek. Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek. Dinleme işine konu olmak.

Gezi : Bu kumaştan yapılan. Gezilip hava alınacak yer. Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş. Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılmış olan yolculuk. Gezinti yeri. Ülkeler veya şehirler arasında yapılmış olan uzun yolculuk, seyahat.

 

Gezici : Gezgin. Halka yardım amacıyla hizmet götüren.

Gezmen : Gezgin.

Gezgin hücre : Ameboid hücre.

Gezgin kelime : Birçok dillerde kullanılan ve kaynağı bilinmiyen kelime. Kedi, Kiraz, Zurna gibi. [Bakınız: gezici kelime]

Gezgin küitür : Çoğu bilim adamlarınca, birçok özellikleri, en çok da yayılım gücü yönünden, halk kültüründen üstün olduğu savunulan kültüre verilen bir başka ad. bk. kültür, halk kültürü, yayılım.

Gezgin sözcük : (Derleme.. dolaşan kelime, yaygın kelime) Birçok dilde yaygın bir şekilde kullanılan sözcük: Paşa, begüm, atom vb.

Gezginer : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Çok gezen kimse.

Gezgin ile ilgili Cümleler

  • Bir çok ülkeden gezgin geldi.
  • Bir kısım gezgin New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.
  • Ben çok gezgin değilim.
  • Gezgin bana yol sormak için durdu.
  • Ali ve Mary sırt çantalı gezginlerdir.
  • Kafaları karışmış gezginler yanlış şehre doğru yöneldiklerini fark ettiler.
  • Gezgin, akşam New York'a ulaştı.
  • Birçok gezgin gidecekleri yerlere trenle seyahat etme yerine bir araba kiralamaya karar verdiler.
  • Ben yalnızca ruhun saflığını arayan bir gezginim.

Diğer dillerde Gezgin anlamı nedir?

İngilizce'de Gezgin ne demek? : n. voyager, wanderer, widely traveled, traveller [Brit.], traveler, passenger

Fransızca'da Gezgin : voyageur/euse, ambulant/e, qui voyage beaucoup

Almanca'da Gezgin : n. Fahrende, Wanderer, Wandersmann

Rusça'da Gezgin : n. путешественник (M), турист (M)

adj. передвижной, полевой