Gezi nedir, Gezi ne demek
Gezi; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Ülkeler veya şehirler arasında yapılmış olan uzun yolculuk, seyahat.
- Gezilip hava alınacak yer.
- Gezinti yeri.
- Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş.
- Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılmış olan yolculuk

- Bu kumaştan yapılan.
"Gezi" ile ilgili cümle örnekleri
- "Yalnız omuz başlarını örten, kısa kollu, gezi gibi yarı sert kumaştan, yakasız bir yaz ceketiydi." - R. H. Karay
- "İnönü gezisi. Taksim gezisi."
- "Kafile, rol alan şahıslar tarafından yapılmış olan türlü oyunlarla geziyi tamamlar." - A. K. Tecer
Yerel Türkçe anlamı:
Hareli ipek kumaş.
Köy halkının, köy odasına gelen misafire, çobana, imama sıra ile yemek göndermesi.
Seyahat.
Düğünlerde ev ev kına gezdirme.
Köşe.
Diğer sözlük anlamları:
Bir nevi ipek kumaş.
Gezi tanımı, anlamı:
Geziye çıkmak : Uzak yerleri dolaşmak.
Gezi yazısı : Gezilip görülen yerleri, özelliklerini, oralardaki insanların yaşantılarını, geleneklerini anlatan düzyazı.
Dış gezi : Ülke sınırları dışına yapılmış olan gezi.
Çalışma gezisi : İş gezisi.
İş gezisi : Karşılıklı iş ilişkilerini düzenlemek amacıyla bir ülke veya şehre yapılmış olan seyahat, çalışma gezisi, iş seyahati.
Gezici : Gezgin. Halka yardım amacıyla hizmet götüren.
Gezici kütüphane : Halka eğitim ve öğretim amacıyla götürülen kitaplık hizmeti.
Gezici topluluk : Belli bir yeri olmayıp özel araçlarla dolaşarak oyunlar sergileyen topluluk.
Gezicilik : Gezici olma durumu.
Gezilme : Gezilmek işi.
Gezilmek : Gezme işi yapılmak, dolaşılmak.
Gezimcilik : Aristotelesçilik.
Gezinme : Gezinmek işi, seyran.
Gezinmek : Özellikle doğaçtan yapılmış olan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak. Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek. Belirli bir çevre içinde gezip durmak.
Gezinti : Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
Gezinti yeri : Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge, promönat.
Gezip tozmak : Eğlenmek amacıyla çokça gezmek.
Geziş : Gezme işi.
Ayaz paşa kol geziyor : "dışarıda çok soğuk var" anlamında kullanılan bir söz.
Köpeksiz köy bulmuş da çomaksız geziyor : .
Ülke : Devlet. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.
Şehir : Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site.
Yolculuk : Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme. Bu gidiş gelişte geçen süre. Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer.
Seyahat : Yolculuk. Gezi.
Gezmek : Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde dolaşmak, yürümek. Herhangi bir biçimde gezinmek. Hasta ayağa kalkmak. Bulunmak. Gitmek, başvurmak. Bir yerde gezi yapmak. Bir yeri görüp incelemek.
Görmek : Çok değer vermek. Bir şeye erişmek. Ziyaret etmek. Almak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Yanına gidip konuşmak. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Gezmek. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Bir işleme uğramak. Vermek. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Anlamak, kavramak, sezmek. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek.
Eğlenmek : Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek. Oyalanmak. Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek. Neşeli, hoşça vakit geçirmek.
Hava : Esinti. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Çekicilik. Çevreyi kuşatan boşluk. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Gökyüzü. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Tarz, üslup. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Müzik parçalarında tür. Keyif, âlem. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz).
Yer : Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Önem. Durum, konum, vaziyet. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Yerküre. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Gezinilen, ayakla basılan taban. Ülke. İz. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Görev, makam. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Gezi bakısı : Bir gezi sırasında ilk görülen hayvan ya da insana bakılarak geleceği okuma işi. bk. bakı krş. insan bakısı, hayvan bakısı.
Gezi çeki : Gezilerde, gidilen ülkenin ulusal parası ile ödeme olanağı sağlayan bir çek türü. Geziye çıkacak kişileri, üzerlerinde büyük paralar taşımak sakıncasından kurtarmak amacıyla, bankaya yatırılan gezi giderleri karşılığı o bankanın her dalında paraya çevrilmek üzere kendilerine verilen çek.
Gezi filmi : Herhangi bir ülkeyi tanıtmak, bir geziden izlenimleri aktarmak amacıyla çevrilen film.
Gezi türü : Bir yazarın gezdiği, gördüğü yerlerden edindiği bilgileri, görgüleri, izlenimleri yansıtan yazı türü.
Gezici gösterim takımı : Halkı eğitmek amacıyla gösterim yapabilecek biçimde donatılmış araçlarla çalışan takım.
Gezici kelime : Bir dilden çıktığı hâlde diğer dillere de girip yerleşen kelime: biber, çay, kahve, şeker, pilav, tabaka, radyo, televizyon, video, sputnik gibi.
Gezici kitaplık : Kitaplık açılamayan yerdeki halkın ayağına özel bir taşıtla giden kitaplık.
Gezici kitaplık hizmeti : Gezici kitaplıkla kitabı okuyucunun ayağına götürme.
Gezici kukla topluluğu : Bir yerde yerleşik olmayan oradan oraya gezen kukla topluluğu.
Gezici müze : Büyük sirklerde bulunan ve kentten kente götürülen müze.
Gezi ile ilgili Cümleler
- Bu senin buraya ilk gezin mi?
- Ali arabayla gezintiye çıkmak istedi.
- Gezi çok fazla para gerektirir.
- Gezi için yeterince paran var mı?
- Tom'un ailesi çok gezindi.
- Bir arkadaşla geziyorduk.
- Gezi için sabırsızlanıyorum.
- Gezi gerçekten eğlenceliydi.
- Gezi için bir rehber bulmak gerekliydi.
- Tüm gezilerimde, Everest'ten daha güzel hiç bir dağ görmedim.
- Gezi nasıldı?
- Gezi en az sekiz saat sürecek.
- Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.
- Yaz boyunca geziyorduk.
Diğer dillerde Gezi anlamı nedir?
İngilizce'de Gezi ne demek? : n. trip, journey, excursion, promenade, sightseeing, tour, travel, locomotion, outing
Fransızca'da Gezi : voyage [le], tour [le], course [la]
Almanca'da Gezi : n. Exkursion, Reise, Tour, Trip
Rusça'da Gezi : n. поездка (F), путешествие (N), экскурсия (F), странствие (N), поход (M), разъезд (M), турне (N), муар (M)
adj. экскурсионный

Bu kısımda Gezi nedir? Gezi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gezi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gezi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.