Traffic in türkçesi Traffic in nedir

  • Ticaretini yapmak (yasalara aykırı bir şekilde bir şeyin).
  • Alıp satmak.
  • Ticareti yapmak.

Traffic in ile ilgili cümleler

English: There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
Turkish: Şu ana dek görmüş olduğum kadarıyla bu bölgede çok yaya trafiği yok.

English: The accident threw traffic into great confusion.
Turkish: Kaza, trafiği büyük bir karışıklık içine soktu.

English: Traffic in Manhattan is a problem.
Turkish: Menhattan'da trafik bir sorun.

Traffic in ingilizcede ne demek, Traffic in nerede nasıl kullanılır?

Traffic : Alım-satım. Gidiş geliş. Yolculuk etmek. Trafik. İş yapmak. Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde, sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi. Değiş tokuş etmek. (yasadışı) ticaret yapmak. Seyrüsefer.

In : İçeriye. İçeri. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan. İçine. Mevsimi gelmiş. Tutulan. Dahili. İçinde. De.

Traffic accident : Trafik kazası. Arabaların ve diğer araçların ve yayaların karıştığı feci kaza. Tarfik kazası.

Traffic analysis : Trafik çözümlemesi. Muhabere trafik analizi. Trafik analizi.

Traffic block : Trafik sıkışıklığı.

Traffic capacity : Trafik kapasitesi. Trafik sığası.

İngilizce Traffic in Türkçe anlamı, Traffic in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Traffic in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trafficked : İş yapmak. (yasadışı) ticaret yapmak. Değiş tokuş etmek. Seyrüsefer. Ticaret. Karanlık işler yapmak. Gidiş geliş. Trafik. Yolculuk etmek.

Merchandise : Ticaret yapmak. Meta. Alışveriş etmek. Satışa sunulan mal. -in ticaretini yapmak. Mal. Satılık eşya. Yapılan ya da üretilen, topraktan, sudan çıkartılan her türlü özdek. satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler. Ticari mal. Ticari eşya.

Traffics : Gidiş geliş. Seyrüsefer. (yasadışı) ticaret yapmak. Değiş tokuş etmek. Ticaret. Trafik. Yolculuk etmek. İş yapmak. Karanlık işler yapmak.

Merchandize : Ticaret yapmak.

Traffic : Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde, sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi. Karanlık işler yapmak. Gidiş geliş. Tecimsel nesneler mal alım ve satımı. Değiş tokuş etmek. Trafik. Yolculuk etmek. Alışveriş.

Dealt with : Uğraşmak. Ticaretini yapmak. Halletmek. İdare etmek.

Deal in : Ticaretini yapmak. Meşgul olmak.

Deal with : Halletmek. Gerekeni yapıp üstesinden gelmek. İş yapmak. Müşterisi olmak. -i idare etmek. İle ilgilenmek. İlgili olmak. -e değinmek. Alışveriş yapmak. Hakkından gelmek.