Tubes türkçesi Tubes nedir

Tubes ile ilgili cümleler

English: The tubes are clogged.
Turkish: Tüpler tıkalı.

English: Broken test tubes, cracked beakers - the work of careless students in the laboratory.
Turkish: Kırık test tüpleri, kırık deney şişeleri - Laboratuvarda dikkatsiz öğrencilerin çalışması.

English: Televisions with vacuum tubes are regarded as being behind the times.
Turkish: Tüplü televizyonlar modası geçmiş olarak görülüyor.

Tubes ingilizcede ne demek, Tubes nerede nasıl kullanılır?

Bronchial tubes : Bronşlar.

Fallopian tubes : Dölyatağı borusu. Fallop tüpleri. Rahim borusu.

Fishing with tubes : Borularla avcılık. Balıkların saklanma ve korunma içgüdülerinden yararlanılarak, genellikle bambu ağaçlarının veya demir boruların bir veya daha fazlası birbirine bağlanarak ve borunun bir tarafı kapatılarak yemli ve yemsiz olarak sığ sularda kullanılan sığınma kapanları.

Shelter tubes : Balıkların sığınma içgüdüsünden yararlanarak içi boş bambu veya ağaç kütüklerinin bir iple bağlanıp zemine yatırılarak balık avcılığında kullanılan yapılar. Sığınma tüpleri.

Teat tubes : Meme başı kanalı veya deliğinin kısmen veya tamamen tıkalı olduğu durumlarda ve meme başı operasyonları sonrası memedeki sütün boşaltılması veya meme başı kanalı ve deliğindeki küçük çaplı üremeleri gidermek için kullanılan sonda. Meme sondası.

 

Tube foot : Tüp ayak. Derisi dikenlilerde özel bir sistemle hayvanın yer değiştirmesine yarayan, su kanal sistemine küçük yan kanallarla bağlı, solunum, besin yakalama, duygu alma fonksiyonlarını da yapmak üzere değişebilen, vücut dışına uzanan deri çıkıntısı. ambulakral ayak. Ambulakral ayakcık. Ambulakral ayakçık.

Tube clamp : Boru kelepçesi.

Tube baby : Tüp bebek.

Tube aggluination test : Tüp kümelenme testi. Deney tüplerinde seri halde sulandırılmış serum numunelerinin belirli antijenlerle muamele edilmesi sonucu tüplerde oluşan kümelenmeye bağlı olarak hem kuşkulu serumdaki antikorların varlığını hem de antikor seviyesini belirlemekte kullanılan immünolojik tanı yöntemi.

Blowtubes : Tüftüf.

İngilizce Tubes Türkçe anlamı, Tubes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tubes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Picture transmission : Televizyon yayını. Resim nakli. Görüntü iletimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntü nakli. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu.

 

Pneumatic tire : Şişirilmiş lastik. Havayla kullanılan lastik. Pnömatik lastik. Basınçlı hava ile şişirilmiş lastik tekerlek. Havalı lastik.

Gas discharge tube : Düşük basınçlı bir uçunla doldurulmuş ve içinde elektriksel boşalımın oluştuğu en az iki üşekli, iki yanı kapaklı cam gibi yalıtkan özdekten yapılmış boru. Gaz deşarj tüpü. Boşalım borusu. Gaz boşalım tüpü.

Television : Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu. Sınalgı. Televizyon seti. Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Clarion : Yüksek (ses). Davulla zurnayla duyurmak. Duyurmak. İlan etmek. Zurna. Boru ile çalınan müzik. Açık. Yüksek ses. Temiz.

Clarioned : Temiz. Berrak ve tiz ses. Davulla zurnayla duyurmak. İlan etmek. Açık. Boru ile çalınan müzik. Duyurmak. Boru sesi. Vazıh.

Straw : Saman. Hasır işi. Önemsiz şey. Ekin sapı. Kamış çubuk. Pipet. Kamış. Saz. Olgunlaşmış otsu bitkilerden tohum ayrıldıktan sonra kalan ürünün öğütülmüşü, materyalin kaynağı ürünün öğütülmüşü.

Air tube : Hava borusu. İç lastiği. Nefes borusu.

The tube : Boru içine yerleştirmek. İnce etli boru. (argo) tüp. Tulum. Tv. Tv tüp.

Subways : Alt geçit. Metrolar.

Tubes synonyms : well point, television camera tube, piping, capillary tubing, pipings, chromatography column, television pickup tube, pipage, pipes, blow tube, pipe, rectifying valve, pea shooter, rectifying tube, wellpoint, feeding tube, bugle, pneumatic tyre, tube, underground, tanks, drinking straw, telly, venturi, galleries, tellies, cigarette holder, gallery, ducts, gallerying, test tube, drain, acorn tube.

Tubes zıt anlamlı kelimeler, Tubes kelime anlamı

Anode : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Anod. Anot. Pozitif kutup. Artıuç. Artı uç. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Üst-üşek. Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup.

Cathode : Elektrik devresinde negatif kutup. Alt-üşek. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde indirgenme tepkimesinin olduğu elektrot. (elektrikle ayrışımda katodun imi eksi, anodun imi artıdır; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında "eksiuç"da denebilir.). Negatif kutup. Katod. Kotot. Eksi uç. Kıvılkesimde, sıvıya batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı. Bir üşerçözükte artı üşerleri çeken, aksileri iten, elektriksel erkili düşük olan üşek. Eksi kutup.

Walk : Taşımak (iterek). Yürüyerek gitmek. Gezinmek. Eşlik etmek. Üzerinde yürümek. Yürüme. Yürüyüş yeri. Yürüyüş. Dolaşmak. Yürüyüşe çıkarmak.