Tutun nedir, Tutun ne demek

Tutun; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ev, aile : Bizim köy altmış tutumdur.

Tutun isminin anlamı, Tutun ne demek:

Ev, aile. Tutun ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Tutun ile ilgili Cümleler

  • Herkesi birlikte tutun.
  • Çocuklardan uzak tutunuz.
  • Bana tutun.
  • Kayanın üzerinde el yada ayak için tutunacak yerler yoktu.
  • O, bir ipe tutunarak tırmandı.
  • Vatansever, onun ahlak ilkelerine sıkıca tutunur.
  • İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.
  • Panik yapmayın, sadece havlunuzu tutun.
  • Not tutun.
  • “Yaşamının boşluğundan nasıl sıkıldığını, tutunacak bir dal aradığını ama bulamadığını anlatır.”
  • Lütfen bu kapıyı kilitli tutun.

Tutun ile ilgili Atasözü veya Deyim

ot tutunmak : vücuttaki istenmeyen kılları düşürmek için ilaç sürünmek.

tutunacak bir dal aramak : güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak.

tutunacak dalı olmak : güveneceği bir kimse veya şey bulunmak.

ustura tutunmak : vücuttaki istenmeyen kılları temizlemek.

Tutun anlamı, kısaca tanımı

Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek

Fiziksel tutunma : Görece yoğun evrenin yüzeyinde, yoğunluğu daha az olan evrenin atom, yükün ya da moleküllerinin yöneltme, ucaylanma, dağılım kuvvetleri etkisiyle, kimyasal bileşme olmadan tutunması. Bir maddenin yüzey tabakasına, başka bir maddenin çeşitli kuvvetlerin etkisiyle kimyasal birleşme olmaksızın tutunması.

 

İçe tutunma : Yüze tutan katı özdeklerde tutunan özdeğin iç bölgelere girmesi ve kimi durumlarda, soğurma ve kimyasal tutunmayla birlikte çoktürel denge konumuna gelmesi. Soğurma, adsorbsiyon, desorbsiyon, kemisorbsiyon, iyon değişimi, diyaliz v.s. işlemleri için kullanılan genel terim. Bu terim kimyacılar tarafından adsorbsiyon veya soğurma varlığının kesin olmadığı durumlarda veya her ikisinin bir arada olduğu durumlarda kullanılır.

Kardaşlık tutunmak : İki kadın ya da kız mevlit okutarak ahret kardeşi olmak.

Kimyasal tutunma : Gazların ve sıvıların, bir kimyasal bileşik oluşturarak yüksek nicelikte ısı salımıyla katılar üzerinde tutunmaları.

Taş tutunmak : Taşla taharet yapmak, istinca etmek.

Tutunabilme : Tutunabilmek işi.

Tutunabilmek : Tutunma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tutuncak : Kabza.

Tutunma antijeni : Parazit tarafından meydana getirilen hem konak hem de parazitte ortak olan fakat genetik olarak parazit orijinli olan antijen, eklips antijen.

Tutunmaz duru : En küçük bir tedirgi ile sürerliğini yitirebilen duru.

Tutunmazlık : Sürer durunun bozulmasına yol açan koşulların yarattığı durum.

Tutunun kaldırılması : Taşınmazı üzerinde tutu bulunan bir kimsenin borcunu ödemesi sonucunda, tapu kütüğüne, taşınmaz üzerindeki tutu sınırlamasının son bulduğunu belirten bir belirtkenin konması.

Tutunur duru : Tedirgiler olsa bile sürerliğini yitirmeyen duru.

Tutunurluk kuramı : Sürer duruların, küçük tedirgiler karşısında sürerliklerini yitirip yitirmeyeceklerini inceleyen bilgi dalı.

 

Tutunuverme : Tutunuvermek işi.

Tutunuvermek : Aniden tutunmak.

Yalancı tutunma organı : Sestodlarda gerçek skoleks bulunmadığı zaman, strobilanın ön kısmının bükülmesiyle oluşan tutunma organı, psödoskoleks.

Yüze tutunan : Yüze tutma olayında, arayüzey bölgesinde derişimi artan evreyi oluşturan özdek.

Tutunma : Tutunmak işi.

Tutunmak : Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak. Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak. Kendi üzerine koymak, kullanmak. Kendini kabul ettirmek, kendine bir yer sağlamak.

Tutunuş : Tutunma işi.

Diğer dillerde Tutumsuzluk bölgesi anlamı nedir?

İngilizce'de Tutumsuzluk bölgesi ne demek ? : region of indifference