Uncommunicative türkçesi Uncommunicative nedir

Uncommunicative ile ilgili cümleler

English: Ali is uncommunicative.
Turkish: Ali az konuşandır.

Uncommunicative ingilizcede ne demek, Uncommunicative nerede nasıl kullanılır?

Uncommunicable : Yayılamaz. İletilemez. İfade edilemez. Geçirilemez. Aktarılamaz.

İngilizce Uncommunicative Türkçe anlamı, Uncommunicative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uncommunicative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demurest : Ciddi. Uslu. Ölçülü. Mütevazı. Ağırbaşlı. Vakur. Sözde mahcup.

Closer : Kapatıcı. Satışla sonuçlandıra. Cimri. Bunaltıcı. Akım kesici. Son. Kapı kapatıcısı. Sık. Kapalı. Tuğla parçası.

Incommunicado : Kimseyle görüştürülmeyen tutuklu. Hücre hapsi. Dışardakilerle görüştürülmeyen. Hücre hapsine çarptırılmış tutuklu.

Close : Çevirmek. Kapamak. Geçit. Göğüs göğüse kavga. Avlu (okul, kilise). Bağlantılı. Kadans. Yummak (göz). Kapanmak. Yakın.

Vacuous : Aptallık. Aptal. Saçma. Mantıksız. Dalgın. Tembel. Amaçsız. Akılsız. İşsiz. Boş.

Cagey : Sırrını söylemeyen. Kapalı kutu. İhtiyatlı. Tedbirli. Ağzısıkı. Uyanık. Ağzı kenetli. Kurnaz.

Inexpressive : İfade etmeyen. Söylemez. Ağzı kenetli. Anlamsız. İfade etmez. Anlatımsız. İfadesiz. Bir anlam veya düşünce ifade etmeyen.

 

Expressionless : Manasız. Boş. Anlamsız. İfadesiz.

Coyer : İsteksiz. Alabama eyaletinde şehir. Nazlı. Utangaç. El bebek gül bebek. Cilveli. Mahcup. Nazenin.

Coyest : İsteksiz. El bebek gül bebek. Alabama eyaletinde şehir. Utangaç. Nazenin. Nazlı. Mahcup. Cilveli.

Uncommunicative synonyms : closelipped, poker faced, unarticulate, reticent, reserved, dissocial, demure, diffident, taciturn, secretive, incommunicative, embarrassed, self contained, mum, guardedly, backward, silent, deadpan, bashful, farouche, diffidently, inarticulate, monosyllabic, tightlipped, demurer, coy, faint, unpronounceable, close lipped, discreet, unexpressive, tight lipped, impassive.

Uncommunicative zıt anlamlı kelimeler, Uncommunicative kelime anlamı

Voluble : Hararetle konuşan. Dilli. Akıcı konuşan. Çenebaz. Geveze. Uzun uzadıya konuşan. Cerbezeli. Akıcı. Konuşkan. Sarmaşık.

Communicative : Söylemeye hazır. Geveze. Boşboğaz. İletişimsel. Açık yürekli. Konuşkan.

Articulate : Söylemek. Açık seçik. Telaffuz etmek. Sözlü ifade etmek. Boğumlu. Açık seçik konuşmak. Açık bir şekilde telaffuz etmek. Eklemlerle birleştirmek. Dile getirmek. Anlaşılır.