Undeceiving türkçesi Undeceiving nedir

  • Aklını başına getirmek.
  • Uyandırmak.
  • Gözünü açmak.

Undeceiving ingilizcede ne demek, Undeceiving nerede nasıl kullanılır?

Undeceive : Gözünü açmak. Uyandırmak. Bilgi vermek. Uyarmak. Aklını başına getirmek.

Undeceived : Aldanmamış. Aldatılmamış. Aklı başına gelmiş. Gözü açılmış.

Undeceives : Gözünü açmak. Uyandırmak. Aklını başına getirmek.

İngilizce Undeceiving Türkçe anlamı, Undeceiving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Undeceiving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unworthy : Aşağılık. Alçakça. Uygunsuz. Değimsiz. Hak etmeyen. Değersiz. Layık olmayan. Değmez. Yakışmaz.

Awakens : Teyakkuz etmek. Canlanmak. Uyarmak. İkaz etmek. Farkına varmak. Uyanmak. Kışkırtmak. Dirilmek. Gözü açılmak.

Unobservant : Dikkat çekmeyen. Dikkatsiz.

Bewares : Çekinmek. Dikkat etmek. Kaçınmak. Çok dikkat etmek. Sakınmak. Korunmak.

Awakened : İkaz etmek. Uyanmak. Farkına varmak. Uyanmış. Gözü açılmak.

Disabuses : Kurtarmak. Birini yanlış düşüncesinden vazgeçirmek. Görmesini sağlamak.

Sobered : Ayıltmak.

Call : Dava açmak. Çağrıda bulunmak. İddia etmek. Çağrı. Telefonda konuşmak. Aramak. Söylemek. Seslenmek. Adamla getirtme. Telefon etmek.

Bring home : İkna etmek. Görmesini sağlamak. Razı etmek. Anlamasını sağlamak.

 

Arouses : Harekete geçirmek. Uyanmak. Hayat bulmak. Uyuyan devi uyandırmak. Canlandırmak. Canlanmak. Ayaklandırmak. Kaldırmak.

Undeceiving synonyms : unperceptive, disenchants, bring home to, soberest, alerted, awoke, chastens, bewaring, disenchanting, awakenings, awoken, awakening, sober up, blind, soberer, sober, alerting, bring somebody to his senses, arouse, awake, drive home, conjure up, sobers, unseeing, sobering up, disabuse of, disenchant, awakes, bewared, alert, awaken, bring to reason, alerts.

Undeceiving zıt anlamlı kelimeler, Undeceiving kelime anlamı

Perceptive : Anlama kabiliyeti olan. Algısal. Kavrayışlı. Zeki. Sezgileri kuvvetli. Çabuk kavrayan. Anlayış. Çok akıllıca. İdrakli. Ferasetli.

Real : Sahici. Nesnel olan ve olanağın gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan (nesne, koşul, durum). Harbi. Sahiden. Cidden. Real (finlandiya terimi). Asıl. Maddi. Samimi. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır.