Uyanmak nedir, Uyanmak ne demek

"Uyanmak" ile ilgili cümle

  • "Tomurcuklar patlamış, tabiat iyiden iyiye uyanmıştı." - B. Felek
  • "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı" - E. B. Koryürek
  • "Seher vaktine yakın uyanmışım." - N. F. Kısakürek

Yerel Türkçe anlamı:

Uykudan ayılmak

Diğer sözlük anlamları:

Işık parlamak, yanmak.

Uyanmak tanımı, anlamı:

Uyanma : Uyanmak durumu, intibah. Uyku durumundan çıkma.

Duygu uyanmak : Bir duygu oluşmak.

Kuşku uyanmak : Kuşku oluşmak.

Şüphe uyanmak : Kuşku uyanmak.

Ümit uyanmak : Umut uyanmak.

Umut uyanmak : Umut doğmak, umut belirmek.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Çıkmak : Yayılmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Harcamak zorunda kalmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Karaya ayak basmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Eksilmek. Yetişecek ölçüde olmak. Gerçekleşmek. Yayımlanmak. Belirmek, tanınmak. Ay, Güneş görünmek. Bulaşmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Yapılmak, yürümek. Oluşmak, olmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Verilmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Mal olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Unutmak. Flört etmek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Gelmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Meydana gelmek. Olmak, bulunmak, var olmak. Yerinden oynamak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Vermeye katlanmak. Piyasaya sürülmek. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Giderilmek, yok olmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Büyük abdest bozmak. Ay veya mevsim geçmek. Yayılmak, duyulmak. Yükselmek, artmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bitmek, büyümek, sürmek.

 

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

 

Başlamak : Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Görünmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek. Çalışır, işler, yürür duruma girmek.

Belirmek : Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Depreşmek : Nüks etmek.

Uyku : Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık. Gerçeği görememe, aymazlık. Doğada görülen sükûnet durumu. Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu.

Gelmek : Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Dayanmak, tahammül etmek. Belli bir süre dolmak. Olmak, -e uğramak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. İzlemek, takip etmek. Mal olmak. Getirmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Düşmek, rast gelmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Türemek. Uygun düşmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Görünmek, sanılmak. Katılmak, eklenmek. Biriyle birlikte gitmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Herhangi bir sırada bulunmak. Kadar olmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Belli bir zamana ulaşmak. Uymak. Başlamak, ortaya çıkmak. Akmak. Çıkmak, yönelmek. Ulaşmak, varmak. Sonuç çıkmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek.

Kurtulmak : Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak. Bağını koparıp kaçmak. Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak. Doğurmak. İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak.

Cinsel : Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.

Hazır : Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya. Fırsattan yararlanarak. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı. Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş.

Uyanmak ile ilgili Cümleler

  • Uyanmak sözcüğü uyumak sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.
  • Uyanmak yatmaya gitmenin tam tersidir.
  • Uyanmak, uyumanın karşıt eylemidir.
  • Uyanmak, uyumanın zıttıdır.
  • Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.
  • Uyanmak uyumanın zıt anlamlısıdır.
  • Yarın 6.30'ta uyanmak istiyorum.
  • Uyanmak uyumanın karşıt anlamlısıdır.
  • Hayallerinizi gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
  • Uyanmak, uykuya dalmanın zıt anlamlısıdır.
  • Yarın sabah erken uyanmak istiyorum.
  • Yarın sabah erken uyanmak zorundasın.
  • Yarın saat 1'e kadar uyanmak zorunda değilim.

Diğer dillerde Uyanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Uyanmak ne demek? : v. wake up, awake, wake, awaken, waken, rouse, rouse up, stir

Fransızca'da Uyanmak : s'éveiller, se réveiller, ouvrir la paupière

Almanca'da Uyanmak : v. aufwachen, regen: sich regen, wach werden

Rusça'da Uyanmak : v. просып`аться, пробуждаться, очнуться, зарождаться, прос`ыпаться, пробудиться, зародиться