Unhealthy türkçesi Unhealthy nedir

Unhealthy ile ilgili cümleler

English: The conflicts among leaders resulted in unhealthy sectionalism.
Turkish: Liderler arasındaki çatışmalar sağlıksız bölgecilikle sonuçlandı.

English: I think it's unhealthy to eat more than 20 oranges a day.
Turkish: Günde 20 portakaldan daha fazla yemenin sağlıksız olduğunu düşünüyorum.

English: Stalin was the father of all peoples - in his own unhealthy imagination.
Turkish: Stalin tüm insanların babasıydı. -onun sağlıksız hayal dünyasında.

English: Nothing is more unhealthy than being sick.
Turkish: Hiçbir şey hasta olmaktan daha sağlıksız değildir.

English: Do you have any idea how unhealthy that is?
Turkish: Bunun ne kadar sağlıksız olduğu hakkında bir fikrin var mı?

Unhealthy ingilizcede ne demek, Unhealthy nerede nasıl kullanılır?

Unhealthful : Besleyici olmayan. Zararlı. Sağlıksız. Sağlığa zararlı. Sağlığa yararlı değil.

Unhealthfulness : Zararlılık.

Unhealthier : Sağlığa zararlı. Zararlı. Sağlıksız. Sıhhatsiz. Sağlığı bozuk. Hastalıklı.

Unhealthiest : Sağlığa zararlı. Hastalıklı. Zararlı. Sıhhatsiz. Sağlığı bozuk. Sağlıksız.

Unhealthily : Hastalıklı bir şekilde. Sağlık için kötü olacak şekilde. Zararlı bir şekilde. Sağlıksızca.

 

Unhealable : İyileştirilemez. İyileşmez.

Unhealthiness : Sağlığa zararlı olma durumu. Hasta olma. Sağlıksız olma durumu. Sağlıksızlık. Sıhhatsizlik.

Unheard : Güme gitmiş. Duyulmamış. Savunma yaptırılmamış. Dinlenmemiş.

Unhealed : Tedavi edilmemiş. İyileşmemiş.

Unheated : Bir ısıtma sistemi olmaksızın. Isıtılmamış.

İngilizce Unhealthy Türkçe anlamı, Unhealthy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unhealthy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Insalubrious : Sağlığa dokunan. Gayri sıhhi.

Dodgier : Kurnaz. Daha kurnaz olanı. Anasının gözü. Şüpheli. Riskli. Çok tehlikeli. Hinoğlu hin.

Adventurous : Serüven seven. Maceracı. Serüven dolu. Maceraperest. Cesaret isteyen. Gözüpek. Maceralı. Cüretli. Macera seven.

Unwholesome : Sağlam olmayan. Sakat. Zarar verici. Bozuk. Kötü. Ağır.

Enlarged : Genişletilebilen. Çoğaltılmış. Büyüyebilen. Genişletilmiş. Genişleyebilen. Süresi uzatılabilen. Temdit edilebilen. Genişlemiş. Daha büyük yapılmış. Büyütülmüş.

Evil : Zarar. Kötülük. Kaza. Canavar. İnsanın gereksinmelerine, çıkar ve dileklerine aykırı olan, bir topluma, bir toplumsal kümeye, bir kişiye zarar verici sayılan, özdeksel ya da tinsel bir nesnenin, bir olayın niteliği. Yermek. Günahkar. Şanssız. Talihsiz.

Shakier : Çatlak. Çatlamış. Titrek. Şüpheli. Sallantıda. Sarsan. Daha titrek. Sarsıntılı. Güçsüz.

Diciest : Riskli. Şüpheli. Rizikolu. Şansa kalmış.

Ingrowing : İçe doğru büyüyen. Batan. İçeriye doğru büyüyen.

 

Unhealthy synonyms : cytomegalic, windburned, sore eyed, blebby, carbuncled, membrane forming, proinflammatory, pro inflammatory, chilblained, destructive to health, unhealthful, sicklier, mental, caseous, cankerous, deviant, rheumatic, invalids, varicose, endangering, creaky, baneful, broken health, illest, baleful, dodgy, fatal, hurtful, chanceful, iller, anomalous, invalid, windburnt.

Unhealthy zıt anlamlı kelimeler, Unhealthy kelime anlamı

Illness : Çor. İllet. Maraz. Sayrılık. Hastalık. Rahatsızlık.

Wholesome : Besleyici. Sağlıklı. Faziletli. Erdemli. Ahlak açısından hiçbir sakıncası olmayan. Sıhhatli. Haysiyetli. Yararlı. Sağlığa yararlı. Besin değeri yüksek.

Fit : Layık. Sağlıklı. Yeterli. Gitmek. Uygun. Zinde. Yakıştırmak. Denk gelmek. Yetenekli. İyi gelmek.

Unhealthy antonyms : healthy, well, unwellness, robust.