Unround türkçesi Unround nedir
- Düz ünlü oluşturmak.
- Düzleştirmek.
- Düz ünlüye dönüştürmek.
Unround ingilizcede ne demek, Unround nerede nasıl kullanılır?
Unrounded : Düz ünlüye dönüştürmek. Düz.
Unrounded serie : Düz sıra. Türkçe sözlerde, heceleri düz ünlülerin oluşturması ile kurulan ünlü sırası: ağaç, yaprak, çiçek, kesinti, okuyacağım, biriktirdiler vb. karşıtı yuvarlak sıradır.
Unrounded vowel : Düz ünlü. Dudakların düz ve yayvan duruma getirilmesi ile boğumlanan ünlü, a, ı, e, e, i ünlüleri düz ünlülerdir: alım, ekin, incir, yemek gibi. karşıtı yuvarlak ünlüdür. bk. ünlü.
Unrounding : Düzleşme. Küçük ünlü uyumu dediğimiz dudak benzeşmesinin, düz ünlülerden sonra düz ünlülerin gelmesi yönündeki gelişmesinde, çeşitli etkenlere bağlı ses değişmesiyle kök kelimedeki yuvarlak ünlünün düz sıraya geçmesi: et. etük/edik «bir tür çizme», et. kapıg /eat. kapu/kapı, bildük/bildik «tanıdık», ar. fursat/fırsat, yun. furun/fırın; an. ağz. öte/ete, it. fortuna/fırtına, ar. müddet/middet, öldürmek/eldürmek, ar. şüphe/şiphe vb. karşıtı yuvarlaklaşmadır. Düz ünlüye dönüştürmek.
Runround : Kandırma. Aldatma. Kaçınma. Erteleme. Kaçamak. Tehir. Sakınma. Geciktirme.
Unrobing : Soyunmak. Soymak.
Unroll : Yaymak. Sargıyı açmak. Açmak. Teşhir etmek. Göz önüne sermek. Serilmek. Açılmak. Açmak (rulo). Yayılmak. Sermek.
Unrobe : Soymak. Soyunmak.
Unromantic : Romantik olmayan.
Unrobes : Soyunmak. Soymak.
İngilizce Unround Türkçe anlamı, Unround eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Unround ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Wonderland : Harikalar diyarı.
Slash : Yarmak. Uzun kesik. Yırtmaç yapmak. Kamçılamak. Yara açmak. İşeme. Eğik çizgi. Ağır eleştirmek. Yırtmak. Kesinti yapmak.
Levels : Dengelemek. Yöneltmek. Yıkmak. Hedef almak. Eşitlemek. Nişan almak. Düzeltmek. Yerle bir etmek.
About : Hemen hemen. Üstünde. Dair. Neredeyse. -den ne haber?. Takriben. Şuraya buraya. Şuralarda. Üzere. Civarında.
Solid ground : Sağlam temel. Katı zemin. Sağlam zemin. Güçlü temel. Katı temel.
World : Arz. Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulunan asya, afrika, güney amerika'nın geri kalmış devletlerinin tümü. Cihan. Toplum. Üçüncü dünya. Hayat. Diyar. Ömür. Dünya. Alem.
Terra firma : Yeryüzü. Toprak. Kuru arazi. Kara. Kara toprak.
Champaign : Toprağın açık düz alanı. İllinois eyaletinde şehir. Kır. Ova.
Levigate : Yüzeyini pürüzsüz hale getirmek. Düz. Toz haline getirmek. Düz etmek. Cilalamak. Düzlemek. Düz yapmak.
Object : Karşı çıkmak. Cisim. Gaye. Gık demek. Bilgisayar, eğitim, fizik, gramer alanlarında kullanılır. Konu. Razı olmamak. Amaç. Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: abdullah efendi gecenin sükuneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 52). çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (a. h. tanpınar, göst. e., s. 53). kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 65). beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (r. n. güntekin, acımak, s. 49). sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (s. erol, ülker fırtınası, s. 70). eve geldikleri vakit, teyzesi müfid'e bir mektup uzattı (p. safa, şimşek, s. 178). bir cürüm yaptığıma kani değilim. hakarete uğradım ve cevabını verdim siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (p. safa, biz insanlar, s. 153). minareyi çalan kılıfını hazırlar. dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 201). oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h. z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 107); ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, karakurt gölünü (s. faik, bütün eserleriı: semaver, sarnıç: hanımın karısı, s. 180). iki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (k. tahir, yol ayrımı, s. 461) vb. nesne türleri için bk. açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. Mevzu.
Unround synonyms : physical object, coastal plain, foreland, mainland, ness, leveled, timberland, archipelago, rub down, globe, unrounding, forest, slicked, land mass, flatten, dry land, evens, even, earth, unrounded, neck, slick, isthmus, beachfront, timber, cape, fettle, peninsula, elimate, fettles, oxbow, levelled, evened.
Unround zıt anlamlı kelimeler, Unround kelime anlamı
Uncover : Meydana çıkarmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Ortaya çıkarmak. Kapağını açmak. Açmak. Deşifre etmek. Su yüzüne çıkarmak. Örtüsünü açmak. Örtüsünü kaldırmak. Üstünü açmak.
Square : Anıtların, tarih yapıtlarının, önemli yapıtasarcılık yapıtlarının çevresinde ya da yakınında, genellikle taşıt dolaşımına açık tutulmayan, herkesin oturup dinlenmesine elverişli duruma getirilmiş, dileyenlerin, gereğinde siyasal toplantılar da yapabilecekleri genişçe düzlük. Ayarlamak. Tüm kıyıları eşit ve açıları dik olan dörtgen. Bağdaşmak. Düzeltmek. Halletmek. Üstiki. Uymak. Alan.
Angular : Kemikli. Arkadaşlık kurması zor. Zarafetten yoksun. Köşeli. Çöp gibi. Bir deri bir kemik. Sevimsiz. Açısal. Zayıf. Açılı.

Bu kısımda Unround kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Unround ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Unround anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Unround ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.