Levels türkçesi Levels nedir

Levels ile ilgili cümleler

English: Radiation levels are within acceptable limits.
Turkish: Radyasyon seviyeleri kabul edilebilir sınırlar içindedir.

English: Sea levels around the world are rising.
Turkish: Deniz seviyeleri dünya çapında yükseliyor.

English: My cholesterol levels are high.
Turkish: Kanımdaki kolestrol seviyesi yüksektir.

English: While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.
Turkish: Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir.

English: The water levels in these rivers are different.
Turkish: Bu nehirlerin su seviyeleri farklıdır.

Levels ingilizcede ne demek, Levels nerede nasıl kullanılır?

Levels of measurement : Ölçüm düzeyleri. Sayı dizgesinin özelliklerinden içerdiklerinin türü ve sayısına göre ölçme aracı ve ölçümler arasında beliren ayrımlar. buna göre, sayı dizgesinin tüm özelliklerini içeren oransal ölçüm, eşit aralık ve sıra özelliklerini içeren aralıklı ölçüm, salt sıra özelliğini içeren sıralayıcı ölçüm, hiçbirini içermeyense bölütleyici (adlayıcı) ölçümdür, bk. adlayıcı ölçek, aralıklı ölçek, oransal ölçek, sıralayıcı ölçek, sayı dizgesinin özellikleri.

 

Levels version of vecm : Vecm düzeyler uyarlaması.

Maximum contaminant levels mcl : Bir maddenin yasayla içme suyunda izin verilen ve insan sağlığına risk oluşturmadığı belirlenen en yüksek düzeyi. Maksimum kontaminant düzeyi.

All levels : Tüm düzeyler.

Language levels : Çağdaş mantıkta nesneler diliyle üstdillerden oluşan dilsel aşamalar. Dil düzeyleri.

Level change : Lc. Seviye değişimi. Düzey değişimi.

Userlevelsecuritywizard : Kullanıcıdüzeyigüvenliksihirbazı.

Level indicator : Düzey göstergesi. Seviye göstergesi.

Level at : Hedef almak. Doğrultmak. -e yöneltmek. (silahı) -e doğrultmak. (suçu) -e yüklemek. Yöneltmek. Yüklemek (suçu). Doğrultmak (silahı).

Select levels : Düzeyleri seç.

İngilizce Levels Türkçe anlamı, Levels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Levels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amend : Değiştirmek (kanun vb). İyileşmek. Tanzim etmek. İyileştirmek. Değişmek. Değişikliğe gitmek. Düzelmek. Değiştirmek. Islah etmek. Onarmak.

Lay waste to : Yakıp yıkmak.

Coventrize : Bombalamak.

Compensated : Denklemek. Denkleşmek. Tazmin etmek. Telafi edilmiş. Karşılamak. Yerini tutmak. Telafi edilen. Tazmin edilir. Telafi etmek.

Razes : Tahrip etmek. Yıkıp yerle bir etmek. Temelinden yıkmak. Ortadan kaldırmak. Dümdüz etmek.

Moderateness : Ölçülülük. Ehvenlik. Ilımlılık. Ucuzluk.

Arranges : Düzenlemek. Ayarlamak. Planlamak. Aranje etmek. Kararlaştırmak. Sıralamak. Yoluna koymak. Sıraya koymak. Hazırlamak.

 

Batter down : Tahrip etmek. Yumruklamak.

Draw a bead on : Tüm ilgisini birine yöneltmek. Silahını doğrultmak. Göz koymak. Dikkatle nişan almak.

Channel : Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Arna açmak. Alıcı oluğu. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Bağlantı. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Oluk. Maceraya sevk etmek. Kanala dökmek.

Levels synonyms : spf, amplitude level, college level, biosafety level, o level, razed, counterpoising, counterpoise, destine, cancel, rank, draw a bead on someone, grind, intensiveness, compensate, betters, slicked, fettle, raze, alm, aim, grade, cut up, equates, equalize, adjust, destining, highness, high, level to the ground, counterpoises, blasts, bring down.

Levels zıt anlamlı kelimeler, Levels kelime anlamı

Immoderation : Ölçüsüzlük. Abartı. Aşırılık.

Moderation : Yavaşlama. Yatıştırma. Ölçülü olma. Tepkileşimlikte ılıncıkların çekirdeklerle çarpışmaları sonucu hızlarını yitirmeleri. İnsaf. Ilım. Yumuşatma. Ilımlama. Yeğinliği azaltma, aşırılığı olağan bir ölçüye indirme. İtidal.

High : Büyük vites. Necip. Direnmek. Zirve. Pikap. Yüksek yer. Rekor. Öfkelenmek. Yüksek basınçlı bölge.

Levels antonyms : mild, low, intense, uneven.