Level at türkçesi Level at nedir

  • Yöneltmek.
  • Yüklemek (suçu).
  • Hedef almak.
  • Doğrultmak (silahı).
  • -e yöneltmek.
  • (silahı) -e doğrultmak.
  • (suçu) -e yüklemek.
  • Doğrultmak.

Level at ingilizcede ne demek, Level at nerede nasıl kullanılır?

Level : Ölçülü. Seviyeli. Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük. Düzey. Kademe. Akılcı. Yatay. Düz. Mantıklı. Sıradüzensel bir düzenlemede, bir öğenin astlık derecesi.

At : E. Hatta. Ya. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Nezdinde. De. A. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Yanında.

Level adjustment : Düzey ayarı.

Level change : Düzey değişimi. Seviye değişimi. Lc.

Level crossing : Düz geçit. Karayoluyla demiryolunun ya da iki karayolunun aynı düzeyde kesiştikleri, elle ya da özdevimli bir biçimde açılıp kapatılabilen geçit bk. düzeydeş geçit. Hemzemin geçit. Düzey ekseni kesme. Yer geçidi. Demiryolu geçidi.

Level headed : Sakin. Sağgörülü. Mantıklı. Dengeli. Aklı başında. Kendi halinde. Mantıklı düşünen. Akılcı.

İngilizce Level at Türkçe anlamı, Level at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Level at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Orient : Doğuya doğru yapmak. Doğuya döndürmek. Yönlendirmek. Maşrık. Doğuya yöneltmek. Şark. Alışmak. Doğu ülkeleri.

 

Earn : Para kazandırmak. Eline geçmek. Kazanç elde etmek. Hak etmek. Para kazanmak. Kazanmak. Edinmek.

Correct : Ayarlamak. Haddini bildirmek. Düzeltmek. Üzerinde kalem oynatmak. Kusursuz. Uygun. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Doğru. Tashih etmek. Kurala uygun.

Hold against : Aleyhinde kullanmak. Yüzüne vurmak. Ön yargıyla davranmasına neden olmak.

Aim at : Muradetmek. Fırlatmak (bir şeyi bir yere). Kastetmek. Arzu etmek. Çalışmak ( e). Hedeflemek. Niyetlenmek. Niyet etmek. Nişan almak.

Canalizes : Kanalize etmek. Yönlendirmek. Kanal açmak. Kanalize olmak. Kanal haline getirmek. Bir başka yöne yönelmek. Bir yöne akıtmak. (bir yöne) kanalize etmek. Suyu bir yöne akıtmak.

Levels : Yıkmak. Nişan almak. Düzleştirmek. Yerle bir etmek. Düzeltmek. Dengelemek. Eşitlemek.

Aimed : Nişan almak. Niyet etmek. Hedeflemek. Kastetmek. Çalışmak ( e). Fırlatmak (füze).

Fasten on : Üzerine atmak. Saplanmak. Üstünde durmak. -i kafasına takmak. Kullanmak. Yapışmak. -e saplanmak. Dikmek (gözü). Tutunmak.

Direct : Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Atfetmek. Adres yazmak (gönderiye). Duraklamadan. Sahneye çıkartmak. Dolaysız. Yönetim işi. Bir oyunu, oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün uygulayım öğeleri ile uyumlu bir biçimde seyirciye sunmak. sahneye koymak da denir. Tam.

Level at synonyms : destining, target, directs, orientating, channelize, orientates, orienting, channelizing, level off, canalise, leveled, canalize, channelizes, take aim at, orientated, channelise, levelled, plumbed, destines, orients, bend, channel, destine, conduct, corrects, channelized, plumb, aim, fix on.