Earn türkçesi Earn nedir

Earn ile ilgili cümleler

English: Ali changed jobs to earn more money.
Turkish: Ali daha çok para kazanmak için iş değiştirdi.

English: Ali doesn't earn enough money to support a woman like Mary.
Turkish: Ali Mary gibi bir kadını geçindirmek için yeterli para kazanmıyor.

English: Ali has more money than I'll ever earn in my entire life.
Turkish: Ali tüm hayatım boyunca kazanacağım paradan daha çok paraya sahip.

English: Ali doesn't earn enough money to support a family.
Turkish: Ali bir aileye bakmak için yeterli para kazanmıyor.

English: Ali doesn't earn enough money to support his family.
Turkish: Ali ailesine bakmak için yeterli para kazanmıyor.

Earn ingilizcede ne demek, Earn nerede nasıl kullanılır?

Earn a bare living : Kıt kanaat geçinmek. Yaşayacak kadar kazanmak.

Earn a living : Hayatını kazanmak. Geçinmek.

Earn an honest penny : Şerefiyle para kazanmak. Parasının onurluca kazanmak.

Earn easily : Kolay kazanmak.

Earn income : Gelir elde etmek. Kazanç elde etmek.

Earn money : Para yapmak. Para kazanmak.

Pay as you earn : Gelir vergisini kaynağından kesme. Ücret tahakkuk ettikçe vergi kesilmesi yolu. Ücretin tahakkuku anında vergi kesilmesi. Gelir vergisi.

 

Earned his living : Ekmeğini kazandı. Hayatını kazandı. Geçimini sağladı.

Earned a pretty penny : İyi para kazandı. Çok kar etti. İyi bir kar elde etti.

Earn the olympic berth : Olimpiyat oyunlarına katılım hakkı kazanmak. Olimpiyatlar katılma hakkı elde etmek.

İngilizce Earn Türkçe anlamı, Earn eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Correct : Tam. Yanlışsız. Kurala uygun. Düzeltme. Islah etmek. Doğrulamak. Bir sayışımı, bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Düzeltmek. Uygun.

Obtained : Elde edilmiş. Elde edildi. Var olmak. Bulmak. Elde edilen. Süregelmek. Elde etmek. Sağlamak.

Orientates : Yöneltmek. Doğuya doğru yapmak. Doğuya yöneltmek. Yönlendirmek.

Shovel in : Büyük para kazanmak. Parayı bulmak. Yolunu bulmak. Avanta kazanmak.

Gain : İleri gitmek (saat). (saat) ileri gitmek. Elde etmek. Yükselmek. Almak. İlerlemek. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Kar etmek. Çoğalmak.

Fetches : Getirmek. Geçirmek. Cezbetmek. Hasılat getirmek. Gidip almak. Alıp getirmek. Almak. Atmak. Gidip getirmek.

Bring in : Suçluyu karakola getirmek. Kazanç getirmek. Vermek. İşi vermek. Sunmak. Tanıtmak. Getirmek. İşe almak. Karakolda sorgulamaya çekmek.

Attained : Ulaşmak. Erişilmiş. Varmak. Kazanılmış. Erişmek. Ulaşılmış. Elde etmek. Gelmek.

 

Sack : Torba. Çapullamak. Sepetlemek. Atmak. Defetmek. Yağma etmek. Çuvala doldurmak. Kovmak. Soyup soğana çevirmek. Çuval.

Plumbed : Ölçmek (derinlik). Kurşunla kaplamak. Su tesisatını kurmak. Ölçmek. Derinlemesine araştırmak. Derinine inmek. Tartmak. Anlamaya çalışmak. İskandil etmek.

Earn synonyms : turn a profit, come in for, gotten, etches, plumb, be coining money, bring home, achieves, orienting, clear, sack up, orient, carry off, orientated, direct, achieved, pay, procures, asks, pull in, level at, reap a profit, take home, obtains, gets, carry away the bell, earns, be deserving of, achieve, take possession, make money, make a killing, garner.

Earn zıt anlamlı kelimeler, Earn kelime anlamı

Break even : Kar ve zararı eşit olmak. Ne kar ne zarar etmek. Karı zararını kapatmak. Ancak masrafını karşılamak. Başa baş gelmek.

Lose : Azıtmak. Şaşırmak. Kaybolmak. Kaçırmak. Zayi etmek. Kazanamamak. Mahrum etmek. Mağlup olmak. Kaybetmek. Yitirmek.

Earn ingilizce tanımı, definition of Earn

Earn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To curdle, as milk. To merit or deserve, as by labor or service. [Bakınız: Ern]. To do that which entitles one to (a reward, whether the reward is received or not). To yearn. To long. To grieve.