Unsettling türkçesi Unsettling nedir

  • Karıştırmak.
  • Heyecanlandırmak.
  • Sıkıntı veren.
  • Durumu bozan.
  • Yerinden çıkarma.
  • Yerinden çıkarmak.
  • Sarsmak.
  • Düzenini bozmak.
  • Huzurunu kaçırmak.
  • Rahatsızlık verici.
  • Sarsıcı.
  • Üzüntü veren.

Unsettling ile ilgili cümleler

English: It was unsettling.
Turkish: O tedirgindi.

Unsettling ingilizcede ne demek, Unsettling nerede nasıl kullanılır?

Unsettle : Yerinden çıkarmak. Sarsmak. Düzenini bozmak. Hasta etmek. Tedirgin etmek. Rahatsızlık vermek. Karıştırmak. Huzurunu kaçırmak. Sarsmak (inanç veya ekonomi vb'ni). Heyecanlandırmak.

Unsettled : Huzursuz. Kararlaştırılmamış. Tedirgin edilmiş. Ödenmemiş. Henüz yerleşilmemiş. Oturmamış. Henüz yerleşmemiş. Tedirgin. Kararsız. Askıda.

Unsettled ownership : Belirsiz sahiplik. Açık bir şekilde belirlenmemiş olan sahiplik.

Unsettled weather : Değişken hava.

Unsettlement : Rahatsızlık. Huzursuzluk. Bozgunluk. Tedirginlik.

Unsettles : Sarsmak. Midesini bozmak. Heyecanlandırmak. Tedirgin etmek. Karıştırmak. Sarsmak (inanç veya ekonomi vb'ni). Yerinden çıkarmak. Düzenini bozmak. Rahatsızlık vermek. Huzurunu kaçırmak.

İngilizce Unsettling Türkçe anlamı, Unsettling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unsettling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Disarrange : Dağıtmak. Dağınıklık. Düzeni bozmak. Bozmak.

Appaling : Şok veya korkuya neden olan. Dehşete düşüren. Dehşete düşmek. Çok kötü. Şoke etmek. Yıldırmak. Şoka uğratmak. Korkutmak. Şok edici.

Killjoy : Tatsız kimse. Eğlence bozan kimse. Kıl. Oyunbozan. Uyuz. Gıcık. Mızıkçı. Neşe kaçıran kimse. Keyif kaçıran.

Displacement : Yerdeğişim. Görevinden çıkarma. İşten çıkarma. Yerini alma. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Yerinden etme. Bir özdeğin, konumunu belirleyen sayıların değişimi ile yeni bir konuma geçişi. Yerine geçme. Deplasman (gemi).

Admixing : Beton katkı. Katmak. Katıp karıştırmak. Harç katkı.

Afflicting : Kaygı vermek. Eziyet etmek. Üzmek. Başına bela olmak. Sıkıntı vermek. Istırap vermek. Acı vermek.

Obtrusive : Çok dikkat çekici. Yılışık. Çıkıntılı. Kendini fazlasıyla hissettiren. Zorla sokulan. Göze batan. Rahatsız edici. Kendini fazlasıyla belli eden. Askıntı.

Buffeted : Boğuşmak. (fırtına yüzünden) harabeye dönmüş. Yumruklamak. Mücadele etmek. Tokat atmak.

Commove : Tahrik etmek. Rahatsız etmek. Şiddet ile hareket etmek. Kafasını karıştırmak. Provoke etmek. Toplumun şiddet duygularını körüklemek. Zorla hareket etmeye neden olan. Kışkırtmak.

Disarranged : Bozuk. Tertipsiz.

Unsettling synonyms : carry away, buffet about, electrifies, exalting, agitating, displant, blent, displanted, derange, displacements, shocking, dislocation, disquieted, dislocates, adulterate, emote, subsiding, subsidence, browse, disordering, deranging, add, disarranging, discomposed, incommoding, sinking, displace, carrying away, disarranges, amalgamating, appals, traumatic, inconvenient.

Unsettling zıt anlamlı kelimeler, Unsettling kelime anlamı

Pleasing : Hoşa giden. Bağlayıcı. Sevindirici. Sevimli. Hoş. Memnuniyet verici. Mutluluk verici. Tatlı.