Unsettle türkçesi Unsettle nedir

  • Tedirgin etmek.
  • Sarsmak (inanç veya ekonomi vb'ni).
  • Hasta etmek.
  • Midesini bozmak.
  • Sarsmak.
  • Heyecanlandırmak.
  • Karıştırmak.
  • Rahatsızlık vermek.
  • Düzenini bozmak.
  • Yerinden çıkarmak.
  • Huzurunu kaçırmak.

Unsettle ile ilgili cümleler

English: They left the situation unsettled.
Turkish: Durumu askıda bıraktılar.

English: Ali is unsettled.
Turkish: Ali göçebe.

English: We shouldn't leave the matter unsettled.
Turkish: Konuyu halletmeden bırakmamalıyız.

Unsettle ingilizcede ne demek, Unsettle nerede nasıl kullanılır?

Unsettled : Henüz yerleşmemiş. Belirsiz. Kararsız. Meskun olmayan. Ödenmemiş. İstikrarsız. Tedirgin. Tedirgin edilmiş. Değişken. Oturmamış.

Unsettled ownership : Belirsiz sahiplik. Açık bir şekilde belirlenmemiş olan sahiplik.

Unsettled weather : Değişken hava.

Unsettlement : Rahatsızlık. Bozgunluk. Tedirginlik. Huzursuzluk.

Unsettles : Karıştırmak. Düzenini bozmak. Tedirgin etmek. Sarsmak (inanç veya ekonomi vb'ni). Midesini bozmak. Yerinden çıkarmak. Heyecanlandırmak. Hasta etmek. Rahatsızlık vermek. Huzurunu kaçırmak.

Late sunset : Geç gün batımı. Günbatımı bitişi.

Sunset colours : Akşam kızıllığı. Gün batarken ve battıktan sonra gözeriminin kızıl hali.

Before sunset : Güneş batmadan önce. Günbatımından önce.

 

Unsettling : Sarsıcı. Huzurunu kaçırmak. Yerinden çıkarma. Karıştırmak. Düzenini bozmak. Yerinden çıkarmak. Durumu bozan. Rahatsızlık verici. Sarsmak. Üzüntü veren.

Unset : Kurulmamış.

İngilizce Unsettle Türkçe anlamı, Unsettle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unsettle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Electrifies : Heyecan vermek. Elektrikle doldurmak veya şarj etmek. Elektriğe dönüştürmek. Elektriklendirmek. Elektriklenme. Elektriklemek. Elektrik tatbik etme. Elektrik vermek. Cereyan verme.

Afflicts : Üzmek. Sıkıntı vermek. Kaygı vermek. Eziyet etmek. Başına bela olmak. Acı vermek. Istırap vermek.

Emotionalize : Duygulandırmak.

Exalts : Yükseltmek. Yere göğe koyamamak. Artırmak. Gururlandırmak. Sevindirmek. Güçlendirmek. Övmek. Göklere çıkarmak. Yere göğe sığdıramamak.

Discommodes : Rahatsız etmek. Zahmet vermek. Taciz etmek.

Amalgamates : Karıştırıp birleştirmek. Birleşmek. Kaynaşmak. Karışım. Karışmak. Bileştirmek. Birleştirmek. Cıva ile karıştırmak. Karışma.

Indispose : Rahatsız etmek. Hevesini kırmak. Bozmak. Elverişsizleştirmek. Zayıflatmak. İsteksiz. Keyfini kaçırmak. Soğutmak.

Disroot : Kökünden sökmek.

Discommode : Taciz etmek. Rahatsız etmek. Zahmet vermek.

Enflamed : Tutuşturmak. Yakmak. Tutku uyandırmak. Alevlenmiş. Ateşlemek. Azdırmak. Aydınlatmak.

Unsettle synonyms : untune, commove, sickens, disarranged, appalls, disconcert, discommoded, agitating, unman, churn, amalgamating, faze, excites, discommoding, incommoding, cark, demount, obsesses, obsess, appals, blent, adulterating, admixes, discomposes, buffet about, discomposed, upset, blend, worrit, afflict, disarranges, exalting, unsettles.

Unsettle ingilizce tanımı, definition of Unsettle

Unsettle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move or loosen from a settled position or state. To confuse. To be disordered. To become unsettled or unfixed. To unfix. To disorder. To displace.