Uveas türkçesi Uveas nedir

  • İnebe.
  • Üvea.
  • Uvea.
  • Göz bebeğinin renkli iç zarı.

Uveas ingilizcede ne demek, Uveas nerede nasıl kullanılır?

Uvea : Göz bebeğinin renkli iç zarı. Göz bebeğinin renkli olan iç zarı. İnebe. Kan damarlarını ve göze rengini veren pigmentleri taşıyan göz tabakası (anatomi terimi). Üvea.

Uveal : Kan damarlarını ve göze rengini veren pigmentleri taşıyan göz tabakasıyla ilgili. Üveanın. Bu tabakaya özgü. Üvea ile ilgili. Üveaya özgü.

Art nouveau : Yeni sanat akımı. Doğal motifler kullanılan sanat türü. Avrupa ve amerika'da 1890-1910 yılları arasında gelişen dekoratif ve mimari stil.

Nouveau : Yeni (fransızca). Farklı ve moda olmuş. Yeni.

Nouveau riche : .

Idiopathic lymphocytic uveitis : Nedeni bilinmeyen, kronik perivasküler lenfosit ve plazma hücre infiltrasyonlarıyla belirgin göz bebeği renkli iç zarının yangısı. kedilerde genellikle toksoplazmozis ve kedi bağışıklık yetersizlik virüsünden kaynaklanır. İdiopatik lenfositik uveitis.

Nouveau riche : Ne oldum delisi. Türedi. Sonradan görme. Yeni zengin.

Anterior uveitis : Ön uveitis. Ön uvea kanalının yangısı. iritis, siklitis ve iridosiklitisle birlikte bulunur.

Annual mouvement : Bir yıl boyunca ya da bir yıl içinde yapılan devinme. Yıllık devinme.

Canine granulomatous uveitis : Köpeklerde granülomlu uveitis. Yüz derisinde pigment kaybı ve şiddetli çift taraflı üvea yangısıyla belirgin, köpeklerde görülen klinik sendrom. japon akita ve eskimo ırkı köpekleri leri derecede duyarlıdır.

 

İngilizce Uveas Türkçe anlamı, Uveas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uveas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Complex body part : Kompleks vücut parçası.

Body structure : Vücut yapısı.

Oculus : Kubbenin tepesindeki yuvarlak açıklık (mimarlık). Okulus. Göz.

Structure : Parçaları ve öğeleri arasında yasalılık, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge ya da bütün. İnşaat. Bütünüyle tasarımlamak. Öğecik ile özdeciklerin, eksicik ya da öğeciklerden oluşma biçimi. Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu. Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbirleriyle ilgili durumları. Oyun yapısını ortaya çıkaran doku. Bir halkbilim olay ya da ürününün örge öbeği, örge tümgesi ya da örge tümgeleri biçimindeki içyapısı. bk. örge, örge tümgesi. krş. dışyapı. Şekillendirmek. Planlamak.

Eye : Belirli insanların ya da hayvanların içindeki etkili, çarpıcı, hatta öldürücü olduğuna inanılan gücü ya da akımı dışa vurmasına aracı olan örgen. Bakış. Görüş. Süzmek. Gözünü dikip bakmak. Göz. Bakmak. Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. insanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ. İzlemek. Görme gücü.

 

Uvea : Göz bebeğinin renkli olan iç zarı. Kan damarlarını ve göze rengini veren pigmentleri taşıyan göz tabakası (anatomi terimi).

Optic : Görsel. Görüş. Optik. Gözle ilgili. Görme. Işıksal. Görme ve gönme aygıtlarıyla ilişkili olan. Görme ile ilgili. Göz. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır.

Uveas synonyms : anatomical structure, uveous, bodily structure.