Optic türkçesi Optic nedir
- Gözle ilgili.
- Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır.
- Optik.
- Görsel.
- Görüş.
- Görme ve gönme aygıtlarıyla ilişkili olan.
- Işıksal.
- Görme.
- Göz.
- Görme ile ilgili.
Optic ile ilgili cümleler
English: Fiber-optic cables are made up of tiny glass fibers which are as thin as human hairs.
Turkish: Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.
English: The use of optical instruments with this product will increase eye hazard.
Turkish: Bu ürünle birlikte optik aletlerin kullanımı göz tehlikesini artıracaktır.
English: It's an optical illusion.
Turkish: Bu optik bir illizyon.
English: Here's an optical illusion: you think you are looking at a cube, but in fact you are looking at the screen.
Turkish: Burada bir görsel yanılsama var. Küpe baktığını düşünüyorsun ama gerçekte ekrana bakıyorsun.
Optic ingilizcede ne demek, Optic nerede nasıl kullanılır?
Optic nerve : Görme siniri. Göz ile beyni bağlayan sinir.
Optic agnosia : Vizüel agnozi.
Optic atrophy : Optik atrofi. Gözde oluşan kronik yangı veya zedelenmelerinde göz sinirinin kısmi veya tam dejenerasyonu sonucu küçülmesi veya dumura uğraması. görme duyusunun keskinliği veya berraklığının kaybına neden olur.
Optic axis : Görsel eksen. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır. Optik eksen. Göz yuvarlarının ön ve art kutuplarının merkez noktalarından geçen hat. Görüş ekseni. Çift kırıcı bir buzsulun çift kırıcı olmayan doğrultusu. Görme ekseni. Işık ekseni.
Optic bulb : Embriyoya ait optik keseciğinin genişlemesi ile oluşup daha sonra içeri çökerek retinanın geliştiği optik çanağı oluşturan yapı. Optik ampul.
Optic center : Görme merkezi. Optik merkez. Görme ile ilgili merkez. Göz merkezi.
Optic chiasm : Optik kiazma. Optik şiazm.
Optic institute : İnsanların görme yeteneklerinin muayene edildiği ve ihtiyaçlarına uygun lens veya gözlük alabildikleri yer.
Optic chiasma : Optik kiyazma. Sağ ve sol gözden gelen sinirlerin buluştuğu, her bir retinanın iç yarısından gelen sinir tellerinin çapraz yaparak iki optik yol teşkil ettiği, sağ yol soldaki, sol yol sağdaki görme alanından gelen bütün duyguları taşıyan beynin frontal lobları altındaki x şeklindeki yapı.
Optic disk : Optik disk. Görme sinirinin retina ile birleştiği nokta. Göz retinasında ışığa karşı duyarlı olmayan bölge. (anatomi) optik disk.
İngilizce Optic Türkçe anlamı, Optic eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Optic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Sense organ : Duyu organı. Dokunma duyusu. Duyu kılganı.
Seeing : Madem. Mademki.
Cells : Hücre. Pil. Hücreler. Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi. Petek gözü. Oda (manastır vb).
Eyelid : Gözü örten ve açılıp kapanabilen deri parçası. Gözkapağı. Blefaron. Göz kapağı.
Aspects : Bakış açıları. Yön. Hal. Görünüm. Görünüş. Tavır. Bakım. Çehre. Cephe.
Opticals : Optikle ilgili. Gözle veya ışık vasıtasıyla işleyen. Işıkbilimsel. Görüş ile ilgili.
Od : Aşırı sayıda hap içilerek intahara teşebbüs etme (argo terim). Aşırı doz (alkol veya ilaçların).
Compartments : Bölme. Kompartıman. Biyolojik yapılarda bulunan sınırları belirlenmiş kapalı bölgeler. Kısım. Bölüm.
Compartment : Bölme. Kısım. Alan. Kompartman. Bölüntü. Bölüm. Hücre. Kompartıman. Bölge.
Blinker : Atın göz siperi. Flaş lambası (aut.). Pırıldak. Yanıp sönen sinyal lambası (devamlı). Çakar. Çakar söner ışık. İşaret lambası (aut.). Flaşör. Başka araçları uyarmak için çakar ışıtaçlarını kısa aralıklarla yakıp söndüren elektrik dizgesi. Flaş lambası.
Optic synonyms : epicanthic fold, visual system, uveoscleral pathway, ocular muscle, oculus sinister, opthalmic, pupillary sphincter, eye muscle, lacrimal artery, epicanthus, arteria ciliaris, musculus sphincter pupillae, lacrimal vein, lens of the eye, lacrimal apparatus, human face, vena lacrimalis, oculus dexter, sensory receptor, central artery of the retina, ciliary artery, third eyelid, face, concept, uvea, cases, orb, cubbies, sight, cornea, stemma, choroid, apprehensions.
Optic zıt anlamlı kelimeler, Optic kelime anlamı
Effector : Yardımcı manevra unsuru. Faaliyete geçiren şey. Etkileyici. Efektör. Gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Etkileyen. Dengeleyici. Modülatör. Etkileyen kimse veya şey. Effektör.
Optic ingilizce tanımı, definition of Optic
Optic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The organ of sight. An eye. Of or pertaining to vision or sight.

Bu kısımda Optic kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Optic ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Optic anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Optic ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.