Uyar nedir, Uyar ne demek
Uyar; Edebiyat, Yazın, İsim alanlarında kullanılan bir terimdir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Uygun, denk.
[Bakınız: uyaroğlu].
Kolay uzlaşılabilen, geçimli, uysal.
Edebi anlamı:
(Söz sanatı terimi) Kapalı iğretilemede iğretinin yerine, onunla ilgili olmak üzere, kullanılan söz. Gözümden uyku akıyor misalinde suyun yerine kullanılan akıyor sözü gibi.
Uyar isminin anlamı, Uyar ne demek:
Uygun, yerinde. Boyun eğen, uysal, nazik kimse. Uyar ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Teknik terim anlamı:
Kapalı eğretilemede benzetmeyi sağlayan sözcük.
Uyar ile ilgili Cümleler
- Senin küçümseyen uyarılarından bıktım.
- Uyarı, müstehcen yasaktır.
- Bu giysiler size uyar.
- Tom'u bir kez uyardım ama dinlemedi.
- Uyarısız kovuldu.
- Uyarımıza rağmen balık tutmaya giderdi.
- Burak Tuğba'ya "O bir uyarı mıydı?" diye sordu.
- Uyarmadın deme.
- Ali bunun olabileceği konusunda beni uyarmadı.
- Uyardığın için teşekkürler.
- Uyarı için teşekkürler.
- Ali ne olabileceği hakkında beni uyarmadı.
- Öğretmen, sınavın muhtemelen karmaşık olacağı konusunda bizi uyardı.
Uyar kısaca anlamı, tanımı
Ardışık uyarlama : Birinci dizeyi ikincisi ile ve üçüncüyü dördüncüsü ile (ve sonuna kadar böylece) uyaklı kılma şeklindeki uyak düzeni
Aşırı uyarılırlık : Canlı varlığın iç ve dış çevrenin dürtülerine anında ve aşırı ölçüde tepki gösterebilme özelliği.
Bağışıklık uyarıcı ilaç : Bağışıklık yetmezliği durumlarının tedavisinde kullanılan bağışıklık sistemini uyaran ilaç.
Belirsiz uyaran : Birden çok anlamı verecek nitelikteki uyaran.
Birincil uyartılar : Toplamsal bileşimle, nicel olarak, bütün öteki uyartıların çıkarılabileceği, çizgil olarak bağımsız ama başkaca istendiği gibi seçilebilen uyartılar. Bunun için, üç birincil uyartı gerekli ve yeterlidir.
Bozukluk uyarı çevirgeci : Dizgede bir aksaklık olduğunda, uyarı amacı ile sesli ya da ışıklı bir imleci devindiren çevirgeç.
Can gözün uyarmak : İntibah hasıl etmek, gözünü dört açmak.
Çırak uyarmak : Kandil yakmak.
Doğumun uyarılması : Gebelik süresi tamamlanmasına rağmen doğum başlamayan hayvanlarda veya gebeliğin sonlarında henüz doğum başlamadan değişik ilaç ve yöntemler kullanılarak doğum sürecinin başlatılması.
Döl yatağı uyarıcıları : Döl yatağı kasılmalarını uyaran oksitosin, prostaglandin F2 alfa ve ergot alkoloitleri gibi ilaçlar, uterotonik.
Dört uyartı : Üçrenksel bir dizgenin temel uyartı ve üç birincil uyartısını tanımlamaya yarayan belirli dört uyartı. CIE'nin benimsediği dört uyartı dalga boyu 700, 546,1 ve 435,8 nanometre olan ışınımlarla B ölçünü'dür.
El durduracı uyarı çevirgeci : El durduracı çekildiğinde, uyarı ışıtacı çevrimini kapatarak uyarı imlecini yakan çevirgeç.
El durduracı uyarı imleci : El durduracının çekili olduğunu gösteren uyarı ışığı.
En çok uyarma ilkesi : (Leuba) Canlının, en çok uyarma sağlayan tepkileri en iyi öğrendiğini belirleyen ilke.
Eşik uyaranı : Duyu örgenlerinden herhangi birisinde bir algı ya da tepkiye ancak yetebilecek güçteki uyaran.
Folikül uyaran hormon : Dişilerde yumurtalık foliküllerinin büyümesini ve foliküllerden östrojen salınımını uyaran, erkeklerde er bezlerinde sperm oluşumunu destekleyen, ön hipofiz lobundan salınan, salınımı hipotalamustan salınan gonadotropin salgılatıcı hormon tarafından düzenlenen glikoprotein yapılı gonadotrop hormonlardan biri, follitropin, folikül sitimulan hormon, FSH.
Gangliyon uyarıcı ilaç : Uygulandığında gangliyonları ve adrenal medullayı uyaran ilaç.
Gaz uyarılması : Bir gazın, kimi atom ya da moleküllerinin, bir elektronun bir erke düzeyinden daha yüksek bir erke düzeyine geçmesiyle yapısının değişmesi.
Güncel uyarı : Kitaplığın yeni çıkan yayınları günü gününe izleyerek okurlarına bildirmesi.
Güncel uyarı dergisi : Belli başlı dergilerde çıkan yazılardan haberli olmamızı sağlamak amacıyla adı geçen dergilerin "içindekiler" sayfalarını topluca veren dergi.
Güvenlik uyarısı : (güvenlik alarmı) Zorunlu koruyucu işlemi yapmak üzere operatöre uyarı veren sistem.
Hormon uyarıcı madde : İlaç olarak hormonlar gibi kullanılan, onlara yapıca az veya çok benzeyen, fakat vücutta doğal olarak bulunmayan, glukokortikoit etkili sentetik steroitler ve östrojenik etkili stilben türevleri gibi ilaçların ortak adı.
Işık uyartısı : Göze girerek bir ışık (renkle birlikte) duyulanması doğuran, ışınım erkesi.
Kabul etmeme uyarısı : İlgilisince kabul edilmeyen bir ödek için bu olayı belgelendirmek amacıyla noter eliyle yapılan uyarı.
Kalbin uyarı odağı : Sinoatriyal düğüm.
Kimyasal uyartı : Kimyasal maddelerle meydana getirilen uyartı.
Koloni uyarıcı faktör : Kemik iliğindeki öncü hücrelerin üremesini ve onlardan oluşan tamamıyla farklılaşmış kan hücrelerinin işlevlerini uyaran madde, CSF.
Koşullu uyaran : İlişkisiz bir uyaranın koşulsuz uyaranla birlikte, canlıya yeterince uygulanmasının sonucu olarak, koşulsuz uyaranınkine benzer nitelikler edinen ilişkisiz uyaran.
Koşulsuz uyaran : Belirli bir öğrenme ya da koşullandırma deneyinin başında, belirli bir tepkiyi doğal olarak harekete geçiren uyaran.
Kucaklı uyarlama : Birinci dizeyi dördüncüsü ile, ve ikinciyi üçüncüsü ile (ve sonuna kadar böylece) uyaklı kılma şeklindeki uyak düzeni.
Laktasyonun uyarılması : Östrojen, progesteron ve kortizol gibi hormonlar kullanılarak laktasyonda olmayan hayvanlarda süt salgısının başlatılması.
Melanosit uyarıcı hormon : Ara hipofizdeki melanotrop hücrelerden ve az miktarda ön hipofizden salınan peptit hormon. Aşağı sınıf omurgalı hayvanlarda çok salınır ve melanofor hücrelerde pigment granüllerinin sitoplazmaya dağılmasına ve deri renginin esmerleşmesine neden olur.
Melanosit uyarıcı hormon salgılatıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını uyaran bir hormon.
Melanosit uyarıcı hormon salınımını kısıtlayıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını inhibe eden bir hormon.
Noksiyus uyarı : Zararlı uyarı.
Nomotop uyarı teşkili bozuklukları : Otonom sinir sisteminin etkisiyle oluşan, normal uyarımların doğduğu merkez olan sinüs düğümündeki bozukluklar sonucu ortaya çıkan, vagus ve simpatikusun uyarımları sonucu kalp frekansının etkilenmesi, sinus taşikardi.
Ovulasyonun uyarılması : Ovulasyon gecikmesi veya olmaması gibi döl verimi düşüklüğüne neden olan olgularda LH, HCG, GnRH gibi hormonlarla yumurtlamanın uyarılması.
Ödeme uyarısı : Ödek, çek ve belgitler gibi tecimsel belgelerin kabul ve ödemeye verildiklerinde ödemekten kaçınma nedeniyle taşıyanın, çekici ve aradaki aktarımcılara dönebilmek amacıyla yasasında belirtilen süre içinde noter eliyle yaptığı uyarı.
Ödenmeme uyarısı : İlgilisince ödenmeyen bir borç belgiti ya da ödek için bu olayı belgelendirmek amacıyla borçlusuna noter eliyle yazılı olarak yapılan uayrı.
Ölçünlü uyaran : Deneylerde kullanılan türlü uyaranlar arasında, karşılaştırmaya temel olarak alınan uyaran.
Ölçüştürme uyartıları : Toplamsal bir renkölçerin fiziksel olarak tanımlanmış uyartıları.
Parasempatik sinir sistemini uyarıcı : Muskarinik ve/veya nikotinik kolinerjik almaçları (kolinoseptörleri) doğrudan veya dolaylı biçimde uyaran ve bu almaçları taşıyan hedef hücrelerde asetilkolinin etkisine benzer etki gösteren ilaç, kolinomimetik ilaç.
Renk uyartı değeri : Toplamsal renk karışımı için renk uyartısı değerini belirten büyüklük.
Renk uyartı eğrisi : Bir cismin yansıttığı ya da geçirdiği ışınımın, bağıl değerde, tayfsal dağılışı.
Renk uyartısı : Göze girerek bir renk duyulanması doğuran, yeğinliği ve tayfsal bileşimi belirli ışınım.
Sempatik sinir sistemini uyarıcı ilaç : Alındığında sempatik sinir sisteminin uyarılması sırasında oluşan etkilere veya adrenalin ve noradrenalin kullanılması sonrasında oluşan etkilere benzer etkiler oluşturan ilaç, sempatomimetik ilaç.
Sonuçlara uyarlı ücret : Yapılan işin gelişim alanına ya da sonuçlarına uygunluğu temel tutulan yöntemlere göre ödenen ücret.
Susunuz uyarısı : Tiyatroda ışıklar ya da levha ile özellikle perde açıldıktan sonra yapılan uyarı.
Teknoloji uyarlaması : Üretici ve tüketicilerin belirli gereksinimlerini karşılamak, bölgesel zevk ve tercihlere ya da hammadde veya üretim faktörlerinin göreli bolluğuna bağlı olarak elde edilebilecek rekabet gücünden yararlanmak amacıyla varolan teknolojinin değiştirilerek üretim sürecinde kullanılması.
Tekrarlı uyarlama : Bir dizenin içinde birbiriyle uyaklı olan iki kelimenin kullanılması.
Temel uyartı : Herhangi bir üçrenksel dizgenin birincil uyartı birimlerini saptamağa yarayan belirli, çok kez renksiz uyartı. bk. birincil uyartılar.
Tinsel uyarıcılar : Kaynağını insanın törel, düşünsel, siyasal ve bilimsel kanılarından alan, insanı bir düşünce uğruna çalışmaya özendiren ve yönelten tinsel güçler.
Tiroit uyarıcı hormon : Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanan, tiroit bezinin büyümesini ve hormonlarının sentezlenip salgılanmasını düzenleyen glikoprotein tabiatında bir hormon. Hipofiz ön lobundan salınan, tiroit bezinden tiroit hormonlarının sentez ve salınımını uyaran ve bezin büyümesini sağlayan glikoprotein yapısında bir hormon, tirotropin, tirotropik hormon, tiroit sitimulan hormon, TSH, TSH-RH.
Tiroit uyarıcı hormonu çıkaran hormon : Hipotalamus tarafından salgılanan ve hipofiz bezinin ön lobundan tiroit uyarıcı hormonun salgılanmasını sağlayan hormon.
Toplu uyarılma : Bir toplumun, bir toplumsal kümenin üyelerinde özdeş duyguların uyarılması.
Toplumsal uyaran : Bireylerin birey olarak değil de belli bir toplumsal kümenin üyesi olarak belli bir tepkide bulunmalarına yol açan uyaran.
Uyar akıllı : Başkasının sözüne giden, aklını kullanmayan.
Uyarabilme : Uyarabilmek işi.
Uyarabilmek : Uyarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uyaraç : İçindeki bir zarın titremesiyle ses çıkaran, çevreyi uyarma aygıtı.
Uyaralp : Boyun eğen, uysal, nazik yiğit.
Uyaran genellemesi : Deney hayvanının belirli bir uyaran karşısında belirli bir tepki yapmayı öğrendikten sonra, bu uyarana benzeyen başka uyaranlar karşısında da aynı tepkiyi göstermesi.
Uyaran karşılık ruhbilimi : Ruhbilimin temel amacının uyaranlarla bunlara ilişkin olarak ortaya çıkan karşılıkların incelenmesi olduğunu savunan ruhbilim türü.
Uyaran öğesi : Çıkarımcı yordamlarda bireyin örtük eğilim ve tutumlarını açığa vurması için kullanılan belirsiz ipucu.
Uyarcık : Bir yarıiletkendeki yerelleşmemiş, iletkenliğe katılmayan, uyarılmış eksiciksel durum.
Uyarel : Boyun eğen, uysal, nazik kimse.
Uyarer : Uyumlu, nazik kimse.
Uyarga : Akımmıknatıssal dalgalara kaynaklık eden, çoğu kez bir elektriksel titreşim çevriminin beslediği iletken tel. Bir işlem için, hatırlatma yazılımı. Unutulmaması gerekli işleri yazmağa yarar günlemeçli yazılık.
Uyarı aracı : Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç.
Uyarı belirteci : (alarm belirteci) Bir arıza durumunda, görsel ve işitsel uyarılarla operatörün dikkatini çeken aygıt.
Uyarı cevabı : Herhangi bir uyarıya cevap olarak bir hücre, organ ya da organizmanın göstermiş olduğu durum değişikliği. Oryantasyon.
Uyarı dönemi : Özellikle solunum anestezisinde aşırı hareketlerle belirgin II. devre, deliryum dönemi.
Uyarı düzeni : Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt.
Uyarı eki : Okuyanı uyarma amacıyla yazılımların altına ya da kenarlarına eklenen ve "iyi dikkat ediniz" anlamına gelen uyarı niteliğindeki açıklamalar.
Uyarı ışığı : Oyunun belli yerlerinde sahnedeki görevlileri uyaran ışık. Giriş ve çıkışları, başlayış ve bitiş yerlerini gösteren ışık.
Uyarı ışığı denetim tablosu : Oyunun başlangıcını, bitişini gösteren, giriş çıkışlar için uyaran ışığın denetlendiği tablo.
Uyarı iletisi : Bir derleme listesinde, sözdizim bakımından benimsenebilir nitelikte bir deyim söz konusu olmasına karşın, bir yanlış olasılığını kullanıcıya bildirmek amacıyla yer verilen herhangi bir ileti.
Uyarı propaganda oyunu : Seyirciye belli bir düşünceyi ve siyasal görüşü benimsetmek amacıyla yazılmış oyun.
Uyarı propaganda tiyatrosu : Kaynağı, Meyerhold'un, Sovyet devriminin ideolojisini yaymaya yönelik, ezgili, danslı, diyalı ve filimli tiyatrosudur. Bugün için, herhangi bir ideolojik görüşü yaymaya yönelik tiyatro.
Uyarı sistemi : (alarm sistemi) Koruma sisteminin tüm güvenlik birimlerini içeren bölümü.
Uyarıcı ışıtaç : Optik sesli gösterimde, ses yolu üzerine ışık düşüren ışıtaç.
Uyarıcı ilaç : Hastalık anında vücuttaki dolaşım ve solunum gibi sistemleri güçlendirmek amacıyla kullanılan doksapram, bemegrid ve benzerleri ilaç.
Uyarıcı katılan silaj : Silajlarda laktik asit üretimini en yüksek düzeye çıkararak yemlerin iyi bir biçimde konservasyonunu sağlamak için laktik asit bakterileri, laktobasiller, pediokoklar, streptokoklar ve mayalar gibi inokulant, selülaz, amilaz, hemiselülaz, pektinaz ve proteaz gibi enzim ve melas, sukroz ve glikoz gibi şekerlerden birinin veya birkaçının katıldığı silaj.
Uyarıcı postsinaptik potansiyel : Bir sinir hücresinde, presinaptik uçta bulunan nörotransmitter moleküllerinin postsinaptik uca erişip kendine özrgü almaçlarını uyararak burada Na+ geçirgenliğini artırarak depolarizasyon yapması eksitatör postsinaptik potansiyel, ksitatör postsinaptik potansiyel. Baskılayıcı postsinaptik potansiyelin karşıtıdır.
Uyarıcı sargı : Üreteç gövdesi içinde manyetik alanı yaratan durağan sargı.
Uyarıcı sinaps : Uyarıları postsinaptik sinir hücresine geçiren sinaps.
Uyarıcık : Katı içinde, bir tanecikmiş gibi devinen uyarma erkesi nicemi.
Uyarık duru : Daha yüksek erke düzeylerine çıkmış nicemsel dizge durusu.
Uyarık eksicik : Olağan erke düzeyinden daha yüksek bir kabukta bulunan eksicik.
Uyarılabilme : Uyarılabilmek işi.
Uyarılabilmek : Uyarılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uyarılan doğum : Yapay olarak başlatılmış doğum, teşvik edilerek uyarılarak meydana getirilmiş doğum.
Uyarılgan : Duygu ve coşkuları kolayca ve güçlü olarak uyandırılabilen.
Uyarılma alanı : Duyusal herhangi bir sürecin harekete geçirdiği beyin bölgesi. (Bu, belirli süreçlerin beyinde belirli bölgeleri harekete geçirdiği anlamına alınmamalıdır.).
Uyarılma dalgası : Canlı dokular yoluyla bir sinir tepesine dönüştürülen elektrokimyasal bir değişim.
Uyarılma dönemi : Anestezik ilacın beyin merkezlerinde depresif etki yaratmaya başlaması, şuur kaybı, hareketlerin istem dışı yapılması, önemli kontrol merkezlerinin etkisiz kalması sonucu aşırı hareket, çırpınma ve mırıldanma gibi belirtilerin görüldüğü dönem, eksitasyon dönemi.
Uyarılma gizilgücii : (Hull) Belirli bir biçimde tepki yaparken söz konusu olan eğilimin gücü. (Bu, dürtü ile alışkanlık gücünün birleşmesinden ortaya çıktığı düşünülen bir değişkendir. Şu formülle gösterilir: sER = DxVxKxsHR).
Uyarılma süresi : Uyarılmış bir atom ya da molekülün, bu durumda kaldığı sürenin en olasılıklı değeri.
Uyarılmış atom : Elektronları yörünge değiştirmiş atom.
Uyarılmış elektron : Bulunduğu katmandan bir üst katmana yükseltilen elektron.
Uyarılmış sanrı : Deneği uyutarak ya da sözle inandırarak içinde uyandırılan sanrı.
Uyarılmış tasarruf : Harcanabilir gelire bağlı olarak değişen tasarruf.
Uyarılmış teknolojik gelişme : Faktör fiyatlarının değişmesine bağlı olarak teknolojinin fiyatı artan faktörden tasarruf edecek biçimde gelişme göstermesi.
Uyarılmış tüketim : Harcanabilir gelire bağlı olarak değişen tüketim. Yeni yatırımların tüketim halinde ortaya çıkardığı artış.
Uyarılmış yatırım : Yatırım fonksiyonunda yatırımı belirleyen değişkenlere bağlı olarak değişen yatırım.
Uyarım erkesi : Bir dizgeyi taban durumundan uyarılmış hale çıkarmak için gerekli erke.
Uyarım erkili : Belirli bir ışnımı elde etmek için gerekli enkil değeri.
Uyarımsız davranış : Belirli bir çevre içinde ortaya çıkmakla birlikte belli ve kesin bir uyaran sonucu olmayan davranış.
Uyarına gitmek : Uysal davranmak, aykırı gitmemek.
Uyarlaç : Dalga kılavuzu gibi değişik boyutlu, eş işlevli araçları eklemeye yarayan parça. Ayrı büyüklük ve yapıdaki iki parçayı birbirine tutturmaya yarayan ara parça.
Uyarlama eğitimi : Görevlilerin işlerine alıştırılmaları ve bağlanmaları, iş sorumluluğunu benimsemeleri, görev sırasında karşılaşacakları sorunları kolaylıkla çözebilmeleri için gerekli bilgi, beceri ve anlayışların kazandırılması amacıyla yapılan bir eğitim türü.
Uyarlama hakkı : Herhangi bir yapıtı sahneye uyarlayabilmek için izinle elde edilen hak. Herhangi bir metnin sinemaya uyarlanmasını sağlayan hak. Herhangi bir yapıtın sahneye uyarlama izni ya da bunu yapabilmek için izinle alınan hak.
Uyarlamacı davranış : Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması.
Uyarlamalı denetim sistemi : Planlanan dönemde, pazarlama hedeflerinin yanısıra, bu hedefleri gerçekleştirmedeki başarımın denetlenmesine olanak veren pazarlama denetim sistemi.
Uyarlanabilir : Sinema özellikleri taşıyan, bundan dolayı uyarlanması kolay olan, uyarlanmaya yatkın metin.
Uyarlanabilir beklentiler : İktisadi karar birimlerinin, geçmişte gerçekleşen olaylara ve bu olaylardan elde ettikleri bilgi birikimine dayanarak oluşturdukları geleceğe ilişkin beklentiler. karşılığı ussal beklentiler.
Uyarlanabilir beklentiler önsavı : Uyarlanabilir beklentilerle hareket eden iktisadi karar birimlerinin, iktisat politikalarındaki değişikliklere ilişkin öngörülerini, bir önceki dönemdeki uygulamaların sonuçları ve hata paylarını dikkate alarak düzelttikleri ve özellikle ekonomideki enflasyon oranının bir önceki yılın enflasyon oranından etkileneceğini ileri süren ve ilk kez Irving Fisher tarafından kullanılan önsav. karşılığı ussal beklentiler önsavı, rassal yürüyüş önsavı.
Uyarlanabilir fiyatlandırma yaklaşımı : Küresel düzeyde etkinlikte bulunan bir firmanın, etkinlikte bulunduğu bölgede kâr edebileceği en uygun fiyatı, söz konusu bölgedeki iştirak ya da bağlı kuruluşunun belirlemesine izin verdiği fiyatlandırma yaklaşımı. karşılığı küresel fiyatlandırma yaklaşımı, yermerkezli fiyatlandırma yaklaşımı.
Uyarlanabilirlik : Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi.
Uyarlanabilme : Uyarlanabilmek işi.
Uyarlanabilmek : Uyarlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uyarlanır raf : Kitap dolaplarında belirli yeri olmayan, kitap boyuna göre uyarlanabilen raf.
Uyarlanır sınıflandırma yöntemi : James Duff Brown'ca 1897'de hazırlanmış bir sınıflandırma yöntemi. (Çok geçerli olmadığı için bunun yerine konu sınıflandırma yöntemi kullanılır.) bk. konu sınıflandırma yöntemi.
Uyarlanır süreli yayın listesi : Dar karton şeritler üzerine yazılan süreli yayın adlarının mukavva, tahta ya da metal çerçeve içinde istenen düzende sıralanmasından oluşan liste.
Uyarlanmış : Uyarlamaya uğramış, başka bir metinden geliştirilmiş.
Uyarlayabilme : Uyarlayabilmek işi.
Uyarlayabilmek : Uyarlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Uyarlayıverme : Uyarlayıvermek işi.
Uyarlayıvermek : Kısa sürede uyarlamak.
Uyarlı : Uyumlu.
Uyarlılık : Uyumluluk. Vargılarla öncüller arasındaki sıkı tutarlılık ya da kanı ve tutumlar arasındaki uyarlı birlik.
Uyarma çizgisi : Yarışlık "orta çizgi"sinin iki yanında "başlama çizgisi" nin üçer metre gerisinde olan ve "çıkış çizgisi"ne yaklaşan yarışmacıları uyarmaya yarayan çizgi.
Uyarma sinyali : Puls polarografide, küçük kısımlar halinde (basamak basamak) artan bir şekilde potansiyel pulslarının uygulanması.
Uyarma spektrumu : Floresans spektroskopide, floresans şiddetinin dalga boyunun fonksiyonu olarak grafiği.
Uyarmaklık : İkaz, irşat, yola getirme.
Uyarsızlık : Çevresel ilişkilerde sorun yaratma ve bu sorunları çözmede başarısız kalma durumu.
Uyartılı salma : Başka bir ışığın dolaylı etkisi ile kimi ışıkların salınması olayı.
Uyartma : Uyartmak işi.
Uyartmak : Uyarma işini yaptırmak. Uykudan uyandırmak.
Yaşama uyarlayıcı eğitim : Öğretim programlarının gerçekçi, işe ve mesleğe dönük, toplumsal beceriler kazandırıcı nitelikte olmasına ağırlık veren eğitim.
Yeterli uyaran : Belirli bir olayı etkin duruma geçirmeye yeten uyarıcı.
Yetersiz uyaran : Duyu örgenlerinden birini harekete geçirmekle birlikte, o örgen için düzgülü ve yeterli olmayan uyarıcı.
Zararlı uyarı : Gerçek veya olası doku hasarına neden olan sıcaklık, iskemi ve mekanik yaralanmalar gibi ağrılı uyarılar, noksiyus uyarı.
Erken uyarı : Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı.
Uyaran : Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih. Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı. Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı.
Uyarcı : Uygun davranışta bulunan, uyumlu görünen kimse.
Uyarcılık : Uyarcı olma durumu.
Uyarı : Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme, ikaz, ihtar, tembih. Organizmada uyarım yaratan güç.
Uyarıcı : Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih.
Uyarıcılık : Uyarıcı olma durumu.
Uyarılma : Uyarılmak işi.
Uyarılmak : Uyarma işine konu olmak. Uyandırılmak.
Uyarım : Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki, tembih. Bir uyarma sebebiyle herhangi bir kasta, salgı bezinde olan açık veya gizli değişme.
Uyarınca : Gereğince, mucibince.
Uyarış : Uyarma işi.
Uyarlama : Uyarlamak işi, adaptasyon. Birbirine uydurma. Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uydurma. Uyarlanmış, adapte edilmiş.
Uyarlamak : Birbirine herhangi bir bakımdan uyar duruma getirmek, intibak ettirmek. Edebî eserleri, sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirmek, adapte etmek. Bir yabancı eseri, kişi ve yer adlarını değiştirerek yerli bir eser durumuna getirmek, adapte etmek.
Uyarlanma : Uyarlanmak işi.
Uyarlanmak : Uyarlama işi yapılmak, adapte olunmak, alınmak.
Uyarlayıcı : Uyarlama işini yapan kimse. Adaptör.
Uyarlık : Uygun olma durumu, uygunluk.
Uyarma : Uyarmak işi, ihtar, tembih. Bir duyu organını, bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi.
Uyarma komutu : Jimnastikteki komutun alıştırma için uyarıcı nitelikteki ilk ve uzunca bölümü.
Uyarmak : Bir kimseye bir davranışta bulunmasını veya bulunmamasını söylemek, ikaz etmek. Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak. Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak. Uyandırmak. Öğütle yola getirmeye çalışmak.
Uyaroğlu : Bulunduğu ortama ve koşullara kolaylıkla uyum sağlayan kimse.
Uyarsız : Uygun davranışta bulunmayan, uyumlu görünmeyen (kimse).
Uyartı : Uyarmak için söylenen söz, uyarı, ihtar. Uyaran kimse veya şey.
Diğer dillerde Uyar anlamı nedir?
Osmanlıca Uyar : mülâyim

Bu kısımda Uyar nedir? Uyar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Uyar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Uyar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.