Valuational türkçesi Valuational nedir

  • Paha biçmekle ilgili.
  • Değer biçmeye dönük.

Valuational ingilizcede ne demek, Valuational nerede nasıl kullanılır?

Valuation measure : Sayımın yapıldığı günde geçerli olan yasal eder temel alınarak ulusal paraya göre yapılan değerlendirme yöntemi. Değerleme ölçüsü.

Valuation method for output of value : İşletmede yer alan bir varlığın veriminin anamala dönüştürülerek değerlendirilmesi yöntemi. Değerlemede verim değeri yöntemi.

Valuation of goods : Malları değerlendirme. Vergi yönünden malları tümdeğer temeline göre değerlendirme. malın tümdeğerine göre değerleme günündeki satış ederleri 0.010 ve daha çok bir düşüklük göstermekte ise, yükümlünün tümdeğer yerine benzer ederlerle ölçüsünü uygulaması.

Valuation of real estates : Ekonomik işletmelere ilişkin durağan varlıkların genel olarak tümdeğer yöntemiyle değerlendirilmeleri. Durağan malların değerlendirilmesi.

Valuation survey : Değeryazım. Taşınmaz mal vergilerinde bir ölçü olarak kullanılmak üzere, kentlerde ve kırsal alanlarda, bireylerin ve tüzel kişilerin ellerinde bulunan topraklann değerlerinin devletçe belirli aralıklarla saptanması. bk. yazım.

Nominal value in valuation : Her çeşit belgitlerle pay belgitleri üzerindeki yazılı değer. Değerlemede saymaca değer.

 

Accounting valuation : Genel giderlerin ve değerlerin para ile ölçülebilen söylenilen tüm değerleri. Muhasebe değerlemesi. Muhasebe değerlendirmesi. Muhasebe değeri. Sayışmanlık değeri.

Exchange price in valuation : Değerlemede borsa ederi. Borsalarda yazılı olan ekonomik değerlerin, değerlemeden önce son işlem günündeki ortalama ederi.

Valuation : Kıymet. Değer biçme. Fiyat. Keşfini yapma. Bir özdek, bir nesne, bir malın para ile çözümlenen değişim değerini saptama. Ekspertiz. Kıymet takdiri. Biçilen değer. Değerlendirme.

Equivalence in valuation : Değerlemede eşdeğer. Gerçek ederi olmayan, ya da bilinmeyen, doğru olarak saptanamayan bir malın, değerleme gününde satılmasında eş ve benzerine göre alabileceği eder.

İngilizce Valuational Türkçe anlamı, Valuational eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Valuational ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assessment : Vergi. Taşınmaz mal vergilerinde bir ölçü olarak kullanılmak üzere, kentlerde ve kırsal alanlarda, bireylerin ve tüzel kişilerin ellerinde bulunan topraklann değerlerinin devletçe belirli aralıklarla saptanması. bk. yazım. Değerlendirme. Vergi idaresinin çeşitli biçimlerde belirlediği matraha vergi tarifelerinin uygulanmasıyla vergi borcunun hesaplamasına yönelik idari işlem. Bir alacak hakkının doğması. Değer takdiri. Değeryazım. Tahakkuk. Bellilendirme. Belirlenen değer.

Overvaluation : Aşırı değerleme. Ulusal paranın aşırı değerlendirilmesi. Değerinden fazla değer verme. Aşırı değerlendirme. Gereğinden fazla değerleme. Aşırı değer biçme. Aşırı değerlenme. Fazla değerleme. Değerinden fazla kıymet verme.

 

Undervaluation : Hafife alma. Kıymetinden düşme. Eksik değer koyma. Eksik değerlendirme. Yetersiz değerleme. Eksik değerleme. Az değer biçme. Değerinin aşırı derecede düşük kıymetlendirilmesi. Noksan değer takdiri.

Mark : Yapım imleri. Damga. Bir alanın, bir sözcüğün, bir öğenin ya da bir öbek gibi bir veri kümesinin başlangıcını ya da sonunu gösteren simge ya da simgeler. Damga vurmak. Etiket. Göstermek. Alman parası. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Numara. Marka.

Score : Şanslı olmak. Çentiklemek. İşaretlemek. Tenis, futbol, eğitim, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır. Oyuncular arasındaki sayı durumu. Hesabını tutmak. Almak. Sayı yapmak. Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç. bu giriş, oyun sırasında olursa 2, serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir. oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır. Puan almak.

Reevaluation : Tekrar değerlendirme.

Pricing : Paha biçmek. Fiyatlandırmak. Fiyatlandırılan. Fiyatını belirlemek. Yeni veya mevcut ürünlerin fiyatlarının belirlenmesi. Fiyat tespiti. Fiyat koyma. Fiyat tespit etme. Fiyatlandırma.

Rating : İzlenme oranı. Fırça. Sınıflandırma. Tasnif. Deniz eri. İş sorumluluğu. Kategori. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bireylerin ölçüm konusunda tutumlarını belirtmek üzere kendilerine sunulmuş seçenekler ya da ölçüm boyutunu simgeleyen bir süreklilik üzerindeki çeşitli konumlar arasından seçmeler yapmalarını içeren değerlendirici yargı. bk. değerleme ölçeği. Şirketlerin, taşınır değerlerinin ticari riskine, ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması.

Appraisal : Kıymet takdiri. Bir filmin çeşitli yönlerden taşıdığı özellikleri ayırt edip, çözümleyip film konusunda bir yargıya varma. özellikle, yetkili bir kurulca bu yolda varılmış ve gerekçeleriyle açıklanmış yargı. Ekspertiz. Değerlendirmek. Kıymet takdiri etmek. Değer tahmini. Değer takdiri. Değer biçme. Değerlendirme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Grade : Seviye. Sınıf. Derecelere ayırmak. Derecelendirmek. Sınıflandırmak. Cins. Kademe. Not vermek (sınav kağıdını veya ödevi okuyup). Yokuş. Derece.

Valuational synonyms : bond rating, damage, terms, evaluation, price.