Score türkçesi Score nedir

  • Partisyon yazmak.
  • Skor.
  • Tenis, futbol, eğitim, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır.
  • Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer.
  • Puan.
  • Gol atmak.
  • Şanslı olmak.
  • Sayılar.
  • Çizmek.
  • Almak.
  • İşaretlemek.
  • Sayıl.
  • Ağır eleştirmek.
  • Çizgi çekmek.
  • Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. yenik takımlar ise değer alamazlar.
  • Puan almak.
  • Durum.
  • Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç. bu giriş, oyun sırasında olursa 2, serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir. oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır.
  • Sayı.
  • Sayı yapmak.
  • Başarı kazanmak.
  • Notaya geçirmek.
  • Oyuncular arasındaki sayı durumu.
  • Azarlamak.
  • Değerlendirmek.
  • Bir testten, genellikle doğru olarak yanıtlanan madde sayısına göre elde edilen sonuca sayıyla biçilen değer. 2-üzerinde matematiksel bir işlem yapılmamış olan puan; ham puan.
  • Skor kaydetmek.
  • Çentiklemek.
  • Eleştirmek.
  • Hesaplaşmak.
  • Hesabını tutmak.

Score ile ilgili cümleler

English: The final score of the game was 3 to 1.
Turkish: Oyunun final skoru üçe birdi.

English: Have you ever gotten a perfect score on a test in high school, Taro?
Turkish: Sen hiç lisedeki testte mükemmel bir puan aldın mı, Taro?

 

English: I hope you got a higher score on the test than I did.
Turkish: Umarım testte benim aldığımdan daha fazla puan aldın.

English: It's the best score up to now.
Turkish: O,şu ana kadar en iyi skordur.

English: He got a better score than us.
Turkish: Bizden daha iyi bir puan aldı.

Score ingilizcede ne demek, Score nerede nasıl kullanılır?

Score a goal : Gol atmak.

Score a hat trick : Üç gol atmak. Hettrik yapmak. Üç sayı yapmak.

Score a point : Puan kazanmak.

Score an advantage : Bir kazanç elde etmek. Avantaj elde etmek.

Score board : Sayı levhası. Tenis, basketbol alanlarında kullanılır. Sayı tahtası. Bir stadyumda skorların asıldığı büyük tabela. Skorbord. Puan tablosu. Sayı durumunun yazıldığı, seyircilerce görülebilecek yere konan levha. Sonuç tabelası. Skor tabelası. Sayı göstergesi.

Score sheet : Skor sayfası. Müsabaka cetveli.

Score off : Morartmak. Susturmak (tartışmada). Ağzının payını vermek. Ağızlarının payını vermek. Aptal durumuna düşürmek. Alt etmek.

Score card : Skor kartı. Sayıları ve takımların veya oyuncuların skorlarını gösteren kart. Değerlendirme çizelgesi. Puantaj cetveli.

Score under : Yenilmek. Fark yemek.

Score out : Üstünü karalamak. Üstünü çizmek. Üzerine çizgi çizmek. Karalamak.

İngilizce Score Türkçe anlamı, Score eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Score ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conversion : Bozma. Evirtim. Dönme. Çekirdek tepkime kabında, bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci. örn. th232'nin u233'e çevrilmesi. *. Dönüşüm. Bilgisayar, fizik, kimya, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Değiştirme. Borcun azaltılması, ertelenmesi ve yeniden finansmanını kapsayan, borcun miktarı, vade yapısı ve borçlanma koşullarını değiştiren tüm işlemler. krş. borcun yeniden finansmanı. Bir özdeğin kèndi eşizine dönüştürülmesi. örn. iki şekerden dekstrozun levüloza dönüştürülmesi.

 

Point : Sivriltmek. Çevirmek. Nokta. Sivrilmek. Tevcih etmek. Uç. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Bitirmek. Noktalamak.

Hit the jackpot : Büyük şansı olmak. Başarmak. Köşeyi dönmek. Turnayı gözünden vurmak. Büyük ikramiye kazanmak. Jackpot yakalamak. Büyük bir başarı kazanmak. Umulmadık bir anda başarı kazanmak. Başarı göstermek.

Carped : Sazan. Dırdır etmek. Mızmızlanmak. Sazan balığı. Dırdırlanmak. Mızırdanmak. Kusur bulmak. Beğenmemek.

Advance : Daha önceki bir tarihe almak. İleri almak. Öne almak. Öne almak (tarih terimi). Avans vermek. Öne sürmek. İleri gitmek. Terfi. Gelişmek. Peşinat vermek.

Basket : Küfe. Zembil. Sepet örgüsünden yapılmış şey. İnce kamış, söğüt dalı, hayıt, tel ve plastikten örme veya geçirme biçimiyle yapılandırılmış çeşitli biçimde oluşturulan yapıtlar olup genellikle iç sularda kullanılan, balığın içerisine girmesini sağlayan bir kapısı veya huni biçiminde bir giriş yeri bulunan, içine çekici yem konan, balıkların bir kez girdikten sonra çıkamayacağı biçimde yapılandırılmış tuzaklar. Balon sepeti. Basketbol çemberi. Pota. Sepettopunda sayı yapılacak yer. bu, 0,45 metre çapında demir bir çember olup altında bir ağ asılıdır. çember ile ağ bir sepet biçimindedir. sepettopu oyununu bulan amerikalı profesör james naismith, oyunu, önce öğrencilerine kağıt sepetleriyle oynattığından oyun bu ad ile anılmıştır.

Pin spot : İnce hüzme. Nokta ışıldak. Çok dar bir alanı, örneğin yalnızca gözleri aydınlatabilen özel mercekli ışıldak.

Knock up : Uyandırmak. Kuruvermek. Hamile bırakmak. Telaşlandırmak. Çok yormak. Aceleyle yapıvermek. Hazırlamak. Hazırlayıvermek. Para kazanmak.

Commentating : Yorum yapmak. Nakletmek. Bir şeyi anlatmak. (maç vb) anlatmak. Yorumlamak. Anlatmak.

Cases : Hasta. Hukuksal olay. Kutu. Tuhaf tip. Delil. Görüş. Kovan. Mahfaza. Husus.

Score synonyms : grade point, pull ahead, vie, animadverts, carps, be fortunate, corresponding to, numerals, rap somebody over the knuckles, settle accounts, be successful, hit, check off, get points, notating, compete, gain, attitudes, chastise, baskets, carry, contend, conjunctures, figures, square accounts with, scorches, comments, be lucky, context, basted, adhibit, censured, commenting.

Score zıt anlamlı kelimeler, Score kelime anlamı

Fall back : Geri çekilme. Gerilemek. Geri çekilmek. Saatleri geri almak. Geride kalma.

Deficit : Açık (mali). Dezavantaj. Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuz-dengesizlik, giderin gelirden fazla olması. kasa, ambar, mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Açık. Kasa açığı. Eksiklik. Zarar. Açık (bütçe veya hesap vb'nde). Açık (hesaplarda).

Lead : Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Öncülüğünü yapmak. Sürmek. Kurşundan yapılmış. Başı çekmek. Önderlik etmek. İskandil. Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yıldız oyuncu. Rehberlik etmek.

Score ingilizce tanımı, definition of Score

Score kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, one that is made as a tally mark. Hence, a mark, or line, made for the purpose of account. To act as scorer. To mark with lines, scratches, or notches. To cut notches or furrows in. As, to score timber for hewing. To scratch. To furrow. To notch. A notch or incision. To keep the score in a game. To score the back with a lash.