Vara nedir, Vara ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Balyoz.

Vara ile ilgili Cümleler

  • Nereye varacağımızı bilmiyorum.
  • Burak olay yerine varan ilk polis memuruydu.
  • Trenimiz akşam saat dokuzda varacak.
  • Yaklaşık 1.35'te istasyona varacağım.
  • Tren çok geçmeden buraya varacak.
  • Televizyon sayesinde kendi odamızda beyzbol maçlarını seyretmenin keyfine varabiliyoruz.
  • Ali Boston'a ne zaman varacak?
  • Oraya zamanında varacağız.
  • Oraya zamanında varacağımı düşünmedim.
  • Acele etmezse Mustafa oraya zamanında varamaz.

Vara ile ilgili Atasözü veya Deyim

isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar : “kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer” anlamında kullanılan bir söz.

kabına varamamak : değerce birinden pek aşağı olmak.

Vara anlamı, kısaca tanımı

Nil varanı : Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, varangiller (Varanidae) familyasından, 170 cm kadar uzunlukta, Afrika'da su kenarlarında yaşayan bir tür. (Varanus niloticus) : Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının varangiller (Varanidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 170 cm. Afrikada su kenarlarında yaşar

Vara gemek : Çıkıp gelmek.

Vara görmek : Götürmek, isal etmek.

Vara vara : Gide gide, gidişin sonunda. Gittikçe, gitgide.

Varabilme : Varabilmek işi.

Varabilmek : Varma imkânı veya olasılığı bulunmak.

 

Varadura : Öte dünya.

Varagel : Bir hat üstünde gidip gelen taşıt.

Varagelme : Varagelmek işi.

Varagelmek : Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek.

Varak varak : Ağır ağır, duraklayarak, konaklayarak.

Varakula : Balyoz.

Varal : “Git ve al” anlamında kullanılan bir isim”.

Varamorph : Yaymacın enine genişletme katsayısının istenildiği biçimde düzenlenebilmesini sağlayan sıkıştırmaç çeşidi.

Varangel : Vinç.

Varangelen : Halı tezgâhlarında, gücü ağacından daha yukarda duran, aşağı yukarı hareket ederek çizgiyi açıp kapayan uzunca ağaç. Maden ocaklarında taşıma yapmakta kullanılan elektrikli, tel üstünde çalışan araç. Halı dokuma aygıtında iki ip arasından geçerek iplerin daralıp genişlemesini sağlayan ince ağaç. Mekik. Dokuma tezgahında gücü ağacından daha yukarıda duran ve aşağı yukarı hareket ettirilerek ipliklerin arasını açıp kapayan uzun ağaç. Istar, cuifa adları verilen dokuma tezgahların da gerili iplerin arasında bulunan ince, uzun ve yuvarlak sopa.

Varangiller : [Bakınız: dev kertenkelegiller]. (Varanidae, çöl varanı [V. griseus) iyi bilinen türleridir.

Varanidae : [Bakınız: dev kertenkelegiller]. [Bakınız: varangiller].

Varaş : Anlayış, akıl, zekâ.

Varaşatlı : Anlayışlı, akıllı.

Varavanası : Eni sonu, olup olacağı: Askerliğin varavarası iki yıl.

Varavarası : Eni sonu, olup olacağı: Askerliğin varavarası iki yıl. Eni sonu, olup olacağı.

Varaza : Sinir. Gövde organları.

Altın varak : Varak.

Gümüş varak : Varak.

Vara yoğa : Her şeye.

Varagele : Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç. Belirsizlik.

Varagele bombardımanı : İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi.

 

Varagele botu : İki nokta arasında ulaşımı sağlayan bot.

Varagele halatı : İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip.

Varagele kayığı : İki nokta arasında ulaşımı ve haberleşmeyi sağlayan kayık.

Varak : Yaprak. Yazılı kâğıt, varaka. Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak, altın varak, gümüş varak.

Varaka : Varak.

Varakçı : Varakla süs yapan zanaatkâr.

Varaklama : Varaklamak işi.

Varaklamak : Varak yapıştırarak süslemek.

Varaklanma : Varaklanmak durumu.

Varaklanmak : Varaklama işine konu olmak.

Varaklı : Varağı olan, varaklanmış.

Varakpare : Kâğıt parçası. Mektup, name.

Varan : Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz.

Zabıt varakası : Tutanak.

Diğer dillerde Var yok yanıtı anlamı nedir?

İngilizce'de Var yok yanıtı ne demek ? : quantal response