Vising türkçesi Vising nedir

Vising ile ilgili cümleler

English: I want to talk to your supervising officer.
Turkish: Denetleme memurunla konuşmak istiyorum.

English: I'm not supervising you.
Turkish: Seni denetlemiyorum.

English: Ali is revising for his exam of tomorrow.
Turkish: Ali yarınki sınavı için tekrar yapıyor.

English: Ali is supervising.
Turkish: Ali denetliyor.

English: The teacher is supervising her students.
Turkish: Öğretmen öğrencilerini denetliyor.

Vising ingilizcede ne demek, Vising nerede nasıl kullanılır?

Advising : Nasihat etmek. Akıl vermek. Öğüt vermek. Fikir vermek. Uyarmak. Tavsiye etmek. Bildirmek. Tavsiye edici. Tavsiye eden. Tavsiye etme.

Advising bank : İhbarcı banka. İhbarda bulunan banka. Dışsatımcıya yabancı banka tarafından akreditif açıldığını bildiren ve ödeme zorunluluğu olmayan banka. İhbar bankası. Muhabir banka. Haber veren banka. Mutabakat bildiren banka.

Devising : Vasiyetle miras bırakma. Düzenleme. Bir şeyin olması işi. Yapma.

Financial advising : Serbest muhasebeci mali müşavirlik. Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defter tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve bildirim belgeleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak, muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak ve belgelere dayanarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak üzere görev, yetki ve sorumlulukları yasalarla belirlenen serbest meslek.

 

Improvising : Geçici olarak bulmak. Doğaçtan söylemek. Tuluat yapmak. Daha önceden hazırlanmadan yapma. Anında uydurmak. Hazırlıksız bir şekilde yapma. İrticalen söylemek. Doğaçlama yapmak. Uydurup yapmak. Uydurmak.

Supervising dress designer : Giysi yaratıcısı. Giysi örnekleri çizen, yeni giysi örnekleri yaratan kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Visibilities : Görüş mesafesi. Görünürlük. Görünebilme. Görüş netliği. Görüş uzaklığı. Görünebilirlik. Görme imkanı. Görüş sahası. Görüş. Görüş netliği (derecesi).

Visine : Abd'de üretilen göz damlası.

Televising : Televizyonda yayınlama. Görüntüleme. Televizyona alma. Televizyonda göstermek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayınlanacak konuyu alıcıyla saptama. Yayınlamak.

Supervising : İdare etmek. Denetlemek. Denetleyen. Kontrol etme. Teftiş. Yönetme. İdare etme. Gözleme. Yönetmek. Gözetmek.

İngilizce Vising Türkçe anlamı, Vising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Casting vote : Etkin oy. Başkanın oyu. Karar oyu. Belirleyici oy. Sonucu belirleyen oy.

 

Split ticket : Birleşik oy pusulası. Çok partili oy pusulası.

Option : Seçenek. Tercih. Oy. Şık. Seçme hakkı. Alıcıya tanınan süre. Seçme yetkisi. Bekleme hakkı. Seçim. Opsiyon.

Hymn : Ulusal marş. İlahi okumak. İlahi. İlahi söylemek. İlahi okuyarak kutlamak veya ifade etmek. Milli marş.

Clams : Şamatalı toplantı. İstiridye. Midye. Işılküflüce. Yapışmak. Bir dolar. Neşeli parti. Deniz tarağı. İçine kapanık kimse.

Visaed : Vize edilmiş.

Clamps : Ambar (yeraltı). Küme. Kenet. Kelepçe. Kıskaç. Yığın.

Crampoon : Krampon. Kenet. Tırmanma demiri. Çivi.

Affirming : Bildirmek. İleri sürmek. İddia etmek. Doğrulamak. Söylemek. Beyan etmek.

Vising synonyms : multiple voting, solmizate, viseing, secret ballot, holdfast, balloting, interpret, veto, mangle, crampoons, applauds, vise, acknowledging, visaing, approbated, clam, vised, acknowledges, cramps, approve, spiral staircase, write in, applauding, approbating, clip of cartridges, clamp, accede, carol, render, choice, pick, crampon, crampons.

Vising zıt anlamlı kelimeler, Vising kelime anlamı

Split ticket : Birleşik oy pusulası. Çok partili oy pusulası.

Straight ticket : Bir partinin ilan ettiği tüm adaylara oy verme.

Punctuality : Dakiklik.

Vising antonyms : pastness, late, lateness, tardiness, timeliness, preceding, unseasonableness, futurity, untimeliness, early, middle, future, succeeding, past, earliness, seasonableness, presentness, present.