Clams türkçesi Clams nedir

  • İstiridye.
  • Mengene.
  • Yapışmak.
  • Deniz tarağı.
  • Evcil hayvanlarda özellikle sığırlarda, ışılküflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı.
  • Deniztarağı.
  • Şamatalı toplantı.
  • Bir dolar.
  • Midye.
  • Neşeli parti.
  • Işılküflüce.
  • İçine kapanık kimse.

Clams ile ilgili cümleler

English: Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Turkish: Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.

Clams ingilizcede ne demek, Clams nerede nasıl kullanılır?

Clamshell : İstiridye kabuğu. Sallama kepçe. Midyevari şekilde açılıp kapanan metal. Çeneli kepçe. Çift çeneli kova. Çift çeneli kepçe.

Clamshell bucket : Çeneli kepçe. Çift çeneli kova. Çift çeneli tarak. Yükleme kepçesi.

Clamshell dredge : Kepçeli tarak. Çeneli kazıcı.

Clamshell grab : Klemşel ekskavatör. Kıskaç kepçe.

Clamshells : Çeneli kepçe. Midyevari şekilde açılıp kapanan metal. Çift çeneli kepçe. Sallama kepçe. İstiridye kabuğu. Çift çeneli kova.

Clam : Neşeli parti. İçine kapanık kimse. Deniz tarağı. Midye. Deniztarağı. Şamatalı toplantı. Mengene. Bir dolar. İstiridye. Yapışmak.

Clamber up : Tırmanmak.

Clambakes : Plaj pikniği. Midye pişirip yeme eğlencesi. Kumsal partisi.

Clambake : Plaj pikniği. Midye pişirip yeme eğlencesi. Kumsal partisi.

 

Clam chowder : Deniz tarağı çorbası.

İngilizce Clams Türkçe anlamı, Clams eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clams ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clamp : Kelepçe. Işıldakları borulara ya da ışık köprüsüne, panoları birbirine tutturmakta kullanılan halka. Mengene ile sıkıştırmak. Kenet. Kıskaç. Küme. Sıkıştırmak. Yığın. Menetmek. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Shekels : Servet. Para.

Oyster : Yumuşakçalar (mollusca) dalının, yassı solungaçlılar (lamellibranchiata) sınıfından, kabukları kalın ve üstü katmerli olup parçaları eşit olmayan, çukur olan sol kabukla vücudunu kayalara bağlayan, sağ kabuğu düz ve üstte kalan türleri olan bir cins. İskorçina.

Moolah : Para.

Cramp : Bir grup kasın veya yalnız bir kısım veya bunun bazı liflerinin istem dışı az çok sürekli, ağrılı ve düzensiz kasılması. Krampon. Tutmak. Hareketi kısıtlamak. Tıkıştırmak. Sınırlandırmak. Sıkıştırmak. Sınırlı tutmak.

Crampoon : Tırmanma demiri. Krampon. Kenet. Çivi.

Clamps : Ambar (yeraltı). Kelepçe. Küme. Yığın. Kıskaç. Kenet.

Wampum : Kızılderililerin para olarak kullandığı boncuklar. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Mangır.

Introvert : İçe dönük kimse. İçe dönük. Kendine çevirmek. İçedönük kimse. İçine kapanık. İçekapanık. Kendi içine çevrilen organ. Kendi içine çevirmek.

Accretes : Büyümek. Birleşmek. Eklemek. Katılımlarla büyümek. Artmak.

Clams synonyms : dinero, boodle, escallop, lolly, loot, crampiron, cleave, oystering, pelf, bind, cleaving, sugar, holdfasts, escallops, crampons, scallop, mangle, adhered, crampon, lettuce, clip of cartridges, simoleons, oysters, holdfast, accreted, lucre, cramps, dough, introverts, cabbage, crampoons, cleaved, mussels.