Oyster türkçesi Oyster nedir
- Biyoloji alanında kullanılır.
- İskorçina.
- Yumuşakçalar (mollusca) dalının, yassı solungaçlılar (lamellibranchiata) sınıfından, kabukları kalın ve üstü katmerli olup parçaları eşit olmayan, çukur olan sol kabukla vücudunu kayalara bağlayan, sağ kabuğu düz ve üstte kalan türleri olan bir cins.
- İstiridye.
Oyster ile ilgili cümleler
English: Ali should never have eaten those oysters.
Turkish: Ali o istiridyeleri yememeliydi.
English: "Have you ever eaten oysters?" "Never."
Turkish: "Sen hiç istiridye yedin mi?" "Asla."
English: Ali never should have eaten those oysters.
Turkish: Ali o istiridyeleri asla yememeliydi.
English: Ali likes eating raw oysters.
Turkish: Ali çiğ istiridye yemeği seviyor.
English: Ali is eating oysters.
Turkish: Ali istiridye yiyor.
Oyster ingilizcede ne demek, Oyster nerede nasıl kullanılır?
Oyster bank : İstiridye yatağı.
Oyster bed : İstiridye yatağı.
Oyster catcher : İstridye avcısı. İstiridye avcısı. Deniz saksağanı.
Oyster length : İstiridye boyu. Sol taraftaki büyük kabuğun, baştaki tepe noktasından dikey olarak inen çap uzunluğu.
Oyster shell : İstiridye kabuğu. İstridye kabuğu.
Oystercatcher : Yağmur kuşları (charadriiformes) takımının yağmur kuşugiller (charadriidae) familyasından, 42 cm kadar uzunlukta, gagaları ve ayakları kırmızı, avrupa, asya, kuzey afrika ve avustralya'da yaşayan, göçmen bir kuş. Deniz saksağanı. İstiridye avcısı. Poyrazkuşu.
Oystering : İstiridye. İskorçina.
Seed oyster : İstiridye yavrusu.
Oyster shells : İstridye kabuğu. İstiridye kabukları. Midye-istiridye kabukları. İstiridye kabuğu.
Vegetable oyster : Sebze istiridyesi.
İngilizce Oyster Türkçe anlamı, Oyster eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Oyster ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Salkım ağacı. Arap zamkı. Akasya. Akasya sakızı. Mimoza.
Bluepoint : Mavinoktalı. Kabuklu bir balık.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Fowl : Av kuşu. Kuş avlamak. Kümes hayvanları. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tavuklar (galli) alt takımına giren, bahçe ve çiftliklerde kümeslerde yetiştirilen evcil türler. Hindi eti. Tavuk veya hindi veya ördek eti. Kümes hayvanı. Ördek eti. Kuş.
Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.
Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.
Portion : Kısım. Parsellemek. Cüz. Bölüştürmek. Parça. Bir tabak yemek. Hisse. Ayırmak. Miras hissesi. Paylaştırmak.
A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Yerdomuzu.
Oyster synonyms : placuna placenta, huitre, ostrea gigas, anomia ephippium, capiz, ostreidae, japanese oyster, virginia oyster, windowpane oyster, window oyster, blue point, saddle oyster, pelecypod, family ostreidae, pinctada margaritifera, oystering, clams, abo blood groups system, abacus bodies, abambulacral area, lamellibranch, a site, pearl oyster, bivalve, seed oyster, clammed, a chromosome, helping, abiotic factor, clam, serving, oysters, abiotic environment.
Oyster zıt anlamlı kelimeler, Oyster kelime anlamı
Spread : Yayılmak. Sıçramak. Bulaşmak. Yaymak. Örtü. Sürmek. Genişlik. Kar oranı. Açmak. Kurmak (sofrayı).
Oyster ingilizce tanımı, definition of Oyster
Oyster kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any marine bivalve mollusk of the genus Ostrea. They are usually found adhering to rocks or other fixed objects in shallow water along the seacoasts, or in brackish water in the mouth of rivers. The common European oyster (Ostrea edulis), and the American oyster (Ostrea Virginiana), are the most important species.

Bu kısımda Oyster kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Oyster ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Oyster anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Oyster ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.