Cramp türkçesi Cramp nedir

  • Gelişimi engellemek.
  • Tıkıştırmak.
  • Bir grup kasın veya yalnız bir kısım veya bunun bazı liflerinin istem dışı az çok sürekli, ağrılı ve düzensiz kasılması.
  • Krampon.
  • Sıkıştırmak.
  • Hareketi kısıtlamak.
  • Mengene ile sıkıştırmak.
  • Tutmak.
  • Kasınç.
  • Sınırlandırmak.
  • Engel olmak.
  • Kenetlemek.
  • Sınırlı tutmak.
  • Mengene.
  • Kısıtlamak.
  • Engellemek.
  • Kramp.
  • Engel.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Cramp ile ilgili cümleler

English: While I was swimming, I got a cramp in my leg.
Turkish: Yüzerken bacağıma bir kramp girdi.

English: I had a leg cramp when swimming.
Turkish: Yüzerken bacağıma kramp girmişti.

English: I got a cramp in my leg while swimming.
Turkish: Yüzerken bacağıma kramp girdi.

English: I got a cramp in my leg for having stood so long.
Turkish: Ayakta bu kadar uzun durmaktan bacağıma kramp girdi.

English: Tom had a cramp in his leg.
Turkish: Tom'un bacağında bir kramp var.

Cramp ingilizcede ne demek, Cramp nerede nasıl kullanılır?

Cramp fish : Elektrik boşalımı üreten çift organları olan deniz balığı (bu balığın dokunduğu kişi hafif sarsıntı, uyuşukluk, çarpıntı ve mide bulantısı hisseder). Torpido balığı. Elektrik ışını. Torpilbalığı.

Cramp iron : Kenet demiri. Krampon. Tespit parçası. U kenet. Kenet.

 

Cough cramp : Öksürük krampı. Öksürük nöbeti.

Greyhound cramp : Tazı krampı. Tazılarda aşırı heyecan veya yüksek çevresel sıcaklığa bağlı olarak özellikle arka bacak kaslarının ani ve istem dışı ağrılı kasılması.

Heat cramp : Isı krampı. Atlarda aşırı egzersiz ve terlemeyi takiben oluşan elektrolit kaybından kaynaklanan kaslarının ani ve istem dışı ağrılı kasılmasıyla belirgin bir çeşit karın ağrısı, ısı krampı. Hararet krampı.

Cramped : Sınırlı tutulmuş. Sıkışık. Engellenmiş. Kasılmış. Dar. Okunaksız. Kramp girmiş.

Crampons : Buz mahmuzu. Krampon. Kenet. Çivi. Mengene. Kanca. Tırmanma demiri.

Crampfish : Torpilbalığı. Uyuşturan balık. Elektrik akımı üreten bir balık.

Writers cramp : Yazar krampı. Parmak krampı. Elde veya kolda oluşan kramp (çok fazla yazmaktan dolayı).

Crampon : Mengene. Tırmanma demiri. Çivi. Krampon. Kenet. Kanca. Buz mahmuzu.

İngilizce Cramp Türkçe anlamı, Cramp eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cramp ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circumscribing : Daire içine almak. Daire içine alma. Kısıtlama. Çemberleme. Sınırlamak. Çemberlemek. Etrafını çizme. Sınırlama. Etrafını çizmek.

Block : Bloke etmek. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Kesmek. Tıkamak. Blok. Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş, oldukça dengeli, kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Kapamak. Kalıplamak.

 

Climbers : Tırmanıcı bitki. Sarmaşık kuş. Yükselmek isteyen kişi. Dağcı. Toplumda hep gözü yükseklerde olan kimse. Tırmanıcı sarmaşık. Sarmaşık. Tırmanıcı.

Be in the way : Engelleyen bir pozisyonda bulunmak. Kalabalık etmek. Yolu tıkamak. Ayak altında olmak.

Paler : Benzi atmış. Renksiz. Soluk. Rengi solmak. Solgun. Uçuk. Soldurmak. Sararmış. Sarartmak. Solmak.

Cramp iron : U kenet. Tespit parçası. Kenet demiri. Kenet.

Bar : Saymamak. Bale tutamağı. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Bariyer. Baro. Hariç. Yasaklamak. Katmamak. Hapsetmek.

Trismus : Kazıklıhumma. Trismus. Çene kilitlenmesi. Tetanoz. (pataloji) tetanoz. Kilitlenmiş çene. Çene kaslarının eğilip bükülmesi.

Squeeze : Kalabalık. Ezilmek. Sıkma. Ezmek. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Sızdırmak. El sıkma. Para sızdırmak.

Cramp synonyms : writer's cramp, graphospasm, cramps, circumscribed, a c syndrom, constricting, crampons, climbing iron, abdominal fat necrosis, bespeaks, nippers, suffer, pale, jam in, bind, delimitating, huddles, crampoons, writer, capture, mangle, shoved, myalgia, crampiron, crams, circumscribe, barrage, kink, abdominal ovariectomy, abdominal palpation, constrict, balks, bundle.

Cramp zıt anlamlı kelimeler, Cramp kelime anlamı

Unfasten : Çözmek. Koyuvermek. Gevşemek. Çözülmek. Açmak. Gevşetmek. Açılmak.

Cramp ingilizce tanımı, definition of Cramp

Cramp kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hinder. A hindrance. That which confines or contracts. A restraint. Knotty. To compress. A shackle. To confine and contract. Milker`s cramp, etc. Difficult. A paralysis of certain muscles due to excessive use. To restrain from free action. As, writer`s cramp.