Improvising türkçesi Improvising nedir

  • Anında uydurmak.
  • Hazırlıksız bir şekilde yapma.
  • Doğaçtan çalmak.
  • Hazırlanmadan yapma.
  • Doğaçtan söylemek.
  • Tuluat yapmak.
  • Geçici olarak bulmak.
  • Daha önceden hazırlanmadan yapma.
  • Doğaçlama yapmak.
  • İrticalen söylemek.
  • Uydurup yapmak.
  • Uydurmak.

Improvising ingilizcede ne demek, Improvising nerede nasıl kullanılır?

Improvision : Tedbirsizlik.

Improvisate : Doğaçlama yapmak.

Improvisation : Uydurma. Doğaç. İrtical. Geçici önlem. Taksim. Emprovizasyon. Doğaçlama.

Improvisational : Provasız. Daha önceden hazırlık yapmadan. Hazırlıksız. Uydurma. Doğaçlama.

Improvisational theatre : Bir betiğe dayanmadan, önceden saptanmış bir gelişim çizgisi üzerinde doğaçtan oynanan ve örgüsü önceden bilindiği için, oyuncuların bu örgüyü izleyip anlık buluşlarla geliştirdikleri oyunları içeren tiyatro. Doğaçlama tiyatrosu. Tuluat tiyatrosu.

Improvised cinema : Çevirimden önce herhangi bir hazırlık, sınama yapılmaksızın, herhangi bir senaryoya bağlanmaksızın, oyuncuların içlerinden geldiği gibi oynamalarına dayanan tutum. bu tutuma göre gerçekleştirilen sinema yapıtının niteliği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Doğaçlama sineması.

Improvisator : Mevcut malzemelerden faydalanan. Tuluatçı. Eldeki malzemeyi kullanan. Hazırlık yapmadan konuşan veya gösteri yapan kimse.

 

Improvisatorial : Doğaçlama.

Improvisers : Tuluatçı. Hazırlıksız söyleyen. Hazırlıksız yapan.

Improvises : Geçici olarak bulmak. Baştan savma yapıvermek. Doğaçlama yapmak. Uydurmak.

İngilizce Improvising Türkçe anlamı, Improvising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Improvising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adlibs : Hazırlıksız yapmak. Doğaçlama.

Extemporizes : Hazırlıksız yapmak. Doğaçlama konuşmak. Doğaçlama çalmak. Uyduruvermek. Hazırlıksız söz söylemek.

Attemper : Sertliğini gidermek. Tavlamak. Yatıştırmak. Dindirmek. Yumuşatmak. Dengelemek (ısı). Teskin etmek.

Rising : Doğuş. Doğma. Güneş, ay ve yıldızların gözerimi üstüne çıkması. İlerleme. Artış. Şişlik. Şiş. Kalkma. Ucu sararmış sivilce. Yükselen.

Accommodated : Yerleştirmek. Alıştırmak. Kalacak yer sağlamak. Bağdaştırmak. Uzlaştırmak. Sağlamak. Uyum sağlamak. Alışmak.

Wing it : Çırpınıp durmak. Oluruna bırakmak.

Adjusts : Parlamak. Alıştırmak. Alışmak. Uyarlamak. Uymak. Halletmek. Düzeltmek. Belirlemek. Ayarlamak. Adapte olmak.

Concocted : Kafadan atmak. Uyduruvermek. Yapmak. Tertip etmek. Karıştırmak. Bir şeyler karıştırmak veya kaynatmak. Birbirine karıştırarak hazırlamak. Hazırlamak. Uydurmak (hikaye veya yalan).

Adjust : Düzeltmek. Uyarlamak. Ayarlama. Ayar çekmek. Alıştırmak. Adapte olmak. Standartlaştırma. Hizaya getirmek. Belirlemek.

Improvises : Baştan savma yapıvermek.

Improvising synonyms : up, extemporize, adlib, attune, assimilate, coin, accommodate, concoct, assimilates, adapt, adapting, improvise, accommodates, extemporized, adapts, improvisate, extemporise, attunes, extemporizing.

Improvising zıt anlamlı kelimeler, Improvising kelime anlamı

Falling : Düşük. Düşüş. Düşüş (uyuşturucu vb etkisinden). Düşme. Alçalan. Düşen. Sukut.