Advising türkçesi Advising nedir

  • Nasihat etmek.
  • Akıl vermek.
  • Öğüt vermek.
  • Tavsiye eden.
  • Haber vermek.
  • Uyarmak.
  • Fikir vermek.
  • Tavsiye etmek.
  • Tavsiye edici.
  • Tavsiye etme.
  • Öğütlemek.
  • Bildirmek.

Advising ingilizcede ne demek, Advising nerede nasıl kullanılır?

Advising bank : Dışsatımcıya yabancı banka tarafından akreditif açıldığını bildiren ve ödeme zorunluluğu olmayan banka. Mutabakat bildiren banka. İhbarcı banka. İhbarda bulunan banka. Haber veren banka. İhbar bankası. Muhabir banka.

Financial advising : Serbest muhasebeci mali müşavirlik. Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defter tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve bildirim belgeleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak, muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak ve belgelere dayanarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak üzere görev, yetki ve sorumlulukları yasalarla belirlenen serbest meslek.

Misadvising : Yanlış öğüt veya bilgi vermek. Kötü yol göstermek. Kötü öğüt vermek.

 

Radvision : Rad grup'un (iletişim ağları üzerinden veri gönderimi alanında çalışan) bilgisayar şirketi.

Advisability : Uygunluk. Tavsiye edilebilirlik.

Advise on : Nasihat çekmek. Tembih etmek. Öğüt vermek. Öğütlemek. Öğütte bulunmak.

Advisatory : Yol gösterme ile ilgili. Akıl veren. Danışma ile ilgili. Tavsiye niteliğinde. Bilgi verici.

Advisable : Doğru. Uygun. Akla yatkın. Makul. Mantıklı. Akla uygun. Münasip. Müsait. Akıllıca. Tavsiye edilebilir.

Advise with : Danışmak. Akıl sormak.

Advised : Tavsiye edilmiş. İyice düşünülmüş. Tedbirli. Düşünceli. Tavsiye edilen.

İngilizce Advising Türkçe anlamı, Advising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sermonizing : Söylev vermek. Vaaz etme. Nasihat etme. Nasihat verici. Vaaz çekmek.

Suggesting : Akla getirmek. İma etmek. Öne sürmek. Önermek. Telkin etmek. Teklif etmek. İzlenimini uyandırmak. Sezdirmek.

Apprising : Haberdar etmek. Bilgi vermek. Söylemek.

Admonishes : İhtar vermek. Kulağını bükmek. İhtar etmek. Tembih etmek. Nasihat vermek. Kulağını çekmek. Azarlamak.

Counsel : Öneri. Tavsiye. Salık vermek. Önermek. Maksat. Avukat.

Editing : Bir yazılı veride atlamaları, yanlış belirtmeleri ve uyuşmazlıkları düzeltmek amacıyla yapılan gözden geçirme. Yayımcılık. Redaksiyon yapma. Kurgu. Yayına hazırlama. Kurma. Düzelti. Derleme. Bir filmin çevrilişi sırasında elde edilen filmler arasında seçim yapmak, bunları çevirim oyunluğundaki sıralarına göre dizmek, bu çekimlerin uzunluklarını saptamak, çekimlerin içerik yönünden ilişkilerini göz önüne almak, bunları belirli bir anlatıma göre düzenleme işi; böylelikle, kurgu yardımıyla, filme özgü uzay ve zamanı yaratmak, filmsel gerçeği ve evreni kurmak, filmin tartımını ve dizemini gerçekleştirmek, filmin akıcılığını sağlamak gibi çapraşık ve değişik sonuçları amaçlayan çalışma. (abd'de) görsel bir etki yaratmak üzere, kısa ve çarpıcı çekimlerin birleştirilmesi; bu birleştirmeden doğan durum (bu iş için abd'de yalnız montage terimi kullanılır, asıl kurgu editing terimiyle anlatılır). tv. mıknatıslı görüntü kuşağındaki çekimlerin uyumlu bir bütün oluşturacak yolda bir araya getirilmesi. sinemadaki kurgu çalışmasının çok değişik biçiminin televizyonda doğrudan doğruya yayın sırasında ve anında yapılması (bu işlem, resim seçme terimiyle belirtilir). Bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Suggest : Telkin etmek. Akla getirmek. Önermek. Aşılamak. İddia etmek. İma etmek. Meydana atmak. İşaret etmek. Ortaya atmak.

Alarm : Tehlikeden haberdar etmek. Uyarı düzeni. Uyarı aracı. Dehşet. Alarm. Heyecan sinyali. Alarm vermek. Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt. Alarm aygıtı. Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç.

Preach : Vaaz. Vaazetmek. Vaaz etmek. Vaaz vermek. Telkin etmek. Vaaz çekmek.

Announces : Adaylığını açıklamak. İlan etmek. Tebliğ etmek. Beyan etmek. Okumak. Duyurmak. Anons yapmak. Anons etmek. Anons ettirmek.

Advising synonyms : mapmaking, movie making, moviemaking, film making, warned, preaches, alerts, sermonizes, rewording, suggests, acquainting, announce for, exhorts, apprizes, production, recommending, apprise, acquaint, advises, affirms, preached, be a father to, rewriting, betide, recommend, suggested, advise, admonished, advertises, apprised, sermonize, recommends, affirm.