Suggesting türkçesi Suggesting nedir

  • İzlenimini uyandırmak.
  • Akla getirmek.
  • Önermek.
  • Fikir vermek.
  • Sezdirmek.
  • Öne sürmek.
  • Teklif etmek.
  • İma etmek.
  • Tavsiye etmek.
  • Aşılamak.
  • Telkin etmek.

Suggesting ile ilgili cümleler

English: Are you suggesting that I'm a coward?
Turkish: Benim bir korkak olduğumu mu ima ediyorsun?

English: Are you suggesting another theory?
Turkish: Başka bir teori öneriyor musun?

English: Are you suggesting that I not attend the meeting?
Turkish: Toplantıya katılmamamı mı öneriyorsun?

English: Are you suggesting Tom was murdered?
Turkish: Tom'un öldürüldüğünü mü ileri sürüyorsunuz?

English: Are you seriously suggesting we fire Tom?
Turkish: Gerçekten Tom'u kovmamızı öneriyor musun?

Suggesting ingilizcede ne demek, Suggesting nerede nasıl kullanılır?

Suggesting for : Yerine önerilen.

Suggestibility : Telkine açıklık. Sujestibilite. Etki altına alınabilirlik. Önerilebilirlik.

Suggestible : Etki altında kalabilir. Önerilebilir. Kolay etkilenen. Teklif edilebilir. Etki altında kalan. Etkilenebilir.

Suggestion : İz. Teklif. Tavsiye. Telkin etme. Güdümleme. Az miktar. Eser. Hatırlatma. Öneri. İhtar.

Suggestions : İz. Öneriler. Telkin. Önerme. Hatırlatma. Telkin etme. Öneri. Tavsiye. Fikir. Teklif.

Offer a suggestion : Teklif yapmak. Teklif etmek. Öneri sunmak. Öneri teklif etmek.

 

Act on a suggestion : Yapılan teklife göre davranmak.

Suggestively : İmalı biçimde. Manalı şekilde.

Make a suggestion : Teklif etmek. Teklif yapmak.

Suggestive : Ayıp şeyler öneren. Önerisel. Anlamlı. İmalı. Açık saçık. Açık saçık şeyleri ima eden. Davetkar. Müstehcen. Fikir verici. Akıl çelen.

İngilizce Suggesting Türkçe anlamı, Suggesting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suggesting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Envenoming : Zehir katma. Zehirlemek. Bozma. Acılık verme. Zehirleme. Dolduruşa getirmek. Kızıştırmak. Zehir katmak.

Preached : Vaaz çekmek. Öğütlemek. Vaaz. Öğüt vermek. Vaazetmek. Vaaz etmek. Vaaz vermek.

Commanded : Emretmek. Buyurmak. Kontrol etmek. Yönetmek. Hüküm sürmek. Hükmetmek. Emir vermek. Tepeden görmek. Komuta etmek.

Commit : İşlemek. Komisyona sunmak. Kalkışmak. Taahhüt etmek. Adamak. Suç işlemek. Söz vermek. İrtikap etmek. Yapmak. İşlemek (suç vb).

Glimmer : Zayıf bir şekilde parlamak. Hafifçe pırıldamak. Önemli kayaç yapıcı mineral grubu. (demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları. hepsinin metalik olmayan parıltısı, tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır. en önemli çeşitleri: muskovit (ak mika): potasyumlu mika, kaı2 (oh,f2 / aısi3o9); ak, sertlik 2-2.5, özgül ağırlık 2.78-2.88; serisit: ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit; biotit (kara mika): magnezyum ve demir mikası, k (mg, fe)3 (oh)2 (al, fe) si3o10 kahverengi, yeşil, kara; çizgi ak, kahverengi yeşilimsi; sertlik 2.5-3, özgül ağırlık 2.8-3.2. Zerre. Işık vermek. Hafif pırıltı. Mika. Işık vermek (hafif). Donuk ışık.

 

Allude to : İmlemek. Kısaca zikretmek. Üstü kapalı bir şekilde bahsetmek. Taş atmak. Kastetmek. Anıştırmak.

Allude : Adını çekmek. Çekicilik. Esaslanmak. İsnat etmek. Anıştırmak. Zikretmek. Kinaye etmek. Nazarda tutmak. Hatırlatmak. İstinat etmek.

Engrafted : Yerleştirmek. Aşılanmış. Dikmek. Sokmak. Dikilmiş.

Connote : Göstermek. İfade etmek. Anlamına gelmek. Delalet etmek. Ayrıca bir anlam taşımak. Demek istemek. Demeye gelmek.

Commits : Vaat etmek. Komisyona sunmak. Teslim etmek. Suç işlemek. Emanet etmek. Adamak. Söz vermek. İşlemek.

Suggesting synonyms : inculcating, suggested, fertilize, imbuing, connotate, enounces, posthypnotic suggestion, drive at, shadow forth, envenom, offer a suggestion, enounced, let on, asserting, touch, graft, hold forth, give an idea, overture, posits, get at, inkling, thought, give hints, counseled, grafts, proffered, proffer, suggest, infix, inculcates, indoctrinate, advises.

Suggesting zıt anlamlı kelimeler, Suggesting kelime anlamı

Dissuasion : Kandırma. Vazgeçirme. İkna. Caydırma.

Denotative : İfade eden. Temsil eden. Belirten. Gösteren. İşaret eden. Düzanlamsal.