Commanded türkçesi Commanded nedir

Commanded ile ilgili cümleler

English: He commanded me to do it.
Turkish: O, bana onu yapmamı emretti.

English: He commanded me to shut the gate.
Turkish: O, bana kapıyı kapatmamı emretti.

English: The general commanded them to move on.
Turkish: Komutan onların ilerlemelerini emretti.

English: The captain commanded the men to march on.
Turkish: Kaptan adamlara yürümelerini emretti.

English: He commanded me to leave the bedroom immediately.
Turkish: Yatak odasını hemen terk etmemi emretti.

Commanded ingilizcede ne demek, Commanded nerede nasıl kullanılır?

Commanded economy : İktisadi etkinliklerin devletin müdahale ve denetimi altında yürütüldüğü, diğer bir deyişle neyin, ne kadar, nasıl ve kimler için üretileceğine siyasal gücü temsil eden merkezi bir organın karar verdiği iktisadi sistem. krş. karma ekonomi, piyasa ekonomisi. Güdümlü ekonomi.

Commandeer : Kendine maletmek. El koymak. Askeri bir hizmete mecbur etmek. Askerliğe mecbur etmek. Haczetmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri nedenlerle el koymak. Müsademe etmek. Benimsemek. Kendine mal etmek.

Commandeered : Kendine maletmek. Müsademe etmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri bir hizmete mecbur etmek. Kendine mal etmek. Haczetmek. Askerliğe mecbur etmek. Benimsemek. El koymak. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak.

 

Commandeering : Askerliğe mecbur etmek. Benimsemek. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Kendine mal etmek. Müsademe etmek. Kendine maletmek. Askeri nedenlerle el koymak. El koymak. (bir uçağı vb) kaçırmak. Haczetmek.

Commandeers : Askeri nedenlerle el koymak. El koymak. Benimsemek. Askeri bir hizmete mecbur etmek. Müsademe etmek. Kendine mal etmek. Haczetmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Kendine maletmek.

Commander : Tarikat şefi. Şef. Komutan. Baş. Amir. Kumandan. Başbuğ. Kumanda aleti. Deniz binbaşısı. Önder.

Army commander : Orgeneral. Ordu komutanı. General. Askeri komutan.

Commander of the guard : Nizam karakolu komutanı.

Battalion commander : Tabur komutanı.

Commanders : Komutan. Amir. Kumandan. Tarikat şefi. Şef.

İngilizce Commanded Türkçe anlamı, Commanded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Commanded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Check on : Göz atmak. Emin olmak. Çek etmek. Doğruluğunu kontrol etmek. Doğru olup olmadığını öğrenmeye çalışmak. Bakmak (kontrol etmek amacıyla). Doğruluğunu araştırmak.

Officer : Polis memuru. Sakçı memuru. Makam sahibi. Görevli. Memur. Sağlık memuru. Yetkili. Subayları atamak. İdare etmek.

Babysit : Bebek bakmak. Anne baba evde yokken çocuklarına bakmak. Gözetlemek. Çocuk bakmak. Çocuk bakıcılığı yapmak. Denetlemek.

Decreeing : Yargılamak. Hükme bağlamak. Karar name. Karara bağlamak. Kararname. Karar vermek. Hüküm vermek. İrade.

 

Dictated : Zorla kabul ettirmek. Belirlemek. Söyleyerek yazdırmak. Dikte etmek. Etkilemek. Dikte edilmiş.

Ordaining : Atamak. Takdir etmek. Mukadder kılmak. Papaz. Törenle papaz unvanını vermek. Takdir etmek (tanrı). Atamak (papaz). Yapmak.

Reigns : Zaman. Egemen olmak. Hükümdarlık dönemi. Saltanat devri. Asır. Sultanlık. Saltanat. Padişahlık. Saltanat sürmek.

Inculcate : Öğretmek. Birşeyi tekrar ederek birinin kafasına yerleştirmek. Aşılamak. Talim etmek. Tekrarlayarak kafasına sokmak. Kafasına sokmak. Telkinde bulunmak.

Indoctrinated : (fikir) aşılamak. Doktrin aşılamak. Doktrinleştirmek. Bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek. Aşılmak. Öğretmek. Beynini yıkamak. İdeoloji telkin etmek. Telkinde bulunmak.

Commanded synonyms : saclant, open sesame, saceur, supreme allied commander europe, commands, govern, awards, give order, administrated, adjudicate, enter, injunction, captains, commission, dictating, give a command, indoctrinates, infix, instruct, calls the shots, imbuing, dominate, babysat, become a judge, captain, commandment, ordain, be in the ascendant, administered, prevail, yell an order, adjudged, bestridden.

Commanded zıt anlamlı kelimeler, Commanded kelime anlamı

Follower : Mürit. Yandaş. Havari. Ahşap başlık. Hayran. Kuyruk. Peyk. Hizmetli. Taraftar. Baskıcı.

Allow : Fikrinde olmak. İtiraf etmek. Bırakmak. İzin vermek. Müsaade etmek. İmkan vermek. Hoş görmek. Koyvermek. Vermek. Sağlamak.

Permit : Yasa tarafından kısıtlanmış veya düzenlenmiş bir şeyin yapılması için, kamu yetkesince verilen ve devredilemeyen izin. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İzin vermek. Yolcu geçmeliği. İzin. Olanak vermek. Müsait olmak. Ruhsat. Dış ülkelerden mal getirme ya da dış ülkelere mal çıkarma için tecimle uğraşan genel ve tüzel kişilere devletçe verilen belge. herhangi bir işlem nedeniyle verilen izin belgesi. Müsaade etmek.