Babysit türkçesi Babysit nedir
- Bebek bakmak.
- Denetlemek.
- Çocuk bakmak.
- Gözetlemek.
- Çocuk bakıcılığı yapmak.
- Kontrol etmek.
- Anne baba evde yokken çocuklarına bakmak.
Babysit ile ilgili cümleler
English: Ali asked Mary to babysit his children.
Turkish: Ali Mary'nin çocuklarına bakmasını istedi.
English: Ali and Mary asked John to babysit their children.
Turkish: Ali ve Mary John'un çocuklarına bakmasını istediler.
English: Ali and Mary want you to find someone to babysit for them.
Turkish: Ali ve Mary onlar için bebek bakıcılığı yapacak birini bulmanı istiyorlar.
English: Ali gave up trying to persuade Mary to babysit his kids.
Turkish: Ali çocuklarına bakması için Mary'yi ikna etmeye çalışmaktan vazgeçti.
English: Ali didn't want Mary to babysit his children.
Turkish: Ali Mary'nin çocuklarına bakmasını istemiyordu.
Babysit ingilizcede ne demek, Babysit nerede nasıl kullanılır?
Babysitter : Anne baba evde yokken çocuklarına bakan kimse. Bebek bakıcısı. Bebek bakan. Çocuk bakan. Çocuk bakıcısı.
Babysitters : Bebek bakıcısı. Anne baba evde yokken çocuklarına bakan kimse. Bebek bakan. Çocuk bakıcısı. Çocuk bakan.
Babysitting : Anne baba evde yokken çocuklarına bakma (genellikle ücret karşılığı). Çocuk bakıcılığı. Bebek bakma. Çocuk bakma.
Babys breath : Karanfil.
Babys room : Bebek odası.
Baby beef fattening : Altı aya kadar normal yetiştirmeden sonra besin maddelerince zengin ve yüksek derecede sindirilen karma yem ve az miktarda dolgu (balast) yemle yoğun besiye alınarak kültür ırklarında 350-450 kg canlı ağırlığa ulaşıncaya (12-15 aylık yaşa) kadar yapılan sığır besisi. Dana besisi.
Baby bond : Küçük tasarruf bonosu. Anglo-sakson ülkelerinde küçük tasarrııf sahipleri için çıkarılan ve değeri 1000 doların altındaki değiştirelebilir borç senedi. Abd'de küçük kupürlü tahvil. Düşük tasarruf bonosu. Ufak kupürlü tahvil.
Baby sit : Çocuğa bakmak.
Baby boom : Doğum oranında artış olan zaman dilimi (bilhassa ikinci dünya savaşı sonrası dönem). Doğum oranındaki ani artış. Bir ulusun doğum oranındaki keskin artış. Bebek doğumundaki artış. Doğum oranında artış olan zaman dilimi (özellikle de ikinci dünya savaşı'nın hemen sonrası dönemi). Bebek doğum oranındaki keskin artış.
Baby blue eyes : Mavi gözlü. Mavi gözler. Mavi çiçekleri olan ve yıllık olarak yetişen bir california bitkisi.
İngilizce Babysit Türkçe anlamı, Babysit eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Babysit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Espies : Gözüne çarpmak. Uzaktan görmek. Casusluk etmek. Fark etmek. Farketmek. Görmek. Gözüne ilişmek.
Excuss : Deşifre etmek. Araştırmak. Soruşturmak. Iskartaya çıkarmak. Başından atmak. Yakasını sıyırmak. İncelemek. Kurtulmak. Başından savmak.
Check : Durdurmak. Kontrol altına almak. Bir soru ya da görüşme çizinliğinde yer alan soruyu yanıtlamak üzere saptanmış yanıt seçeneklerinden biri ya da birkaçına x ya (...) biçiminde belirteçler koyularak yapılan bildirim. Şah demek. Denetleme yapmak. Tutmak. Gözden geçirmek. Bagaja vermek (bavulu). Belirtim.
Sit in : Birinin yerini almak. Bir başkasının yerine temsil elmek. Gözlemcilik yapmak. Bakıcılık yapmak. Vekalet etmek. Oturma eylemi yapmak. (toplantı veya ders vb'ye) konuk olarak alınmak. Katılmak. Yerini almak.
Guard : Gardiyan. Himaye etmek. Gümrüğün kolluk işleri ile görevli olan kişi. a. bk. gümrük koruma memuru. Tedbirli olmak. Gard. Muhafız. Derbent. Nöbet tutmak. Hükümetçe silahlı olarak dolaştırılan türlü güvenlik kuvvetleri. güvenlik kuvvetlerinin yerleşmiş bulundukları konut. Önlem almak.
Be on guard : Gardını almak. Dikkatli olmak. Tetikte olmak. Nöbet tutmak.
Audit : Hesapları denetlemek. Yıllık hesap denetimi. Sayışımların denetlenmesi, işlemlerin yasa, tüzük ve yönetmeliklerine sayışım yöntemlerine uygun olup olmadığının incelenmesi. Sistemli inceleme. Dinlemek. Hesapların kontrolü. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Resmi hesap bilanço kontrolü yapmak. Denetleme.
Keep cave : Nöbet tutmak.
Control : Düzenlemek. Kukla çatalı. Denetim. Veri derleme sürecinde güvenirlik ve geçerlik gerekçeleriyle araçların ölçünlenmesi ve değişkenlerin egemenlik altına alınmasına ilişkin gözlem ya da ölçüm önlemlerinin tümü. Denet. Kontrolü sağlamak. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi. Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. Kumada etmek.
Look after : Sahip çıkmak. İle ilgilenmek. Gözetmek. İlgilenmek. İdare etmek. Mukayyet olmak. Bakımını üstlenmek. Bakmak. Kollamak.
Babysit synonyms : eying, break, keep tabs on, checks, keep a weather eye open, espy, espying, choke down, focus attention on, choke back, command, hand over, baby sit, eye, check on, censor, examine, case the joint, check over, check up, breen, cast a glance, check through, check out, examines, babysat, keep a tab on, check up on, eyeing, audited.

Bu kısımda Babysit kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Babysit ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Babysit anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Babysit ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.