Babysitting türkçesi Babysitting nedir

  • Çocuk bakıcılığı.
  • Çocuk bakma.
  • Anne baba evde yokken çocuklarına bakma (genellikle ücret karşılığı).
  • Bebek bakma.

Babysitting ile ilgili cümleler

English: Ali is babysitting tonight.
Turkish: Ali bu gece çocuk bakıyor.

English: I wish I had a babysitting job.
Turkish: Keşke bir çocuk bakıcılığı işim olsa.

English: I wonder if Tom would mind babysitting our kids tomorrow night.
Turkish: Tom'un yarın gece çocuklarımıza bakıp bakmayacağını merak ediyorum.

Babysitting ingilizcede ne demek, Babysitting nerede nasıl kullanılır?

Babysitter : Anne baba evde yokken çocuklarına bakan kimse. Çocuk bakıcısı. Bebek bakan. Bebek bakıcısı. Çocuk bakan.

Babysitters : Çocuk bakıcısı. Bebek bakıcısı. Anne baba evde yokken çocuklarına bakan kimse. Çocuk bakan. Bebek bakan.

Babysit : Bebek bakmak. Çocuk bakıcılığı yapmak. Gözetlemek. Kontrol etmek. Anne baba evde yokken çocuklarına bakmak. Denetlemek. Çocuk bakmak.

İngilizce Babysitting Türkçe anlamı, Babysitting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Babysitting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Day care : Günlük bakım. Ebeveynlerin işte oldukları zaman çocukları nezaret eden çocuk yuvası. Aile üyelerinin işte oldukları zaman yaşlı veya özürlü insanlara bakılan merkez. Anaokulu.

 

Attention : Belli bir noktaya odaklanma. Vücudun, baş dik, göğüs ilerde, omurga ve bacaklar gergin, topuk ile bitişik kollar doğal yerinde, avuçlar uyluklarda ayakta bulunduğu durum. (cimnastikte çoğu alıştırmalar için bir başlama duruşu. bütün kas aygıtının duruk (statik) çalışmasıyla ulaşılan bir duruş olarak düzeltici değeri çoktur.). Kayıt. Dikkat. Hazırol durumu. Titizlik. İhtimam. Bilgisayar, eğitim, jimnastik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Duygu ve düşüncenin bir konu ya da sorun üzerinde toplanması, zihnin uyanık bulunması durumu. Bakım.

Childcare : Diğer insanların çocuklarının idaresi ve gözetilmesi. Çocuk bakımı. Okul öncesi eğitimi.

Aid : Yardımcı. Bir iktisadi karar biriminin kendi iktisadi gücünü ve olanaklarını başka birisi için kullanması. gelişmiş ülkelerin veya uluslararası kuruluşların, azgelişmiş ülkeleri iktisadi olarak kalkındırmak veya sosyal amaçlarla verdikleri çok düşük faizli veya karşılıksız aktarımlar. krş. bağış, bağlı kredi, bağlı olmayan kredi, koşullu kredi. Yardim etmek. Destek. Yardım. Yardımcı olmak. Alet. İane. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. İnfak.

Tending : Bakmak. Eğilimi olmak. Yönelmek. Çalmak (yeşile vb.). Yönelme. Hizmet etmek. Gözetmek. Yüz tutmak. Yatkın olmak.

Baby sitting : Anne baba geçici süreliğine evde yokken ücretli olarak çocuklarına bakma. Bebek bakıcılığı.

Care : Özen göstermek. Kafaya takmak. Önemsemek. İlgi. Üzüntü. Sorumluluk. İtina. Özen. İlgili olmak. Koruma.