Voces türkçesi Voces nedir

Voces ingilizcede ne demek, Voces nerede nasıl kullanılır?

Sotto voce : Pesten. Fısıltıyla. Alçak sesle.

Viva voce : Şifahen. Sözlü olarak. Sözlü.

Voting viva voce : Seçme hakkına sahip kişilerin isimleri okunduktan sonra oy kullanabildikleri seçim.

Voce : (italyanca) ses.

Avocet : Avoset (kuş). Kılıçgagalı. Avoset kuşu. Kılıç gagalı. Kılıçgaga. Perde ayaklı uzun bacakları ve yukarı doğru kıvrık gagası olan bir dalıcı kuş türü.

Vocables : Kelime. Söz. Sözcük.

European avocet : Kılıç gagalı. Yağmur kuşları (charadriiformes) takımının, yağmur kuşugiller (charadriidae) familyasından, 43 cm kadar uzunlukta, çok ince ve uzun bir gagası olan, tüyleri ak, kanatları kara, kuzey avrupa ve asya'da yaşayan, güneye göç eden bir tür.

Vocable : Söz. Kelime. Sözcük.

Vocabularies : Kullanılan kelimeler. Kelime bilgileri. Kelime hazinesi.

Vocab : Kelime dağarcığı. Kelime. Sözcük. (gayriresmi) kelime hazinesi. Dağarcık (söz veya sözcük veya kelime dağarcığı veya hazinesi veya varlığı).

İngilizce Voces Türkçe anlamı, Voces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Voces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acoustic : Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Öz yankı. Seslik. Duyulan ses. Öz yankı ile ilgili olan. Akustik. Sesle ilgili. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi, akustik. Elektrikten faydalanmaksızın yankılandırılarak şiddetlendirilen ses. Yankılanımlı.

 

Audio : İşitme ile ilgili. İşitme. Sessel. İşitsel. Odiyo. Ses işitme.

Noise : Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses çıkarmak. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler. Kısa devre. Şamata. Velvele. Gürültü etmek. Titreşimli düzenli olmayan sesler. boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Gürültü.

Sonance : Seslilik.

Chirm : Uğultu. Gürültü.

Clatters : Zıngırdamak. Gürültüyle yapmak. Tangırdatmak. Tangırtmak. Çatırdatmak. Uğultu. Takırtı. Gürültü. Ses çıkarmak.

Phone : Hoparlör. Çınka etmek. Telefonla aramak. Sesbirimcik. Telefon. Telefon açmak. Telefon gündüz. Basit ses. Alısün.

Word of mouth : Dedikodu. Ağızdan ağıza. Sözlü. Söylenti. Ağızdan. Dedikodu gazetesi.

Noised : Ses çıkarmak. Gürültü. Zımbırtı. Patırtı. Şamata. Gürültü etmek. Velvele. Kısa devre.

Shouted : Bağırmak. Çağırmak. Seslenmek. Bağırarak söylemek. Haykırmak. Bağırış. Banlamak. Haykırış.

Voces synonyms : pipes, noising, phonic, clatter, phono, phonetic, shout, spoken.

Voces zıt anlamlı kelimeler, Voces kelime anlamı

Written : Yazılı. Tahriri. Yazılmış. Yazıya dökülmüş.