Vogue türkçesi Vogue nedir

Vogue ile ilgili cümleler

English: Terms like "sexism" are now in vogue.
Turkish: "Cinsiyetçilik" gibi terimler şimdi moda.

English: It's kind of in vogue, but the price is too much!
Turkish: Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok fazla.

Vogue ingilizcede ne demek, Vogue nerede nasıl kullanılır?

Vogue word : Moda sözcük. Tutulan sözcük.

All the vogue : Çok popüler. Çok moda.

Be in full vogue : Büyük rağbette olmak.

Be in vogue : Revaç bulmak. Gözde olmak. Rağbette olmak. Moda olmak.

Come into vogue : Revaçta olmak. Moda olmak. Gözde olmak.

Voges : Bir soyadı.

Avogadro constant : Avogadro sabiti. Avogadro sayısı. Avogadro değişmezi. Bir özdecik gramdaki özdecik sayısı : 6,02 x 10(...). Avogadra sabitesi.

In vogue : İtibarda. Moda. Moda halinde. Modaya uygun.

Have a shortlived vogue : Modası çabuk geçmek.

Vogues : Tutma. Popülarite. Moda. Rağbet.

İngilizce Vogue Türkçe anlamı, Vogue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vogue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fashion : Şekil vermek. Göreneğe bakarak daha kısa süreli olan, çabuk değişebilen, öykünme yoluyla yayılan geçici davranış, giyim ve yaşama biçimi. Kılık kıyafet. Giyim, ev, konuşma, sanat, dinlenme-eğlenme gibi kimi ekin öğelerinin biçiminde (çoğunlukla bu biçimin ayrıntılarında) sık sık ortaya çıkan kısa süreli ve toplum ya da. küme içinde az çok onay görüp izlenen değişiklikler. Öncülük etmek. Dış görünüş. Adet. Biçimlendirmek.

 

Acceptance : Razı olma. Bir poliçenin, adına çekilen kişi tarafından imzalanarak, borcun ödeneceğinin onaylanması. bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye "kabul edilmiştir" şerhini koyması. Uygun bulunma. Üstlenme. Alma. Onama. Alınma. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Akseptans. Teslim alma.

Taste : Tat almak. Tadı olmak. Lezzet. Tadımlık. Tadına bakmak. Tatmak. Duyusal muayenelerde tatma sırasında algılanan, dokunma, sıcaklık ve acı gibi etkenlerle etkilenebilen, tada ve kokuya ilişkin duyguların karmaşık bileşimi. Belli bir tadı olmak. Tat.

Craze : Delilik. Deli etmek. Çılgınlık. Çıldırtmak. Düşkünlük. Delirtmek. Hayranlık. Çok heyecanlandırmak.

Fashionableness : Biçim. Modaya uygunluk. Tarz. Popüler olma durumu. Asrilik. Havalılık.

Holdup : Tıkanıklık. Soygun. Kıpırdama bu bir soygundur. Engel. Gecikme. Durdurma. Bir kimseyi zorla durdurma ve soyma. Silahlı soygun. Silahla soygun.

Boomers : Göçmen işçi. Gümbürtü sesi çıkaran kimse veya şey. Bumerang. Trend. Göçmen. Hızlı ekonomik gelişme gösterilen dönem.

Catchments : Kaptaj. Hizmet alanı. Su tutma havzası. Toplama. Su toplama. Havza. Baraj havzası.

Bandwagon : Çalgıcı arabası. Bando arabası. Çalgıcıların bulunduğu araba. Sürüye uymak. Çoğunluk partisi.

Charter : Patent. Kiralamak. İmtiyaz vermek. Kiralama. Tutmak. Patent vermek. Berat vermek. Taşıt kiralamak. Kiralamak (uçak veya gemi vb'ni).

 

Vogue synonyms : trend, gripping, popularity, fad, fancy, catch, boomer, fashionable, cult, faddish, style, fanciest, detentions, desiring, containments, detention, catchment, holdups, demand, containment, controlment, appreciation, crazes, fashions, esteems, discernment, conservations, all the go, esteem, fashioned, conservation, vogues, holding.

Vogue zıt anlamlı kelimeler, Vogue kelime anlamı

Rejection : Ret. Red. Atık. Tümevarımcı bilimlerde başvurulan bir gerçekleme sürecinde olguların varsayım ya da öndeyilerdeki beklentilere aykırı belirmesi, bk. evetle(n)me. Dışkı. Kabul etmeme veya edilmeme. Reddedilme. Defolu mal. Rejeksiyon. Reddetme.

Vogue ingilizce tanımı, definition of Vogue

Vogue kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Temporary mode, custom, or practice. Popular reception for the time. The way or fashion of people at any particular time. Used now generally in the phrase in vogue.