Waaf türkçesi Waaf nedir

  • Kadınların yedek hava kuvveti.
  • Kraliyet hava kuvvetleri'nin ıı. dünya savaşı esnasında oluşturulan yedeği.

Waaf ingilizcede ne demek, Waaf nerede nasıl kullanılır?

Waals : Hollandalı fizikçi. 1910 nobel fizik ödülü sahibi. Johannes diderik van der waals (1837-1923). Bir soyadı.

Van der waals : Johannes diderik van der waals (1837-1923). 1910 yılı nobel fizik ödülü sahibi. Flemenk bir fizikçi. Bir soyadı.

Van der waals equation : Van der waals denklemi.

Van der waals force : Dipol dipol etkileşimlerinde dağıtıcı, uyarıcı ya da yönlendirici özellik gösteren, proteinlerde, molekülün iki atomu birbirine çok yakın olduğu zaman zayıf, kovalent olmayan bağlar teşkil eden, atomlar ve moleküller arasındaki çekici ve itici kuvvetler. Van der waals kuvvetleri.

Van der waals forces : Van der waals kuvvetleri.

Van der waals inreractions : Polar olmayan gruplar veya moleküller arasında meydana gelen ve koparılması için 1-3 kcal/mol enerji gereken zayıf kimyasal bağ, hidrofobik bağ. Van der waals bağı.

Van der waals interaction : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Van der waals etkileşimi. Özdecikler arasında, kimyasal etkileşim yanında çok daha güçsüz kalan fiziksel etkileşim.

İngilizce Waaf Türkçe anlamı, Waaf eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Waaf ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Minor : Ufak. Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlk notadan itibaren sırasıyla 1 tam, 1 yarım, 2 tam, 1 yarım ve 2 tam aralıklardan oluşan ses dizisi. Küçük. Ergin olmayan çocuk. Daha küçük. Rüştünü ispat etmemiş kimse. Minör. Ergin olmayan kimse. Reşit olmayan kimse.

Shaver : Tıraş makinesi. Berber. Erkek çocuk. Tıraş eden. Elektrikli tıraş makinesi.

Youngster : Genç. Genç adam. Çocuk. Subyan. Delikanlı. Yavru.

Tike : Yaramaz çocuk. Sokak köpeği.

Tyke : Sokak köpeği. Fırlama veya yaramaz tip. Yorkshire'lı kimse. İt herif. Kaba herif. Yaramaz çocuk. Yorkshirelı kimse.

Kid : Arkadaşlar. Oğlak. Dalga geçmek. Çocuk. Küçük çocuk. Oğlak doğurmak. Ufaklık. Kandırmak. İşletmek. Küçük.

Nestling : Kuşcağız. Kuş yavrusu.

Small fry : Dezavantajlı kimse. Çocuklar. Önemsiz kimseler. Yavru veya küçük balık. Ufaklıklar. Ufak tefek masraf. Önemsiz masraf. Ufak balıklar. Küçük balık. Önemsiz kimse.

Tiddler : Balık yavrusu. Küçük balık. Yavru balık. Çocuk.

Fry : Kavurmak. Elektrikli sandalyede idam etmek. Çoluk çocuk. Kızartma. Yağda kızarmak. Larva devresini tamamlamış, ana babaya benzer karakterleri kazanmış ve balıkçık büyüklüğüne kadar olan balık. Önemsiz şey. Yağda kızartmak. Kızartılmış yiyecek. Kızarmak.

Waaf synonyms : street child, child, nipper.