Wall türkçesi Wall nedir

  • Bir kenti ya da kasabayı çepeçevre saran kale duvarı.
  • Yarık çeperleri.
  • Sur.
  • Duvar.
  • Kocaduvar.
  • Bir yarığın yan duvarları.
  • Etrafına duvar çekmek.
  • Cidar.
  • Ayırmak.
  • Set.
  • Baraj.
  • Kapatmak.
  • Çeper.
  • Duvarla çevirmek.
  • Tecrit etmek.
  • Duvar örmek.
  • Tarih, jeoloji alanlarında kullanılır.

Wall ile ilgili cümleler

English: A high wall stands all about the garden.
Turkish: Tüm bahçenin etrafında yüksek bir duvar duruyor.

English: Ali built a wall around his house.
Turkish: Ali evinin etrafında bir duvar inşa etti.

English: A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Turkish: Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.

English: Ali coaxed the mouse out of the hole in the wall with a piece of bread.
Turkish: Ali fareyi bir parça ekmek ile duvardaki deliğin dışına çıkması için ikna etti.

English: A man touched down on the moon. A wall came down in Berlin. A world was connected by our own science and imagination.
Turkish: Bir insan aya indi. Berlinde bir duvar yıkıldı. Bir dünya kendi bilimimizle ve hayal gücümüzle bağlandı.

Wall ingilizcede ne demek, Wall nerede nasıl kullanılır?

Wall anode : Bir alıcı ışıtacının iç çeperine çekilen maden katından oluşma artıuç. Çeper artıucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Wall bar : Duvara iliştirilmiş basamaklar dizisinden oluşan hareket aleti. Duvar parmaklığı.

Wall bars : Tırmanma duvarı. Duvar parmaklıkları.

Wall box : Duvar yuvası. (inşaat) duvar çerçevesi. Elektrik anahtarı veya elektrik çıkışı tedariki için bir duvara veya tavana konulan kutu. Elektrik duvar kutusu. Elektrik panosu. Kurum üfleyici bağlantı yuvası.

Wall bracket : Duvar desteği. Duvar paraçolu. Duvar konsolu. Duvar rafı.

Wall covering : Duvar kaplaması.

Wall eyed : Pırtlak gözlü. Akçıl gözbebekli. Fırlak gözlü.

Wall energy : Çeper erkesi. Duvar enerjisi. Tersine yönelmiş demirmıknatıssal bölgeler arasındaki birini sınır yüzeyi başına düşen erke.

Wall capacity : Ayak verimi.

Wall chart : Duvar çizelgesi. Duvar haritası. Duvar şeması. Duvar göstergesi. Eğitim ve öğretimde yardım için duvara asılan araç.

İngilizce Wall Türkçe anlamı, Wall eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wall ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enisle : Bir ada üzerine yerleştirmek. Adanın bir parçası yapmak. Soyutlamak. Adalaştırmak. İzole etmek.

Excide : Yalnız kılmak.

Appropriates : Kendine maletmek. Üstüne oturmak. El koymak. İç etmek. Tasarruf etmek. Uygun. Münasip. Özelleştirmek. Mülk edinmek.

 

Marginalise : Yalnız bırakmak. Ötekileştirmek. Önem derecesini düşürmek.

Ghettoise : Gettoya çevirmek. Gettolaştırmak. Gettolara yerleştirmek.

Blindest : Göz kamaştırmak. Kör. Kör etmek. Görmeyen. Okunaksız. Açmayan (çiçek). Düşüncesiz. Kamaştırmak. Anlayışsız.

Ramparts : Savunma. Kale duvarı. Siper. Korunma. İstihkam. Sur ile çevirmek.

Allocate : Ödenek ayırmak. Tahsis etmek. Yer ayırmak. Yerini tayin etmek. Pay etmek. Özgülemek. Tertip etmek. Bölüştürmek.

Paneling : Tahta kaplama. Lambri. Lambri kaplama. Panel. Panellerle süsleme. Tahta levhalar. Duvar tahta kaplaması.

Archway : Üst kemerli geçit. Üstü kemerli geçit. Kemeraltı yolu. Kemer altı yolu. Kemerli giriş. Kemerli yol. Kemer. Kemerli geçit. Kemeraltı.

Wall synonyms : cavity wall, physical object, wainscotting, room access, footwall, proscenium wall, pane, doorway, wall panel, cope, door, pier, the wall, allocate to, barraged, allocating, parapet, course, bulwarking, ghettoizing, block, capping, barrages, a set of, cleared, bulwark, coping, panelling, threshold, ramparted, perimeters, inclosure, dyke.

Wall ingilizce tanımı, definition of Wall

Wall kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A kind of knot often used at the end of a rope. To inclose with a wall, or as with a wall. A work or structure of stone, brick, or other materials, raised to some height, and intended for defense or security, solid and permanent inclosing fence, as around a field, a park, a town, etc., also, one of the upright inclosing parts of a building or a room. A wall knot. A wale.