Widening türkçesi Widening nedir

Widening ingilizcede ne demek, Widening nerede nasıl kullanılır?

Widening self rule : Otonomiyi genişletmek. Özerkliği genişletmek.

Capital widening : Bir ekonomide işgücü artışı kadar sermaye stoku da arttığı için işgücünün verimliliğinde bir artış olmaksızın yalnızca toplam çıktının artması. Sermayenin genişlemesi.

Widen shot : Yönetmenin, alıcı yönetmenine alıcının yerini değiştirmeksizin daha geniş açılı mercek kullanması için verdiği komut. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Genişlet.

Widen the horizon : Yeni olanaklar oluşturmak. Ufku genişletmek. Yeni seçenekler yaratmak. Yeni imkanlar açmak.

Widen : Bollaşmak. Genişlemek. Tevsi etmek. Açmak. Genişletmek. Genişletilmek. Açılmak. Bollaştırmak.

Widens : Bollaştırmak. Genişlemek. Açılmak. Genişletmek. Genişletilmek. Açmak. Tevsi etmek. Bollaşmak.

Wideness : Genişlik. Bolluk.

Widened : Genişletilmiş. Geniş hale getirilmiş.

Wide angle : Geniş açılı. Geniş açı. Büyük açı.

Widener : Genişleten kimse veya şey. Genişleten. Genişletici. Geniş hale getiren.

İngilizce Widening Türkçe anlamı, Widening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Widening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Distension : Şişme. Gerilme. Germe. Distansiyon. Şişkinlik.

Expansive : Büyük. Coşkun. Geniş. Engin. Yaygın. Ateşli. Açık sözlü. Yayılan. Açılan. Taşkın.

Part : Yan. Ayrılmak. Kısımlara ayırmak. Hisse. Parçalamak. Görev. Taraf. Bölüm. Bölmek. Pay.

Expansion : Gelişme. Büyütme. Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafi yurtiçi hasılanın dipten zirveye varasıya geçirdiği artma süreci. krş. daralma. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. büzülme, mekanik parçalanma. Açılım. İlerleme. Genleştirme. Ekspansiyon. Coğrafya, fizik, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Bloating : Bloat. Kabartma. Genleştirme. Tütsülemek (balık). Damarlanma (yüzey). Kabartmak. Abdominal distansiyon. Genelde yemekten sonra batında oluşan şişkinlik. Şişme.

Road : İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Yol. Uyulan ilke. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği yer. Cadde. Kara yolu. Uyulan sistem. Dış liman. Demirleme yeri. Demirleyecek yer.

Enlarging : Geliştirmek. Büyütmek. Genişletmek. Genişlemek. Büyümek. Ayrıntıya girmek. Agrandisman. Uzatmak. Büyültme.

Dilatation : Bir delik veya borusal bir yapının genişlemesi, dilatasyon, ekspansiyon, ektazi. Tevessü. Açılma. Genleşim. Dilatasyon. İçi boş organların genişlemesi, dilasyon. Genleşme. Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kayaç taneciklerinin güneş ısısının etkisiyle büyümesi.

 

Increment : Gelir. Artma. Zam. Artım. Artırma. Artış. Artış aralığı. Fazlalık. Çoğalma.

Route : Hat. Yürüyüş emri. Sevk etmek. Göndermek. Belli bir kanaldan yollamak. Tarik. Güzergah. Her zamanki yol. Herzamanki yol. Nakletmek.

Widening synonyms : distensions, dilater, becoming wide, amplifications, portion, dilatational, yawning, enlargement, dilaters, dilatatio, dilative, dilations, sprawling, beef up, enlargements, blowing up, increscent, expanding, dilation, turnout, growth, spreading, dilatations, ballooning, amplification, extension, broadening, increase, upbuilding, development, drawing out, broadenings.

Widening zıt anlamlı kelimeler, Widening kelime anlamı

Decrement : Azaltma miktarı. Azalım. Azalma. Kayıp. Bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma. Azaltma. Eksilme. Zayiat. Azaltım. Eksiklik.

Decrease : Düşüş göstermek. Küçültmek. Eksilme. Azaltmak. Düşüş. Eksiltme. İnmek. Eksilmek. Azalma. İnişe geçmek.

Narrowing : Daralma. (piyasa vb) daralma.