Yüzün nedir, Yüzün ne demek

Teknik terim anlamı:

Yüz üstü, yüzükoyun.

Yüzün ile ilgili Cümleler

    Yüzüm ile ilgili Cümleler

    • Yüzümü kuruladım.
    • Yüzümü ağartacağını biliyorum.
    • Yüzümü görünce, ağlamaya başladı.
    • Yüzüm üzerinde yatarak uyudum.
    • Tom'un telefonu yüzüme kapattığına inanamıyorum.
    • Yüzüm civardaki en güzel yüz, değil mi?
    • Sıcak kan yüzüme sıçramıştı.
    • Yüzüme yalan söyledin.
    • Lazeri yüzüme doğru tutma.
    • Ali yüzüme güldü.
    • Yüzüm üzerinde uzanarak uyudum.
    • Yüzümde bir sürü sivilce var.
    • Ali telefonu yüzüme kapatmaya devam ediyor.
  • Yüzünde büyük bir tebessüm görüyorum. Mutlu olmalısın.
  • Ali Mary'nin yüzüne köpek gibi kötü sözler söyledi.
  • Yüzüne bakılmayacak kadar suçlusun.
  • “Artık anlaşabileceğimizi sanmıyorum, diyerek herifin yüzünü duvara yapıştırıyor Mustafa.”
  • “Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak.”
  • “Köylünün yüzüne gülüp arkadan jurnalliyormuş.”
  • Birçok ülkede, insanların büyük şehirlere gelmesinin asıl nedeni iş yüzündendir.
  • Yüzünü tekrar görmek istemiyorum?
  • Yüzünü yana çevir.
  • “Burada yağdan yumurtadan geçtik, ekmek yüzüne hasret kaldık.”
  • “Bilinçaltı bir baskı belki de ilk kez su üstüne çıkıyordu.”
  • “Nezih, önce ters yüzüne dönüp eğri büğrü yollardan kaçmayı düşündü.”
  • Yüzünde korku vardı.
  • “Hem bakalım, yirmi yaşında da olsa yüzüne bakılır cinsten midir?”
  • “Onun bu işi nasıl olup da yüzüne gözüne bulaştırdığını bir türlü anlayamadım.”
  • “Yanına uşak filan almaz. Müracaat edenleri ters yüzüne çevirir.”
  • “Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.”
  • “Yüzünü buruşturuyor Fuat, ukalalığından sıyrılıyor, üzüldüğü belli.”
  • “Köyde, ondan başka yüzümüze gülen, bize yol gösteren olmadı.”
  • “Biz buraya geldi isek her hâlde yüzümüzün akı ile çıkacağımızdan şüphe etmeyesin!”
  • Polisin iğrençliği yüzünden kentin suç oranı yüksektir.
  • Onun evinin bodrum katı sürekli su basıyor anlaşılmayan su sızıntısı yüzünden.
  • Yüzünüzü daha önce bir yerlerde gördüğümü biliyorum.
  • Şiddetli yağmur yüzünden planlarım tamamen suya düştü.
  • “Aman sayın bayan beni çağırmayınız. Güzel yüzüne duramam, içeri girerim. Girince de...”
  • “Bir büyük kabahatim varmış da yüzüme vuracaklarmış gibi açıp okumaktan çekiniyorum.”
  • Senin yüzünden herkesin önünde rezil oldum.
  • “Tiyatroda sorunlar su yüzüne çıkmış, bunların neler olduğu anlaşılmıştır.”
  • “Fakat ben boş ümitle insan avutmanın faydasından ziyade zararına inandığım için çok kere yüzümü kızdırır, açıkça mümkün değil derim.”
  • “Yüzünü de gördüğüm yoktu. Kırkyıl da görmesem göreceğim gelmezdi.”
  • Harp içinde kahvenin yüzünü görmedik.
  • “Banyo, tuvalet, vesair kısımlar, o ne temizlik, o ne genişlik, insanın yüzüne gülen o ne ferahlıktı.”
  • Yüzüne bakıp güldü.
  • “Baban da, olur, demiş, ak sakallı adamın yüzünü yere mi geçireceksin?”
 

Yüzün ile ilgili Atasözü veya Deyim

 

ağzına yüzüne bulaştırmak : bir işi kötü yapmak, becerememek.

arsızın yüzüne tükürmüşler, yağmur yağıyor demiş : “arsız ne kadar ağır hakaret görse de aldırmaz, pişkinliğe vurur” anlamında kullanılan bir söz.

astarı yüzünden pahalı olmak (veya pahalıya gelmek) : bir işin ayrıntılarına harcanılan para veya emek, elde edilen sonucun değerini aşmak.

ayıbını yüzüne vurmak : birinin kusurunu yüzüne söylemek.

bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun : “kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

balı dibinden, yağı yüzünden : “değerleri derinleştikçe artan veya değerleri yüzeyde kalan insanlar vardır” anlamında kullanılan bir söz.

(bir işten) yüz (veya yüzünün) akı ile çıkmak : bir işi kendi saygınlığını yitirmeden eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.

(bir şeyin) yüzüne hasret kalmak : o şeyden yoksun kalmak, hasret kalmak.

dost dostun ayıbını yüzüne söyler : “gerçek dost uyarmak, kusurun düzeltilmesini sağlamak amacıyla ayıbı yüze karşı söyler” anlamında kullanılan bir söz.

eline yüzüne bulaştırmak : bir işi gerektiği gibi yapamamak, başarısız olmak, becerememek.

gerçek yüzünü göstermek : sakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak.

kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası : “yolsuz ilişkiler kadınlar için hoş karşılanmadığı hâlde erkekler bu gibi ilişkilerden övünme payı çıkarırlar” anlamında kullanılan bir söz.

kahır yüzünden lütfa uğramak : birine kötülük olsun diye yapılan iş, onun iyiliğine olmak.

kapılar yüzüne (veya üzerine veya üstüne) kapanmak : istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.

kefen alacak kişi yüzünden belli olur : “bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumlardan anlaşılır” anlamında kullanılan bir söz.

su yüzüne çıkmak : bir süre örtülü kalmış bir iş veya sorun aydınlanmak, belli olmak, meydana çıkmak.

su yüzüne (veya üstüne) çıkmak : görünür olmak.

şeytan görsün yüzünü : sevilmeyen, görmek bile istenilmeyen kimse için söylenen bir söz.

ters yüzüne çevirmek : geri döndürmek.

ters yüzüne dönmek : geri gitmek, geri dönüp gitmek.

yüzünden akmak : herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.

yüzünden düşen bin parça olmak : öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.

yüzünden kan damlamak : çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.

yüzünden okumak : ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak herhangi bir durumu yüzünden anlamak.

yüzüne bakamaz olmak : utanç, yüreksizlik ve benzerleri sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.

yüzüne bakılacak gibi olmak : çok çirkin olmamak.

yüzüne bakılır olmak : çirkin sayılmamak.

yüzüne bakılmaz olmak : çok çirkin olmak.

yüzüne bakmamak : önem vermemek, ilgilenmemek darılmak, gücenmek.

yüzüne bakmaya kıyamamak : biri çok güzel olmak.

yüzüne bir daha bakmamak : darılıp konuşmamak.

yüzüne duramamak : dayanamamak, bir isteğe hayır diyememek, kıramamak.

yüzüne gözüne bulaştırmak : bir işi becerememek, bozmak.

yüzüne gülmek : dostmuş gibi görünmek dostluk göstermek, ilgi göstermek, alakalanmak temizliği, yeniliği dolayısıyla ferahlık vermek.

yüzüne kan gelmek : sağlığı yerine gelmek, benzinin solgunluğu geçmek.

yüzüne su çarpmak : yüzünü su ile yıkamak.

yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır : çok arsız ve onursuz kimseler için kullanılan bir söz.

yüzüne vurmak (veya çarpmak) : ayıplayarak kusurunu yüzüne söylemek.

yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek) : yüzüne öfke ve hoşnutsuzluk gösteren bir biçim vermek.

yüzünü duvara yapıştırmak : ilgiyi kesmek.

yüzünü gören cennetlik : uzun süre görünmeyen kimseler için söylenen bir söz.

yüzünü görmemek : uzun süre görmemek gereksinim duyulan bir şeyi özlemek, ona hasret kalmak.

yüzünü kara çıkarmak : birini utandırmak.

yüzünü karartmak : birine sinirlenerek somurtmak.

yüzünü kızartmak (veya kızdırmak) : onuruna, gururuna önem vermeden bir şey istemek, utançla, utanarak istemek.

yüzünü şeytan görsün : sevilmeyen bir kimseye karşı duyulan nefreti belirtmek için kullanılan bir söz.

yüzünü yere getirmek (veya geçirmek) : utandırmak, mahcup duruma düşürmek.

yüzünün derisi kalın : utanması, arlanması olmayan.

yüzünün derisi yere geçmek : yüzü yere gelmek.

Yüzün kısaca anlamı, tanımı

Su yüzünden : Su yolıyle, nehir tarikıyle

Yüzün burtarmak : Yüzünü buruşturmak.

Yüzün düşmek : Utanılacak duruma düşmek. Değerini yitirmek (kimse için). Yüz üstü, yüzükoyun düşmek.

Yüzün yüzün : Yüzü üstüne, yüzünü yere sürterek: Kimi dizin dizin sürünür, kimi yüzün yüzün.

Yüzünatma : Atkısı ipek, çözgüsü iplik olan gömleklik bez.

Yüzüncüyıl : Trabzon şehrinde, Maçka belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yüzündüşmek : Değerinden düşmek, önemini yitirmek.

Yüzüne beraber : Yüzüne karşı.

Yüzüne dökmek : Yüzüne vurmak, önüne sermek.

Yüzüne göre tabanca urmak : Haline münasip olanı yapmak.

Yüzüne güller : İğrenç bir şeyden söz etmek gerekince, söze başlarken kullanılan özür deyimi: Yüzünüze güller, kedi halıya gusmuş.

Yüzüne yazmak : Gelinin yüzünü süslemek.

Yüzünge : Ayna.

Yüzüngoyu : Yüzüstü.

Yüzüngör : Ayna.

Yüzünguylu : Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Yüzükoyun.

Yüzünguyu : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).

Yüzüngü : Ayna.

Yüzünkapak : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).

Yüzünkoylu : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).

Yüzünkoyu : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).

Yüzünkoyun : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Yüzükoyun, yüz üstü.

Yüzünkuylu : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun.

Yüzünkuyu : Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Bayır aşağı, iniş. [Bakınız: yüzükoyun]. Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun.

Yüzünü almak : Kaymağını almak (süt, yoğurt ve benzerleri için).

Yüzünü ayağına bırakmak : Ayağına yüz sürmek.

Yüzünü eğmek : Suratını asmak.

Yüzünü ele almak : Utancını yenmeye çalışmak.

Yüzünü yere depmek : Teperek yüzükoyun düşürmek.

Yüzünüstü : Yüzüstü.

Yüzünüze güller : İğrenç bir şey anlatılırken söylenen bir söz.

Yüzünüze gülsuyu : İğrenç bir şeyden söz etmek gerekince, söze başlarken kullanılan özür deyimi.

Yüzüncü : Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen.

Yüzünden : -den ötürü.

Diğer dillerde Yüzük kıkırdak anlamı nedir?

İngilizce'de Yüzük kıkırdak ne demek ? : cartilago cricoidea