Yastı nedir, Yastı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yatsı.

Yassı.

Yatsı, yatsı namazı - yastını: yatsıyı, yatsı namazını.

Yastı ile ilgili Cümleler

  • Yastığını ödünç aldım.
  • Ali bana bir yastık attı.
  • Jale bana bir yastık attı.
  • Yastık alabilir miyim?
  • Sana bir yastık getireyim mi?
  • Ben Japon pirinç yastıklarından hoşlanıyorum; onlar boynum için yararlı.
  • Temiz yastık kılıfları nerede?
  • Jale güldü ve bana bir yastık attı.
  • Yastık temiz değil.
  • “Ve tekrar başı yastığa düştü ve uyudu.”
  • Ali yastıksız uyuyamaz.
  • Sabah altıda, bir yastık dünyadaki en büyük cazibeye sahiptir.
  • Ali kitabı yastığının altına sakladı.
  • O uyurken, Mustafa bir yastıkla Mary'yi boğarak öldürdü.

Yastı ile ilgili Atasözü veya Deyim

allah bir yastıkta kocatsın : yeni evlenenlere “birlikte yaşlanın” anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

baş yastığı baş derdini bilmez : “insanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz” anlamında kullanılan bir söz.

başı yastığa düşmek : yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak.

başı yastık yüzü görmemek : yatağa yatıp uyumuş olmamak.

yastıkta kocamak : karı koca birlikte uzun bir ömür sürmek.

Yastı anlamı, tanımı

Çoban yastığı : Yetiştiği yeri yatak gibi örten, tüylü, gri yeşil renkli, geniş bir ot (çobanlar üzerinde yattığı için bu isim verilir)

 

Daş yastık : Ot yastık. (Kırçiçeği Susuz Kars).

Endokard yastık kusurları : Kalbin iç zarının yastıklarındaki gelişim anomalilerinden kaynaklanan yapılış bozuklukları. Bunlar üçlü kapakta yarık oluşumlu ventriküler septal defekt ve atriyoventriküler kanal kusurlarıdır.

Endokard yastıkları : Embriyonel dönemde kalbin kulakçık ve karıncıklar arasındaki kanalda biçimlenen gevşek yapıda iki mezenkim kitlesi. Karıcık ve kulakçıklar arasındaki septumlar, mitral ve triküspital kapakçıklar endokard yastıklarından biçimlenir.

Külfet yastığı : Çift kişilik, büyük, baş yastığı: Bizim külfet yastığının yüzü yırtılmış, yenisini al.

Sert taban yastığı hastalığı : Köpek gençlik hastalığı.

Silindir yastık : Hız kovalama yarışlarında, koşucuların kestirmeden gitmelerini önlemek için, yarışlığın iç kıyısının dışındaki yaya yoluna yerleştirilen, kauçuk ya da içi doldurulmuş meşin yastıklar. Bunların çapı 4.5 ve boyları 50 cm. dir. 5'er m. aralıklarla dizilirler.

Taban yastığı kollajen bozukluğu : Alman Kurt köpeklerinin eniklerinde taban yastıklarının zayıflığı, ülserleşmesi ve kollajen dejenerasyonu belirgin otozomal çekinik özellikte kalıtsal hastalık. Kendiliğinden gerileyebileceği gibi 2-3 yıl sonra ölümcül böbrek amiloidozisi gelişebilir.

Taban yastığı nekrozu : Özellikle ağır cüsseli tavuk ve hindilerde görülen ayağın plantar yüzündeki esnek yastığın yangısal şişkinliği ve nekrozu, plantar nekroz.

Yastıaç : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

Yastıağacı : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

 

Yastıağaç : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta. [Bakınız: yaslaç, yaslâç]. Üstünde odun yarılan kütük.

Yastıca : Kilis kenti, Musabeyli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yastıg : Yastık.

Yastıgaç : Üzerinde odun kırılan kütük. (Dumlupınar Kütahya).

Yastıgeç : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

Yastığaç : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta. Hamur açılan tahta. Üzerinde yufka açılan tahta, ekmek tahtası.

Yastıh : Kağnıda mazının üzerine gelen ağaç. Yastık, bk. yastuh.

Yastıı : Yastığı.

Yastık bellek : Bir birimden ötekine veri gönderilirken, veri öğelerinin biriktirilip geçici olarak saklandığı ara bellek ya da bellek kesimi.

Yastık lavları : Su altında katılaşmış, yuvarlak ya da yastık biçiminde, ince bir zarla kaplı, içi yoğun dizilmiş kanallarla yapılı lavlar.

Yastık sapması : Bir dördülün köşelerinin dışarıya doğru uzanır, kenarları içbükey durum alması biçiminde ortaya çıkan mercek kusuru.

Yastıkaç : Oklava.

Yastıkaz : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

Yastıkbaşı : (Mimarlık) bk. üzengitaşı.

Yastıkçerezi : Gelinle güveyin ilk gece yedikleri çerez, tatlı ve benzerleri yiyecekler.

Yastıkköy : Erzincan şehrinde, Tercan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yastıklamak : Otururken dayanmak için arkasına yastık koymak. Sürülen tarlanın iki başına ters yönde birkaç çizgi çekmek. Kömürü ocakta yastık durumuna getirmek, yığmak.

Yastıktaklası : Gençlerin oynadığı bir oyun.

Yastıktepe : Erzincan ili, Alpköy nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Pasinler ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yastılama : Yapılarda kullanılan yassıca taş.

Yastılayın : Baygın, süzgün (göz için).

Yastılmak : Yassılmak, yassılaşmak, eğilmek.

Yastım : Yassı, yaygın, basık. Yüksekliği olmayan, yassı, yayvan, alçak.

Yastıngaç : Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

Yastırmak : Bastırmak, sindirmek. Yatıştırmak. [Bakınız: yasmak].

Yemeni yastık : Yazmadan yüz geçirilmiş yastık.

Baş yastığı : Yatakta başın altına konulan yastık.

Diz yastığı : Taşıtlarda kaza anında diz bölümüne gelebilecek çarpmaların sonuçlarını azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık.

Hava yastığı : Taşıtlarda kazanın neden olacağı zararları azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık. Bazı özel yapım teknelerde tekne altına verilen basınçlı hava ile doldurulan, teknenin yükselmesiyle sürtünmeyi azaltıp hızı artırmaya yarayan yastık.

Hava yastıklı : Hava yastığı olan.

İğne yastığı : İğnelik.

Köşe yastığı : Köşe minderi üzerine dik olarak konan ve köşeleri tutan yastık.

Sıcak yastık : Bel ve sırt bölgelerindeki rahatsızlığı gidermek amacıyla fizik tedavide kullanılan araç.

Ütü yastığı : Giysilerin omuz ve kol ağızlarının kolaylıkla ütülenmesini sağlayan, içi pamukla dolu araç, kambur.

Yastık : Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder. Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer. Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça. Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey.

Yastık bıyık : Yana yatmış ve uzamış bıyık.

Yastık kılıfı : Yastığa geçirilen koruyucu kılıf.

Yastık takoz : Direk başı ile tavan arasına yerleştirilen, tavanın yükünü direğe ileten ve esneklik sağlayan küçük ağaç parçası.

Yastıkaltı : Banka veya bir başka yere yatırılmak yerine evde, iş yerinde saklanan taşınabilir (değer).

Yastıklama : Yastıklamak işi. Fide yetiştirmek için yastık yapma yöntemi.

Yastıklı : Yastığı olan.

Diğer dillerde Yassısolungaşlılar anlamı nedir?

İngilizce'de Yassısolungaşlılar ne demek ? : lamellibranchs