Yelke nedir, Yelke ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yele.

Dağın doruğa yakın bölümü.

[Bakınız: yeli].

Küçük tepe.

Boyunduruğun hayvan ensesine gelen yeri.

Tütün yaprağının kıyısı.

[Bakınız: yeli].

Saç.

Kandırmaca.

Atılmış pamuk.

Balık yüzgeci.

Yelke ile ilgili Cümleler

  • Yelkenliyle gezmeye gittik.
  • Karşıdan esen rüzgar yelkenliye karşı patladı.
  • Bir yelkenlim var.
  • “Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır.”
  • Ali bana yelkenli ile gitmeyi öğretiyor.
  • Onun yelken gibi kulakları var.
  • “Kızım çıldırdın mı? Böyle yel yeperek yelken kürek, sağını solunu görmeden nereye gidiyorsun?”
  • Bir yelkenliyle Pasifik Okyanusu'nu geçti.
  • Yelkencilikte çok iyiyim.
  • Rüzgarın yönünü değiştiremem ama gidilecek yere ulaşmak için her zaman yelkenlerimi ayarlayabilirim.
  • Yelkenliyle gidiyorduk.
  • Kısa bir süre sonra, Sezar bir kez daha orduya katılmaya karar verdi ve Roma'dan ayrıldı. O, yelkenli ile denizi geçerken bir grup korsan onu kaçırdı.
  • Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.
  • “Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı.”
  • Ufukta bir yelkenli görebiliyor musun?
  • Yelkenliyle gezintiye çıkalım.

Yelke ile ilgili Atasözü veya Deyim

aklına yelken etmek : düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak.

yel yeperek yelken kürek : aceleyle, telaşla.

 

yelken açmak : yola çıkmak için hareket etmek.

yelken basmak : yola çıkmak, hareket etmek.

yelken dikmek : tekneye yelken takmak.

yelkenleri suya indirmek : direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek.

Yelke tanımı, anlamı

Furtana yelkeni : Küçük yelken

Garbi yelken : Batı rüzgârı esmeden önce, batıda görünen bulut.

Pupa yelken : Rüzgârı tam pupadan veya pupaya yakın bir yönden alarak yapılan yelken seyri.

Sime yelkeni : Mavuna yelkeni.

Yelkelemek : Kışkırtmak.

Yelken altına almak : Himaye altına almak.

Yelken eylemek : Yelken açmak.

Yelkenbulutu : Hava açıkken görünen ve yel çıkacağının belirtisi sayılan bulutçuk.

Yelkenciler : Tersane halkının, beylik kalyonlarda yelken kullanma görevini yapan sınıfı.

Yelkeni bırakmak : Caymak, yapılan işi bırakmak.

Yelkeni suda : İddiasız, sakin.

Yelkeni suya bırakmak : Caymak, yapılan işi bırakmak. Caymak, bırakmak (iş, davranış, öfke ve benzerleri için).

Yelkenler : Bolu şehrinde, Gerede ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yelkenlik : Esintili hava.

Gabya yelkeni : Ana yelkenler üzerindeki yelkenler.

Latin yelkeni : Bir serene bağlanarak direğe eğik bir durumda kaldırılan üçgen yelken.

Yelken : Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü. Yelkenli.

Yelken balığı : Pasifik Okyanusu'nun sıcak bölgelerinde yaşayan, birinci sırt yüzgeci yelkeni andıran bir balık (Poecilia sphenops).

Yelken bezi : Yelken yapmaya yarar kalın bez.

Yelken gemisi : Rüzgârın şişirdiği yelkenlerin yardımıyla yol alan gemi.

 

Yelken gönderi : Yelkenlerin çekildiği direk.

Yelken iğnesi : Yelkenleri birbirine tutturmaya yarayan alet.

Yelken kulak : Yelken kulaklı.

Yelken kulaklı : Dış kulağı iri ve geniş olan, yelken kulak.

Yelken yarışı : Yelkenli tekneler arasında yapılmış olan yarışma.

Yelkenci : Yelken diken kimse. Yelken sporuyla uğraşan kimse. Yelkenleri açma, indirme, toplama vb. işlerde çalışan gemici.

Yelkencilik : Teknelerle yapılmış olan gezi, spor ve yarışmalar.

Yelkenkanat : Sert bir iskeleti olan, hava akımlarına dayanıklı, motorlu veya motorsuz tek kişilik uçuş aracı.

Yelkenleme : Yelkenlemek işi.

Yelkenlemek : Yelken açıp yola çıkmak. İnsan, akli dengesini az veya çok yitirmek. Kaçıp gitmek.

Yelkenli : Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı, yelken.

Yelkenli gemi : Yelkenle yürütülen gemi.

Yelkesen : Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik, yelkıran, rüzgârlık.

Diğer dillerde Yeleli sırtlan anlamı nedir?

İngilizce'de Yeleli sırtlan ne demek ? : aardwolf