Yelken nedir, Yelken ne demek

Yelken; bir denizcilik terimidir.

  • Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü.
  • Yelkenli

"Yelken" ile ilgili cümle

  • "Rıhtıma kurumak üzere yelkenler serilmişti." - S. F. Abasıyanık
  • "Yelken yarışları."

Yerel Türkçe anlamı:

Dağın başındaki sis.

Hava açıkken görünen ve yel çıkacağının belirtisi sayılan bulutçuk.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir takımyıldızın adı.

İngilizce'de Yelken ne demek? Yelken ingilizcesi nedir?:

vela, vel (velorum)

Fransızca'da Yelken ne demek?:

voile

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sivas ili, Gürün ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yelken hakkında bilgiler

Yelken, rüzgâr gücünden yararlanarak geniş yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü.

Bernoulli'nin prensibine göre rüzgâr açısının yelkenin yüzeyindeki yüküne bağlı olarak, yelkenin bir tarafında diğerinden daha fazla hava basıncı oluşur. Bu basınç farkı kaldırma gücü yaratarak yelkeni düşük basıncın olduğu tarafa iter. Omurga (veya borda merkezi) yelken üzerindeki bu yanal gücü yelkenlinin yana yatarak ileri doğru hareketine dönüştürür.

 

Bernoulli denklemi kullanılarak bulunan basınç farkı, tekneye aktarılan itkinin bir kısmını oluşturmaktadır. Asıl itki, momentumun korunumu sayesinde oluşur. Rüzgâr hareket halindeki hava moleküllerinden oluşmaktadır. Bu moleküller sahip oldukları hız ve kütle sayesinde belli bir momentum ile yelkene çarparlar. Yelkenin önünden giren rüzgâr, arka tarafından çıkarken momentumunun bir kısmını tekneye yelken vasıtasıyla iletir ve hızı yavaşlar. Tekne kendi ağırlığı oranında kazandığı bu momentumu harekete çevirir. Bu hareketin yan bileşenleri salma ile dengelenir, ileri yönlü bileşeni ise teknenin hız kazanmasıyla dengelenir.

mrüzgar·Vrüz_giren=mtekne·Vtekne+mrüzgar·Vrüz_çıkan

Yelken ile ilgili Cümleler

  • Onun yelken gibi kulakları var.
  • Ali ve ben ikimiz de yelkenciliği severiz.
  • Kısa bir süre sonra, Sezar bir kez daha orduya katılmaya karar verdi ve Roma'dan ayrıldı. O, yelkenli ile denizi geçerken bir grup korsan onu kaçırdı.
  • Yelkenliyle gezmeye gittik.
  • Ufukta bir yelkenli görebiliyor musun?
  • Yelkenleri aç.
  • Yelkencilikte çok iyiyim.
  • Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.
  • Yelkenliyle gidiyorduk.
  • Ali bana yelkenli ile gitmeyi öğretiyor.
  • Karşıdan esen rüzgar yelkenliye karşı patladı.
  • Yelkenliyle gezintiye çıkalım.
  • Yelkenli ile gezmeyi seviyorum.

Yelken anlamı, kısaca tanımı:

Yarar : Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Yarayan, elverişli, uygun.

Geniş : Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Bol (elbise). Çok. Eni çok olan, enli, vâsi. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

 

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

Tekne : Havza. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Bir tür küçük deniz taşıtı. Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Hareket : Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Davranış, tutum. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Deprem. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Yola çıkma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Şeritler : Vücutları şerit biçiminde ve parçalı olan, asalak olarak insan veya hayvanların bağırsaklarında yaşayan yassı solucanlar takımı, şeritgiller.

Yelkenli : Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı, yelken.

Yelken açmak : Yola çıkmak için hareket etmek.

Yelken basmak : Yola çıkmak, hareket etmek.

Yelken dikmek : Tekneye yelken takmak.

Yelkenleri suya indirmek : Direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek.

Yelken balığı : Pasifik Okyanusu'nun sıcak bölgelerinde yaşayan, birinci sırt yüzgeci yelkeni andıran bir balık (Poecilia sphenops).

Yelken bezi : Yelken yapmaya yarar kalın bez.

Yelken gemisi : Rüzgârın şişirdiği yelkenlerin yardımıyla yol alan gemi.

Yelken gönderi : Yelkenlerin çekildiği direk.

Yelken iğnesi : Yelkenleri birbirine tutturmaya yarayan alet.

Yelkenkanat : Sert bir iskeleti olan, hava akımlarına dayanıklı, motorlu veya motorsuz tek kişilik uçuş aracı.

Yelken kulak : Yelken kulaklı.

Yelken yarışı : Yelkenli tekneler arasında yapılmış olan yarışma.

Gabya yelkeni : Ana yelkenler üzerindeki yelkenler.

Latin yelkeni : Bir serene bağlanarak direğe eğik bir durumda kaldırılan üçgen yelken.

Yelken kulaklı : Dış kulağı iri ve geniş olan, yelken kulak.

Yelkenci : Yelkenleri açma, indirme, toplama vb. işlerde çalışan gemici. Yelken diken kimse. Yelken sporuyla uğraşan kimse.

Yelkencilik : Teknelerle yapılmış olan gezi, spor ve yarışmalar.

Yelkenleme : Yelkenlemek işi.

Yelkenlemek : Kaçıp gitmek. İnsan, akli dengesini az veya çok yitirmek. Yelken açıp yola çıkmak.

Yelkenli gemi : Yelkenle yürütülen gemi.

Aklına yelken etmek : Düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak.

Pupa yelken ilerlemek : Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan. yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla.

Yel yeperek yelken kürek : Aceleyle, telaşlı bir biçimde.

Prens : Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan. Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk unvanı. Bir prensliğin başında bulunan kimse.

Yükün : İyon.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Diğeri : Ötekisi, başkası.

Hava : Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Müzik parçalarında tür. Çekicilik. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Tarz, üslup. Çevreyi kuşatan boşluk. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Esinti. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Gökyüzü. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü.

Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

Basınç : Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.

Yelken altına almak : Himaye altına almak (?).

Yelken eylemek : Yelken açmak.

Yelkenbulutu : Hava açıkken görünen ve yel çıkacağının belirtisi sayılan bulutçuk

Yelkenciler : Tersane halkının, beylik kalyonlarda yelken kullanma görevini yapan sınıfı.

Yelkeni bırakmak : Caymak, yapılan işi bırakmak.

Yelkeni suda : İddiasız, sakin.

Yelkeni suya bırakmak : Caymak, yapılan işi bırakmak Caymak, bırakmak (iş, davranış, öfke vb. için).

Yelkenler : Bolu ilinde, Gerede ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yelkenlik : Esintili hava.

Diğer dillerde Yelken anlamı nedir?

İngilizce'de Yelken ne demek? : n. canvas, cloth, sail

Fransızca'da Yelken : toile [la], voile [la]

Almanca'da Yelken : n. Segel

Rusça'da Yelken : n. парус (M)

adj. парусный