Yelkenlemek nedir, Yelkenlemek ne demek

Yelkenlemek; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de argo olarak kullanılır.

  • Yelken açıp yola çıkmak
  • İnsan, akli dengesini az veya çok yitirmek.
  • Kaçıp gitmek.

Yerel Türkçe anlamı:

Bez, giysi, yelde şişmek.

Yelkenlemek anlamı, kısaca tanımı:

Yelken : Yelkenli. Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü.

Çıkmak : Harcamak zorunda kalmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bulaşmak. Karaya ayak basmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Gelmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Gerçekleşmek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Mal olmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Yayılmak. Ay, Güneş görünmek. Erişmek, görmek. Vermeye katlanmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Yerinden oynamak. Olmak, bulunmak, var olmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir yere ulaşmak, varmak. Sesini yükseltmek. Oluşmak, olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Meydana gelmek. Giderilmek, yok olmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Yetişecek ölçüde olmak. Büyük abdest bozmak. Piyasaya sürülmek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Flört etmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Ay veya mevsim geçmek. Verilmek. Belirmek, tanınmak. Yükselmek, artmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Unutmak. Eksilmek. Yapılmak, yürümek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Binaya kat eklemek. Yayımlanmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Yayılmak, duyulmak.

 

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Denge : Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.

Yitirmek : Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak.

Gitmek : Geçmek. Yapmak. Dayanmak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Satılmak. Yok olmak, elden çıkmak. Tüketilmek, harcanmak. Götürülmek, gönderilmek. Çıkmak, ulaşmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Yakışmak, yaraşmak. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Yürümek, yol almak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Sürmek, devam etmek. Bir şey zarar görmüş olmak. Başvurmak, yapmak. Makine, işlemek, çalışmak. Bir yere doğru yönelmek.

 

Diğer dillerde Yelkenlemek anlamı nedir?

İngilizce'de Yelkenlemek ne demek? : 1. to set sail. 2. slang to leave quickly, make tracks, vamoose.