Yeli nedir, Yeli ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yele.

Dağın doruğa yakın bölümü.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: yal].

Yeli ile ilgili Atasözü veya Deyim

burnunun yeli harman savurmak : büyüklenmek, kibirlenmek çok öfkelenmek.

burnunun yeli kırılmak : öfkesi yok olmak.

Yeli kısaca anlamı, tanımı

Ahır yeli : Hlk. Omuz topallığı

Amaz yeli : Kasırga, çevrintili ve şiddetli yel.

Annaç yeli : Güney yeli.

Arı yeli : Nisan, mayıs aylarında doğudan esen, arıya, ekine, bostana faydalı yel.

Aşağı yeli : Güneyden esen yel, lodos, kıble yeli.

Aydın yeli : Güneyden esen yel.

Azman yeli : Güneybatıdan esen yel.

Baş yeli : Havailik.

Çakmak yeli : Doğu ile poyraz arasından esen rüzgâr.

Çem yeli : Doğu yeli.

Çengi yeli : Romatizma: Ayaklarımda çengi yeli var.

Dağ yeli : Kuzey rüzgârı, poyraz. Lodos. Batıdan esen rüzgâr.

Deve yeli : Hlk. Kalça topallığı.

Dün yeli : Yaz geceleri batıdan esen rüzgâr.

Gök yelis : Kerpiç yapılan killi toprak.

Günbatısı yeli : Batı rüzgarı.

Gündoğu yeli : Doğu rüzgârı.

Gündoğusu yeli : Doğu rüzgârı.

Karartı yeli : Yağmur getiren yel.

Kıble yeli : Lodos.

Vakit yeli : Şubat içinde esip, karı eriten ılık yel.

Yağar yeli : Kuzeyden esen, yağmur getiren yel.

Yeligen : Köpek.

Yelik : Oyunda ebe. Yelici, çok koşan.

Yelikcen : Hafif, hoppa, şımarık.

 

Yelikgen : Şaşkınlık.

Yelikken : Hafif, hoppa, şımarık.

Yelikmek : Şımarmak, yaramazlık yapmak. Oynamak. Deve oynamak. İvecenlik yapmak. Aşermek. Gövde, üşüyerek sızlamak. Şımarık davranmak. Şımarmak (Çayağzı), karşılığı yelişmek. Yel gibi koşmak.

Yelim : Eski türkçe yelim: hafiFar. Tutkal, yapışkan nesne, çiriş.

Yelim yelim yeldirmek : Sürekli izlemek.

Yelimek : Şımarmak, yaramazlık yapmak. İşi için başvurmak, dolaşmak.

Yelimkara : Ökse de denilen yapışkan madde.

Yelimlik : Yel girecek delik.

Yelimsa : Koyunda meme şişmesiyle beliren bir hastalık.

Yelimsemek : Topallamak.

Yelincek : Hafif, hoppa, şımarık. Hafif, ağır olmayan. Aceleci.

Yelinceyh : Eski türkçe yelin: hafif; kolay kaldırılabilir.

Yeline gitmek : Hoşuna gitmek.

Yelink : Hafif, hoppa, şımarık.

Yelinlemek : Hayvan, doğumu yaklaşmak, doğuracağı belli olmak.

Yelinmek : Yoluna devam etmek.

Yelinnamak : Hayvan, doğumu yaklaşmak, doğuracağı belli olmak.

Yelinnemek : Hayvan, doğumu yaklaşmak, doğuracağı belli olmak. Doğurması yakın hayvanın memesi büyümek.

Yelinsek : Memeyi körleştiren bir hastalık. Memesi hastalıktan körleşen hayvan.

Yelip yortmak : Koşup durmak.

Yelip yüpürmek : Bir işin, bir şeyin, birinin peşinde koşmak, koşturmak.

Yelis toprak : Çamurlu, işlenmesi güç, yaş toprak.

Yeliş : Koşuş.

Yelişmek : [Bakınız: yelikmek]. Koşuşmak, birlikte yelip gitmek, yarışmak.

Yeliştürmek : Koşmak, şuraya buraya koşmak.

Yelitmek : Şımarmak, yaramazlık yapmak.

Yeliz : Güzel, aydınlık, havadar.

Zegel yeli : Seher yeli.

Akşam yeli : Akşamları esen serin rüzgâr.

Deniz yeli : İmbat.

Gün yeli : Doğu rüzgârı.

Kara yeli : Yaz geceleri karadan denize doğru esen yel.

 

Sabah yeli : Sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak yel, esin, saba, saba rüzgârı.

Sam yeli : Çölden esen sıcak rüzgâr, sam (I).

Seher yeli : Seher vakti esen yel.

Tan yeli : Sabaha doğru çıkan hafif rüzgâr.

Yelin : İnek, manda, koyun vb. hayvanlarda memenin süt toplanan bölümü.

Yıldız yeli : Kuzeyden esen soğuk yel.

Diğer dillerde Yeleli sırtlan anlamı nedir?

İngilizce'de Yeleli sırtlan ne demek ? : aardwolf