Yumur nedir, Yumur ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün.
Hayvanlarda, midenin bir parçası.
Yumur ile ilgili Cümleler
- São Paulo ülkedeki en büyük yumurta üreticisi.
- Yumurta sarısını severim.
- Jale'ye 2013 yılında yumurtalık kanseri teşhisi kondu.
- Yumurtalar yazın çabuk bozulur.
- Yumurta yemekleri pişirdik.
- Yumurtalar nerede, lütfen?
- Yumurtalar iyi bir protein kaynağı mıdır?
- Hiç yumurta aldın mı?
- Ali bütün yumurtalarını bir sepete koydu.
- Yumurta yedik.
- Çelişki içinde konuşur ve sırtında yumurta küfesi olmadığından dün ak dediğine bugün rahatlıkla kara diyebilir.
- Yumurtalarımı çırpılmış severim.
- Kız kardeşi ile Mahir daha ortada fol yok yumurta yokken gelin güveyi olmuşlar.
- Yumurtaları kırmadan bir omlet yapamazsın.
- Pastırma ve yumurta pişireceğim.
Yumur ile ilgili Atasözü veya Deyim
altın yumurtlayan tavuk : mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse turist.
arkasında yumurta küfesi yok ya (veya olmamak) : sırtında yumurta küfesi yok ya!.
cins horoz yumurtada öter : çocuğun soyluluğu ve değeri daha bebekken her hâlinden anlaşılır anlamında kullanılan bir söz.
fakir tavuğu tek tek yumurtlar : destekçisi olmayan, dayanağı olmayan kimsenin işleri yavaş yürür anlamında kullanılan bir söz.
fol yok yumurta yok : bir konu ile ilgili ortada hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşüldüğünde kullanılan bir söz.
fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : talih, fakire hiç gülmez; aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir anlamında kullanılan bir söz.
kabuksuz yumurtlatmak : bir işi ivedilikle yaptırıp eksik kalmasına yol açmak.
ortada fol yok yumurta yok : fol yok yumurta yok.
paskalya yumurtası gibi : yüzüne çok allık süren.
sırtında yumurta küfesi olmamak : eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek.
yumurta kapıya dayanmak (veya gelmek) : yapılacak iş için zaman çok daralmak.
yumurtadan daha dün çıkmış : bilgiçlik taslayan toy kimse anlamında kullanılan bir söz.
yumurtaya kulp takmak : bahane bulmakta usta olmak.
yumurtayı çalkamak : hayvan, üstüne oturduğu yumurtayı çevirmek.
Yumur kısaca anlamı, tanımı
Amniyotik yumurta : Sürüngenlerin yumurtalarına verilen ad; dış kabukları içinde bolca su kapsayan, gazları geçirebilen fakat sıvılara geçirgen olmayan, bu sebeple kara çevresine uyan, gelişmesi için sulu ortam gerekmeyen yumurta
Artık yumurtalık : Eklenti yumurtalık.
Ayrı yumurta ikizleri : İki ya da daha fazla yumurta hücresinin, aynı anda ya da kısa aralıklarla farklı spermler tarafından döllenmesi sonucu oluşan ve genetik olarak farklı olan ikizler (nadiren üçüzler, dördüzler vb.). Çift yumurta ikizleri, dizigotik ikizler, DZ ikizleri. Çift yumurta ikizleri.
Balık yumurtlama alanı : Balık üreme alanı.
Batipelajik yumurta : Denizlerin orta tabakalarında bulunan yumurtalar.
Birincil yumurta hücresi : Yumurtalık içinde birinci mayoz bölünmesi geçirecek olan hücre, birincil oosit, primer oosit.
Bit yumurtası : Kıllara yapışmış Anoplura ve Mallophaga yumurtaları, sirke.
Cevahir yumurtlamak : Cevher yumurtlamak.
Çift yumurta ikizleri : [Bakınız: ayrı yumurta ikizleri]. İki veya daha fazla yumurtanın aynı anda veya kısa aralıklarla farklı spermatozoit tarafından döllenmesi sonucu oluşan ve genetik olarak farklı olan ikizler, ayrı yumurta ikizleri, dizigotik ikizler, fraternal ikizlik.
Döllenmiş balık yumurtası : Balıklarda, spermanın olgun yumurtayla birleşmiş olması.
Döllenmiş yumurta : Sperm tarafından döllenmiş yumurta, fertilize olmuş yumurta, oosperm, spermoviyum. Zigot. (karşılık: zigot), Dişi ve erkek eşeylik gözelerinin birleşmesiyle meydana gelen birlik.
Eklenti yumurtalık : Yumurtalığın ikiden fazla olmasıyla belirgin yapılış bozukluğu, artık yumurtalık, aksesör ovaryum.
Epipelajik yumurta : Su yüzeyine yakın olarak ayrı ayrı veya jelatinli torbalar içinde yüzen pelajik yumurtalar.
Fertilize olmuş yumurta : Döllenmiş yumurta.
Gözlenmiş yumurta : Döllenme sonrasında üzerinde iki küçük siyah leke oluşmuş olan yumurta.
Ilıh yumurtda : Rafadan yumurta.
İnce kabuklu yumurta : Yumurta kabuğunun çok incelmesi durumu. Yumurta azalması sendromu ve DDT zehirlenmesinde görülür.
Kalıntı yumurtalık sendromu : Ovariohisterektomi yapılmış köpeklerde fonksiyonel yumurtalık dokusundan bir parçanın karın boşluğunda kalması ve kalan parçanın yeniden damarlaşması sonucu endojen hormonların salınması sonucu kızgınlık belirtilerin ortaya çıkması, ovaryan remnant sendromu, ORS.
Kış yumurtası : Birçok tatlı su hayvanının kışı bozulmadan geçirmek üzere kalın bir kabukla örtülü yumurtası.
Kistik yumurtalık : Normal antral folikülden iki üç kat daha büyük yuvarlak kistik yapı bulunduran yumurtalık, kistik ovaryum. Bu kistik yapılar infertilite nedenidir.
Mezolekital yumurtalar : Vitellus adı da verilen lekitus maddesi eşit dağılım göstermeyen ovum. Bu gruba giren kurbağa yumurtalarında vitellus maddesi vejetatif yarıma yerleşmiştir.
Mozaik yumurta : Yumurtanın sitoplâzmasınm farklı kısmlarında bulunan tayin edici maddelerle gelişmesinin yönlendirildiği yumurta.
Nispi yumurta verimliliği : Bir üreme periyodunda birim canlı ağırlık veya uzunluk başına elde edilen toplam yumurta sayısı, nispi fekondite, nispi fekundite, oransal fekondite, oransal fekundite.
Olgun yumurta : Yumurta sarısı oluşumunu tamamlamış, yağ damlacıkları çekirdeğe yakın bir noktada tek kütle durumuna gelmiş ve döllenebilir özellikteki yumurta. Döllenmeye hazır yumurta.
Olgun yumurtalık folikülü : Graaf folikülü.
Pelajik yumurta : Özgül ağırlıkları ortam suyundan daha hafif olan ve tabana batmayıp suyun hareketleriyle yer değiştiren yumurtalar.
Polikistik yumurtalık hastalığı : Hiç yavrulamamış veya çok doğum yapmış erişkin köpeklerin, yumurtalıklarında 1-12 mm çapındaki çok sayıda ince duvarlı kistlerle ve hiperöstrojenizmle belirgin hastalığı.
Polilesital yumurtalar : Çok olan vitellus maddesi hücrenin büyük bir kısmında yer alan ve az olan sitoplazma çekirdekle birlikte animal kutupta bulunan yumurtalar. Kanatlı hayvan ve balık yumurtaları bu gruptandır.
Salt yumurta verimliliği : Olgun dişi bir balığın ovaryumlarındaki toplam yumurta sayısı, absolut fekundite, salt fekondite, salt fekundite.
Sentrolesital yumurta : Böcek yumurtalarında olduğu gibi, vitellüs maddesinin yumurtanın merkezine toplandığı bir yumurta tipi. Birçok eklem bacaklıda yumurta sarısı içermeyen, az miktarda sitoplazmanın ortasında bulunan bir çekirdek ve bu yapıyı çevreleyen çok miktarda sitoplazmadan oluşmuş yumurta biçimi. Bir yumurta tipi olup vitellüs maddesi yumurtanın orta bölgesinde toplanmıştır. Örnek: Böcek yumurtaları.
Sertleşmiş yumurta : Yumurtaların suyla temas etmesiyle kabuk gözeneklerinden ve mikrofil deliğinden su alarak şişmesi.
Tek yumurta ikizleri : Bir yumurtanın, bir sperma ile döllenmesinden sonra, yumurtanın ileriki safhalarda ikiye bölünerek birbirlerine çok benzeyen iki yavru meydana getirmesi. MZ ikizleri.
Tek yumurta ikizliği : Tek fertilize olmuş ovumun bölünmesiyle oluşan ve her bir yarısının diğer yarısı aynı olan tek yumurta ikizleri, monozigotik ikizlik, identikal ikizlik. Bu tip ikizlikte iki adet amniyon kesesi, bir adet koryon kesesi ve ortak bir plasenta veya gelişen iki adet blastosistin nodus embriyonalisten tamamen ayrılmamasıyla yapışık ikizlik biçimlenir.
Telolesital yumurta : Vitellüs maddesinin yumurtanın bir yanına yağılmış olduğu bir yumurta tipi.
Tuz yumurtlamak : Sabırsızlık ve kaygı nedeniyle uyuyamamak. Korkmak, heyecan duymak.
Yamur yumur : Eğri büğrü (yuvarlak nesneler için).
Yapay yumurtlama alanı : Balıkların yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin.
Yapışkan yumurtalar : Kabuklarında yumurtanın suya temas etmesiyle aktif duruma geçen yapışkan tabakası bulunan yumurtalar.
Yumurca : Anasonun arasında yetişen kokulu bir bitki. Afyon ilinde, Sandıklı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Yumurcaklı : Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Yumurda : Yumurta.
Yumurda basmak : Kuluçkaya yatmak.
Yumurda toğurmak : Yumurtlamak.
Yumurgan : Tespihböceği.
Yumurlanmak : Bir araya gelmek, toplanmak.
Yumurmak : Yoğurmak. Becermek. Derleyip toplamak. Ezip büzmek, iki kat etmek. Bozmak, harap etmek.
Yumurta albümini : Kanatlı yumurtalarının akı içerisinde bulunan albümin.
Yumurta ana gözesi : (karşılık: oogonyum), Dişi eşeylik organında yumurtaları meydana getiren ana gözeler.
Yumurta ana hücresi : Dişi eşey organında yumurtaları meydana getiren, mitoz bölünme yeteneğinde olan ana hücreler. Oogonyum.
Yumurta azalması sendromu : Tavuklarda yumurta kabuğu kalınlığında incelme, yumuşama, kabuksuz yumurtlama ve yumurta veriminin yaklaşık % 40 oranında azalmasıyla belirgin adenovirüs enfeksiyonu, yumurta azalması sendromu-76, EDS-7. Ördek, hindi ve bıldırcın gibi diğer kanatlı türleri de duyarlıdır.
Yumurta azalması sendromu 76 : Yumurta azalması sendromu.
Yumurta bırakımı : Yumurtalıktan yumurtaların bırakılması. Ovulasyon.
Yumurta dişi : Yumurtadan çıkan kanatlı embriyolarında, yumurta kabuğunun kırılmasında kullanılan ve yumurtadan çıktıktan sonra düşen, gaganın ucundaki çıkıntı.
Yumurta eldesi : Laparoskopi yahut ultrason rehberliğinde bir iğneyle preovulator folikülden yumurta hücresinin aspire edilerek alınması.
Yumurta kabuğu : Birçok sestod da, embriyonik blastomerlerden köken alan dış zarın katkıda bulunduğu yumurta kabuğu. Yumurtayı dış etkilere karşı koruyan ve büyük çoğunluğu kalsiyum karbonattan oluşan ve yumurtaya şeklini veren kısmı.
Yumurta kabuğu unu : Yumurta kabukları ve yumurta kabuğu zarının kurutulmasıyla elde edilen bir ürün.
Yumurta kanalı : Yumurtalan, yumurtalıktan dışan taşıyan kanal. Ovidukt. Ovaryumdan uterusa uzanan tüp, fallop borusu, ovidukt. Yumurtalıktan döl yatağı boynuzlarına kadar zikzaklarla uzanan, boru biçiminde, biri sağda diğeri solda yer alan, başlangıcında ampul biçimindeki genişleme gösteren ve sonra daralan, yumurtlamadan sonra yumurtanın alınıp döllenmenin oluştuğu, döllenmiş yumurtanın embriyolojik bölünme aşamalarını geçirdiği organ, tuba uterina, ovidukt, fallop tüpü, fallopi kanalı, salpinks, döl yatağı borusu. (karşılık: ovidukt)Yumurtaları yumurtalıkdan dışarı taşıyan kanal.
Yumurta kanalı gebeliği : Yumurta kanalında gelişen döl yatağı dışı gebelik, ovidukt gebeliği, tubal gebelik.
Yumurta kanalı tıkanıklığı : Doğuştan bir yapılış bozukluğu, enfeksiyon veya yaralanma sonucu yumurta kanalı iç çapının tam veya kısmı tıkanması, ovidukt obstrüksiyonu. Yapışmalar yumurtanın geçişini engelleyerek kısırlığa neden olabilir.
Yumurta kanalı yangısı : Yumurta yollarının çoğunlukla çift taraflı yangısı, salpingitis. Enfeksiyonların çoğu döl yatağından yayılır En alt düzeyde yangısal değişimler bile epitel hücreleri kolaylıkla dökülür veya silyumları kaybeder. Kronik yangılarda mukoza tümüyle yıkımlanır ve bağ doku artışı ve hücresel infiltrasyon lümende tıkanmaya yol açar.
Yumurta kanallarının bağlanması : Hayvanı kısırlaştırmak için yumurta kanallarının ligatüre edilmesi, tubal ligasyon.
Yumurta kapsülü : Sestodlarda uterus bulunmadığı durumlarda bir veya daha fazla sayıda yumurta içeren yapı.
Yumurta keseli larva : Yumurtadan çıkmış fakat dış beslenmeye geçmemiş ve yumurta sarısıyla beslenmeye devam eden larva.
Yumurta kesesi : Bir balığın yumurtalarını çevreleyen zar. Larvaların beslenmesi için gerekli yumurta sarısını içeren kese. Döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastosistin ortasında oluşan besin maddelerinden zengin sıvıyla dolu boşluk.
Yumurta oluşması : Dişi eşey organında, yumurta ana hücresinin, primer oosit ve sekonder oosit evrelerini geçirerek döllenmeye hazır yumurta hücresini meydana getirmesi. Oogenez. Dişi eşey organında, yumurta ana hücresinin, primer oosit ve sekonder oosit evrelerini geçirerek döllenmeye hazır yumurta hücresini meydana getirmesi, oogenez. (karşılık: oogenez), Dişi eşeylik organında, yumurta ana gözesinden birinci dereceli oosit ve ikinci dereceli oosit evrelerini geçirerek yumurtanın meydana gelip olgunlaşması.
Yumurta örtüsü : Yumurtanın dış glikoprotein örtüsü.
Yumurta piçi : (Podiceps ruficollis) Dalgıçkuşları (Pygopodes) takımının yumurta-piçigiller (Podicipedidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 24 cm. Tüyleri kara, kahverengi, yeşil karışıktır. Orta ve ve Güney Palearktik bölge ve Afrikada göl ve su birikintilerinde yaşar.
Yumurta piçigiller : (Podicipedidae),iyi bilinen türleridir.
Yumurta sızıntısı : Yumurta kabuğunun çatlaması ve zarın gerilmesi nedeniyle yumurtanın akıntı veya sızıntı yapması.
Yumurta şekil indeksi : Yumurtanın genişliğinin uzunluğuna rölatif oranı.
Yumurta tepeciği : Yumurtalıkta olgun foliküllerde korona radiyatanın dışında birkaç sıralı yarımada biçimindeki hücreler topluluğu, kumulus ovoforus.
Yumurta verimliliği : Bir dişinin bir yıl içerisinde oluşturduğu toplam yumurta sayısı, fekondite, fekundite.
Yumurta yoğunluğu : Yumurtanın değişik oranlardaki tuzlu suda yüzdürülmesiyle hesaplanan, yumurta kabuk kalitesinin ölçülmesinde kullanılan değer.
Yumurtacı ırklar : Otuz iki haftalık yaşın üzerinde yumurta üretimi için yetiştirilen ve en yaygın olarak tavuk ve ördekler için kullanılan bir terim.
Yumurtacı tavuklarda kafes yorgunluğu : Kafes yorgunluğu.
Yumurtadan çıkmak : Yumurtadan civciv çıkması işlemi. Kuluçka makinesiyle civciv çıkarma işlemi.
Yumurtadan yumurtaya nakil : Babesia türleriyle enfekte kenelerin etkenleri yumurtalarıyla yeni nesillerine aktarmaları, transovaryal nakil, vertikal nakil.
Yumurtalı dönem : Dişi balığın yıl içerisinde yumurta taşıdığı süreç.
Yumurtalığın sertoli leydig hücreli tümörü : Arenoblastom.
Yumurtalıh : Tavuk yumurtalığı.
Yumurtalık atardamarı : Dişilerde, erkeklerin a. testicularis'inin karşılığı olan ve aorta abdominalis'ten çift olarak çıkarak dorsal karın duvarından mezovaryuma, buradan da yumurtalığa ulaşan atardamar, arterya ovarika.
Yumurtalık folikülü : Yumurtalığın korteksinde çeşitli gelişim kademelerinde bulunan foliküllerden herhangi biri.
Yumurtalık gebeliği : Döllenmiş yumurtanın gelişmesini yumurtalık üzerinde sürdürmesi biçiminde görülen döl yatağı dışı gebelik, ovaryum gebeliği.
Yumurtalık kalkanı : Yumrukoyuncularının karşılaşma sırasında istemli ya da istemsiz vuruşlara karşı yumurtalıklarını korumak için taktıkları kauçuk, bakalit ya da plâstik koruyucu.
Yumurtalık kesesi : Yumurtalık cebi, Lig. ovarii proprium ile mesosalpinx arasında oluşan kese, bursa ovarika.
Yumurtalık kisti : Bir veya her iki yumurtalıkta yer alan on günden daha uzun süre varlığını sürdüren değişik sayılarda içleri sıvıyla dolu dinamik yapılar, kistik ovaryum dejenerasyonu, ovaryum kisti. Foliküler veya lüteal nitelikli olabilirler ve fertiliteyi olumsuz etkilerler.
Yumurtalık yangısı : Piyometralı ineklerde korpus luteumun patlatılması, sığırlarda karın zarı tüberkülozu ve brusellozis gibi leğen bölgesindeki hastalıkların seyri sırasında ve ender olarak görülen yumurtalık dokusunda oluşan doku reaksiyonu, ovaritis, ooforitis.
Yumurtalıkta folikül içi kanama : Buzağılarda, köpeklerin folikül kistlerinde ve ineklerin atretik foliküllerinde veya ovulasyon sırasında yumurtalıkta oluşan kanama. Kısraklardaki şiddetli olabilir ve ölümle sonuçlanabilir.
Yumurtalıkta seröz inklüzyon kisti : Yüzey epitelinin yumurtalık içine girmesi sonu oluşan patolojik boşluk. Hormonal olarak etkin değildir, ancak çok sayıda ve büyük olduklarında ovulasyonu engelleyebilirler.
Yumurtamantarı : Çok lezzetli bir mantar çeşidi.
Yumurtamsı : İçice özdekli zarlarla yapılı, elipsoid ya da yuvarsı balık yumurtası biçiminde tanecik.
Yumurtanın özgül ağırlığı : Bir yumurta kabuk kalite ölçüsü olup yumurtanın havadaki ağırlığının havadaki ağırlık ile sudaki ağırlık farkına oranı.
Yumurtapiçigiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, dalgıç kuşları (Pygopodes) takımından, bacakları vücutlarının çok gerisinde, ayakları yarı perdeli, kuyrukları körelmiş, böcek, balık ve benzerleri yiyen türleri olan bir familya.
Yumurtatepe : Bitlis ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Bitlis ili, Tatvan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Rize ilinde, Kalkandere ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Yumurtaya gelmek : Piliç, ilk kez yumurtlayacak duruma gelmek.
Yumurtda : Yumurta.
Yumurtlağan : Çok yumurtlayan.
Yumurtlama borusu : Böceklerde uygun yere yumurta koymaya yarayan özel bir yapı. Rhodeus gibi bazı balıklarda genital açıklığın bir tüp şeklinde uzamasıyla oluşan yumurta koyma borusu. Ovipozitör. Böceklerde uygun yere yumurta koymaya yarayan özel yapı, ovipozitör. (karşılık: ovipozitör). Bazı dişi böceklerde, yumurtaların gelişmesi için uygun yerlere bırakılmak üzere meydana gelmiş özel bir yapı. Bazı balıklarda eşeylik açlıkığının boru biçiminde bir uzantısı.
Yumurtlama dönemi : Üreme dönemi.
Yumurtlama göçü : Üreme göçü.
Yumurtlama havuzu : Doğal yumurtlamayı sağlamak için akuakültürde bu amaçla oluşturulan özel yapay havuz.
Yumurtlama kanalı : Ekonomik getirisi yüksek olan bir balığın gereksinimleri doğrultusunda akıntı hızı ve su derinliği gibi özellikleri en uygun koşulda tutulan ve kontrol edilen y kumlu çakıllı tabana sahip yapay yumurtlama alanı.
Yumurtlama persistensi : Tavuğun uzun dönem süresince yumurtlama yeteneği.
Yumurtlama rengi : Yumurtlama sürecinde dişi balıkların aldığı renk.
Yumurtlama yoğunluğu : Tavuğun yumurtlama süresi boyunca yumurtladığı yumurta sayısı.
Yumurtlayabilme : Yumurtlayabilmek işi.
Yumurtlayabilmek : Yumurtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Yumurtlayamama : Anovulasyon.
Yumurtlayan balık : Özellikle yumurtlama dönemindeki dişi balık.
Yumurtlayıcı : Organizmadan dışarı bırakıldıktan sonra açılan yumurtalar bırakan canlı. Ovipar. (karşılık: ovipar),Vücuttan dışarı atıldıktan sonra açılan yumurtalar meydana getiren organizma.
Yumurtlayıverme : Yumurtlayıvermek işi.
Yumurtlayıvermek : Aniden yumurtlamak.
Yumuru : Toparlak.
Yumuruh : Yumruk.
Balık yumurtası : Balıkların genellikle sığ yerlere bıraktıkları, üremelerini sağlayan yumurta. Havyar.
Çift yumurta ikizi : İki ayrı yumurtada döllenen ikizler.
Ispanaklı yumurta : Haşlanmış ve yağda hafif kavrulmuş ıspanağın içine yumurta kırılması ile hazırlanan yemek.
Katı yumurta : Lop yumurta.
Kıymalı yumurta : İçine kavrulmuş kıyma konularak hazırlanan yumurtalı yemek.
Koç yumurtası : Kasaplık hayvanların erkeklik bezleri.
Lop yumurta : Suda çok kaynatılmış kabuklu yumurta, katı yumurta.
Paskalya yumurtası : Paskalyada Hristiyanların çeşitli renklere boyadıkları yumurta.
Pastırmalı yumurta : Pastırma kavrulduktan sonra üzerine yumurta kırılarak yapılmış olan bir yemek türü.
Sucuklu yumurta : Kavrulmuş sucuğun üzerine yumurta kırılarak yapılmış olan bir çeşit yemek.
Tek yumurta ikizi : Tek yumurtada döllenen ikizler. Bu ikizlerden her biri.
Yumurcak : Yaramaz küçük çocuk. Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban.
Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.
Yumurta akı : Yumurta sarısını saran az akışkan, albümince zengin, saydam madde.
Yumurta hücresi : Bitkilerde erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, oosfer.
Yumurta ökçe : Orta yükseklikte ve az sivri ayakkabı ökçesi.
Yumurta sarısı : Yumurtanın ortasında bulunan sarı bölüm. Bu bölümün rengi. Bu renkte olan.
Yumurta zarı : Yumurtanın kabuğuyla akını birbirinden ayıran ince zar.
Yumurtacı : Yumurta alıp satan kimse.
Yumurtacık : Canlılarda dişinin, döllenip oğulcuk durumuna gelmesi için çıkardığı üreme hücresi. Kapalı tohumlularda, döllenmeden sonra değişikliğe uğrayarak tohumu oluşturan bölüm.
Yumurtacılık : Yumurtacının yaptığı iş.
Yumurtakökü : Kök boyası.
Yumurtalık : Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ, mebiz. Buzdolabında yumurta koymaya ayrılmış özel bölüm. Adana iline bağlı ilçelerden biri. Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap.
Yumurtlama : Yumurtlamak işi.
Yumurtlamak : Tavuk, kuş, balık vb. yumurta yapmak. Bazı hayvanlar, üremek. Uydurup söylemek veya söylenmemesi gereken şeyi açığa vurmak.
Yumurtlatma : Yumurtlatmak işi.
Yumurtlatmak : Yumurtlama işini yaptırmak.
Yumurtlayanlar : Yumurtlama yolu ile üreyen hayvanlar.
Diğer dillerde Yumrulu kurt anlamı nedir?
Almanca'da Yumrulu kurt ne demek ? : knöthenwurm

Bu kısımda Yumur nedir? Yumur ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yumur tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yumur hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.