Öne nedir, Öne ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Önce, ilkönce.

Biraz ileri, öte.

[Bakınız: öndin].

Öyle.

Teknik terim anlamı:

Önce.

Öne ile ilgili Cümleler

  • “Sıraya koyunca en önemlisini öne almak lazım geldi.”
  • Öne doğru eğildi.
  • Öne çık da seni de görelim.
  • Biraz öne doğru eğilebilir misin?
  • Ali ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.
  • “Siz öne düşün. Ne derseniz onu deriz.”
  • “Yendiğimiz orduların bize üstün gelişi, bu çok acı hakikati önümüze serdi.”
  • “Bu gerekçeyi tam beş yıldır temcit pilavı gibi ev sahibinin önüne koyuyordu.”
  • Ben öne doğru eğildim.
  • Ali öne eğildi.
  • Lütfen öne doğru adım at.
  • Ali öne doğru eğildi ve onu öptü.
  • Onun konuştuğu her sözü anlamak için öne doğru eğildim.
  • Ali Mary'yi öpmek için öne doğru adım attı ama geri adım attı.
  • Ali öne doğru eğildi ve Mary ile konuştu.
  • Bir adım öne çık.

Öne ile ilgili Atasözü veya Deyim

öne almak : bir şey veya bir kimseye öncelik tanımak.

öne çıkmak : diğerlerinden daha iyi olmasından dolayı dikkat çekmek.

öne düşmek : önden yürümek kılavuzluk etmek.

öne sermek : ortaya koymak, meydana çıkarmak, göstermek.

öne sürmek : birini ilk önce harekete geçmesi için önermek ileri sürmek.

temcit pilavı gibi (ısıtıp ısıtıp öne sürmek) : bir şeyi birçok kez tekrarlamak.

 

Öne tanımı, anlamı

Hızlı öne sarma : Öne sarmanın hızlı olanı

Mercek öne : Alıcı yönetmenine, optik öne kaydırma yapması için verilen komut.

Optik öne kaydırma : Optik kaydırmanın öne kaydırma çeşidi.

Öne adım : Ayakta temel duruştan öne doğru atılan adım.

Öne atılım duruşu : Öne bükülü adım duruşunda, gövdenin, öne eğik arkadaki gergin bacakla bir doğrultuya getirildiği ve vücut ağırlığının önde tutulduğu durum.

Öne bağlı : Önce geçen bir kelimeyi işaret etmek üzere zamir gibi kullanılan kelimelere sıfat olur: Adı geçen, kendisi, mezkûr, her ikisi, her biri...gibi.

Öne geçmek : İleri gitmek, üstün gelmek. Önden gitmek, kılavuzluk etmek.

Öne kaydır : Alıcı yönetmenine, alıcıyı öne kaydırması için verilen komut.

Öne kaydırma : Alıcının öne doğru devindirilerek konuya yaklaşması durumu. Geriye kaydırmanın karşıtı.

Öne sarma : Kurgu, gösterim, okuma gibi çeşitli işlemler sırasında filmi, çeşitli kuşakları verici makaradan alıcı makaraya aktarma.

Öne takla : Vücudun yumularak öne doğru yuvarlanması.

Öndin : Önce, ilkönce. İlk kez, önce. Önce, ilkönce, önceden, önden, daha evvel. Avans.

İleri : Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı. Doğrusundan daha çok gösteren (saat). Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön. Önde bulunan. Öne doğru, ileri doğru. Benzerlerini geride bırakmış. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra. Bir şeyin ulaşılacak yönü. "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

Biraz : Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.

Öyle : Onun gibi olan, ona benzer. O yolda, o biçimde, o tarzda. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. (ö'yle) O denli, o kadar, o derece.

 

Önce : İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

Bira : Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılmış olan bir içki, arpa suyu.

Öte : Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera. Bulunulan yere göre karşı yanda olan. Daha fazla, çok. Bir şeyin arkadan gelen bölümü. Dış.

Diğer dillerde Öndövmeç anlamı nedir?

İngilizce'de Öndövmeç ne demek ? : cogging press