Öğürmek nedir, Öğürmek ne demek

  • Kusarken veya kusacak gibi olurken "öğürtü" sesi çıkarmak.
  • Böğürmek

"Öğürmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Elini göğsüne bastırarak üst üste öğürdü." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Böğürür gibi ağlamak.

Övünmek.

Köpek havlamak.

Bağırıp çağırmak.

Çiftleşmek isteyen dişi sığır bağırmak, böğürmek.

Diğer sözlük anlamları:

Böğürmek, bağırmak, yüksek sesle haykırmak.

Öğürmek kısaca anlamı, tanımı:

Öğüreceği gelmek : Çok iğrenmek.

Öğürme : Öğürmek işi.

Öğür : Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. Akran. Takım, fırka, zümre. Öğrenmiş.

Çıkarmak : Sonunu getirmek. Göstermek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Yapmak, üretmek. Bulmak, ortaya koymak. Boşaltmak. Sunmak. Sağlamak, elde etmek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Gidermek. Yayımlamak. Fotoğraf çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Yollamak, göndermek. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Hatırlamak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Resim yapmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak.

 

Böğürmek : Öküz, manda, deve bağırmak. İnsan, anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.

Diğer dillerde Öğürmek anlamı nedir?

İngilizce'de Öğürmek ne demek? : v. retch, gag, heave, keck

Fransızca'da Öğürmek : tâcher de vomir; avoir des nausées; beugler

Almanca'da Öğürmek : würgen