Illuminance türkçesi Illuminance nedir

  • Aydınlatma şiddeti.
  • Birim alana düşen ışık şiddeti.
  • Aydınlanma.
  • Işık kuvveti (ışıkbilim).
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Işıksal aydınlık.
  • Aydınlık.
  • Işık akı yoğunluğu.
  • Bir cismin birim yüzeyine düşen ışık akısı.
  • Işık yoğunluğu.

Illuminance ingilizcede ne demek, Illuminance nerede nasıl kullanılır?

Illuminant : Işık veren. Işık. Aydınlatıcı. Parlak. Işık verici. Aydınlatan şey. Lamba. Işıklayıcı.

Illuminable : Netleştirilebilir. Aydınlatılabilir. Belirginleştirilebilir.

Illuminate : Yaldızlı harflerle süslemek. Anlatmak. Işıklandırmak. Işıtmak. Uyandırmak. Tezhip etmek. Donatmak. Tezhip etmek (kitabı veya yazıyı). Aydınlanmak. Aydınlatmak.

Illuminated : Işıklandırılmış. Işıklı. Aydınlatılan. Aydınlatılmış.

Illuminated advertising : Işıklı reklam.

Illuminating : Bilgi verici. Işıklandırıcı. Aydınlatıcı. Işık verici. Aydınlatan. Aydınlatma. Açıklayıcı.

Illuminates : Yaldızlı harflerle süslemek. Aydınlanmak. Işıklandırmak. Anlatmak. Uyandırmak. Tezhip etmek. Aydınlatmak. Donatmak. Tezhip etmek (kitabı veya yazıyı). Işıtmak.

Illuminated text : Aydınlatılmış metin.

Illuminati : Illuminati. Aydınlanmanın yolunu bildiğini iddia eden dini grup veya tarikat. Kelime anlamı aydınlar olan üyeleri tarafından ise ışığın insanları veya aydınlanmışlar olarak addedilen yeni dünya düzenini sağlamak amacıyla kurulduğu iddia dilen gizli bir örgüt.

 

Illuminated signs : Işıklı reklam. Işıklı tabela.

İngilizce Illuminance Türkçe anlamı, Illuminance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Illuminance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute parallax : Başka yıldızlarla bağlantı kurmadan üçgenölçümsel olarak belirlenen ıraklık açısı. Salt ıraklık açısı.

Acceleration due to gravity : Yerçekiminin etkileri nedeniyle yolun artışı. Yerçekimi ivmesi. Serbest düşen bir cismin kazandığı ivme.

Airway : Hava yolu. Solunum yolu. Hava galerisi. Havalandırma galerisi. Uçuş yolu. Hava bacası. Havayolu.

Clearest : Parlak. Ortada. Tam. Bütün. Takıntısız. Açık. Şeffaf. Tiz. Belirgin.

Enucleate : Çıkarmak. Aydınlatma. İzah. Açıklamak. İçini kesmeden çıkarmak. Almak. Aydınlatmak. Nüvesini çıkarmak.

Daylight : Tan. Gösterme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aralık. Gündüzleri güneşin gönderdiği ışınlardan oluşan ışık. sinema ve televizyonda kullanılan doğal ışık kaynağı. yapma ışığın karşıtı. Gündüz ışığı. Gündüz. Şafak. Gün ışığı. Boşluk.

Enlightenments : Bilgi. Aydınlatma. Aydınlanmış olma durumu. Zihinsel veya ruhsal farkındalık durumu. Aydınlanma hareketi. Bilgilenme. Bilgilendirme. İlim.

Light exposure : Aydınlığın süresiyle çarpımı. Işıklanma.

Achondrite : Taşımsı göktaşlarının bir türü olup, içinde küresel tanecikler yoktur. Kumsuz göktaşı.

The revelation : Yeni ahit'in son kitabı. Vahiy. İfşaat. İntikam. Açımlama. Belli etme. -in öcünü almak. Açığa çıkma. İfşa.

 

Illuminance synonyms : brightness level, light, airshaft, brightly, high speed, airglow, glow, current intensity, almak, luminance, albedo, absolute value, revelation, absolute brightness, enlightment, luminousness, enlightenment, aerolite, age of reason, brighter, airways, brightest, absolute orbit, bodhi, illuminations, brightness, clearness, fulgor, accuracy, the enlightenment, luminosity, bright, absorptive power.